2019'da köylere yapılacak büyük göç

  • Ben ilk adımı atarak bu göçü başlatıyorum şu andan itibaren. Tarih beni yazar mı dersiniz '*'
    Şaka bir yana bence zaten olması gerekendir. Millet zannediyor ki büyük şehirlerde iş var, para var. Koşa koşa geliyorlar.
    Büyük şehirlerde açlık, sefalet var, betonlar var, pis hava var, sağlıksız beslenme var, haksızlık var, trafik var kısacası bi kötü koku hakim.

    Köyde imkanlar kısıtlı olabilir ama insanların kafası rahat. Köyde parası olmayıp da aç kalan insan salaktır. Bu kadar net söylüyorum bakın. Diyelim ki paran yok, işin Yok, hiç bir şeyin Yok. Köylü seni aç açıkta koymaz. Kendi toprağına iki tohum eker, sular, büyütür onu yersin. Bir iki ırgatlık eder yevmiye alırsın. Şehirde sana bunu kimse demez. Koskoca sitelerde millet kimle karşılıklı oturduğunu bilmiyor artık. Kıç kadar Fransız balkona ancak çıkıp bir sigara yakarsın. Onu da bulursan. Kimse sana gel burda bir gün kasada dur paranı al da demez.

    Şehir nankördür. Emeğinin karşılığını asla vermez. Asgari ücretin iki katı fiyatı bir evde oturursun. En uyduruk, gecekondu evler bin liradan başlıyor. Tek başına da olsa, aile de olsa evdeki herkes çalışmıyorsa nah yaşarsın o şehirde. Köyde, ilçe merkezinde kiralar 300-600 aralığında aynı İstanbul’da oturduğumuz ev gibi sıfır, temiz, büyük.
    Asgari ücrete şehir sefaleti çekeceksin, gecekondu gibi evde oturacaksın, patrondan devamlı papara yiyecek yine de yaranamayacaksın, gidiş üç dönüş üç vesait günde beş saat leş trafiği çekeceksin. Neymiş ki beden eziyet çekmiyormuş. Tembelsin arkadaşım tem-bel.
    Tarımdan kaçtın, hayvancılıktan kaçtın, üretmekten, emek vermekten kaçtın şimdi oturmuş bi kahve köşesinde okeye dördüncü iken “ne olacak bu ülkenin hali?” Diye maval okuyorsun. Okuma!
    Kaldır kıçını dön köyüne. Toprağına, evine, sahip çık. Sen üret. Toprağa dokun. Araştır, oku. Hiç bir şey kolay değil. Ama en azından kafan rahat olur. Beden de yorulunca kafayı koyduğun gibi uyur, sabah kalkınca kendi sağdığın sütü, bahçenden kopardığın salatalığı yer; eski patronuna “ne çekmişim bunun da derdini, allah selamet versin.” Diye dua edersin belki.

    İnsanın fıtratı dokuzuncu katta oturmaya alışkın değil toprağa yakın olmak, kokusunu almak istiyor be kardeşim anlasana. Ondan mamülsün, el mahkum.

    Bu ülkeden hala umudum var benim. '*'
  • köylüler de şehire kaçmak istediğinden dolayı aslında bir değişikliğin olmayacağı önermedir. köyde büyüdüm. köydeki insanlar yol olmayışından, çamurdan, soba yakmaktan ve ağır işlerden kurtulmak için şehire gitmek istiyor. şu an bana mis gibi gelen tezek kokusundan kaçmak istiyorlar. ama anlamıyorlar şehirler tahmin ettikleri gibi rahat değil.
  • 1 yıldır yaşattığım olgudur.
    Verdiği huzurdan ötürü şehire dönmek gibi bir düşünceye sahip değilim. Eğer işinizi bir köy yada sadece bir kasabada yapabilme ihtimaliniz varsa daha iyi olacaktır. Öğretmenlik görevim için buradayım ve bundan sonrasında da yine köylerde devam etmeyi planlıyorum. Bu kış bağcılık için bir ustaya çırak olmayı, 2 süt keçisi alıp iyice yerleşmeyi de düşünüyorum.
  • şehirde değilim, köy gibi bir alanda yaşıyorum. havada duman yok, fabrika zehri yok. mis gibi ahırlar var. apartmanlar şehirlerdeki gibi dip dibe değil. açık alan ve göleti de var, daha ne olsun. turist murist buralara uğramadan gitmez.
  • Sehirdekiler köye, köydekiler sehire gitmek istiyor. Anlıyacağınız elinde olmayan şey insana daha cazip geliyor.
  • İçine edilmedik, bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar köyün de tehlikede olduğunu gösterir. Zira doğayı katletmekte üstümüze yok milletçe.
  • Davulun sesi insana uzaktan hoş gelir. Köy romantizmi yapıyorsunuz. Köylü aç bırakmaz yok köylü şöyle yok köylü böyle. Şehirlerde yaka silktiğiniz insanların babası, anası, dedesi onlar belki de. Onları onlar yetiştirmedi mi? Ne kolay uzaktan konuşmak. Köylü dediğin minnet beklediğin adam sınır komşusuyla 1metre yer için ne kavgalar ediyor. Hatta cinayetler işleniyor. Yok seni besleyecekmiş aç bırakmazmış. Tabi canım inandım inandım. Sen üretince sanıyor musun ki markettekiyle aynı fiyata ürünü satacaksın? Sen her ürettiğin kalacak mı sanıyorsun? Domuzu var, tilkisi var ve daha envai çeşit hayvanı var. Yok süt yok bilmem ne. Bir inekten bir litre süt sağmak için ne kadar uğraşmak gerekiyor deneyimlediniz mi? Kış günü hayvanım donar mı diye düşünüp litre litre su ısıtıp buz üstünde ahıra gittiniz mi? Yem kardınız mı? Aman canım hayvanı salarsın otlar diye düşünüyorsunuz ya o işler öyle olmuyor. Mera kaldı mı hiç araştırdınız mı? Kendimize has ata ırk hayvanımız var mı diye sorsan öyle bakacak adam köy romantiği oluyor. Hayvanını sağmak demiştik ya hani sağarken o memeyi yanlış çekmek bile o memeyi körlüyor biliyor musun? O sıcağın 40 45 dereceyi bulduğu zaman tarlada çalışmak zorunda kalmak ne demek biliyor musun? Ya da yağmur düşmedi diye ana babanın ağladığını görmek nasıl bir duygu? Çiftçi 1 kilo buğdayı 1tl 20 kuruşa satıyor ama ettiği masraf 1tl? O aman nolacak 20 kuruş 25 kuruş dediğimiz paralar için 40 derece altında durmadan çalışmak çiftçilik. Köyde yaşamak tüm sabrını, sevgini tarlaya verip evladının kalbini kırmaktır. Hani akşam yatarsın diyorsun ya sabah uyanırsın dinlenmeden çalışmaktır köy hayatı. Yumurtamı tavuk altından alırım tazecik diyorsun ya bir gecede 100tane tavuğu tilkiler gelincikler boğazlamasıdır köy hayatı. İnsanın insanca yaşamak için yüzünü toprağa vermesidir köy hayatı. Her şeyi okumak diyorsunuz ya o işler olmuyor öyle. Bir işi hobi olarak yapmak var ve geçim kaygısıyla yapmak var. Faturan nasıl ödenecek? Traktör deposu ne kadara doluyor biliyor musunuz?