1930'da kanada'da çizilen türkiye karikatürü
-
https://teyit.org/wp-content/uploads/2017/12/kanada-kadinlara-secme-hakki-verilmesi-karikatur.jpg
burda görülen karikatürdür. Seçme ve seçilme hakkını birçok medeni ülkeden önce Türk kadınına tanıyan Mustafa Kemal Atatürk'ü bir defa daha minnetle ve saygıyla anmamızı sağlar.
Dünya üzerinde hiçbir savaşta kadınlar, Türk kadınının kurtuluş savaşında verdiği emeği ve çabayı göstermemiştir. -
Nerden nereye gelmişiz. -
Geçtiğimiz yıllarda Almanya'da çizilen karikatürden oldukça farklıdır.
karikatür -
(bkz: modernitenin demokrasiyle bir alakası olması)
fransız ihtilali sonrasını da hukukta modernleşme diye tanımlıyorlar. yani siz karar alma mercî olarak bir meclis belirleyip, içerisine halkın seçtiği mebuslar atayınca ve halka da belirli aralıklarla bu mebuslardan dilediğini temsilci olarak seçme özgürlüğünü tanıyınca;
modernleşmiş oluyormuşsunuz.
ben de antepliyim.
___
edit. bunun türkiye'yle ne alakası var?
hani yeni türkiye devleti'nde yasama yürütme yargıda yenileşme yoluna gidildi ve bu iyi bir şey vehmi uyandırıldı ya toplumda, tamam kadına seçme hakkının verildiği ilk ülklelerden biri olmak onur verici.
fakat yapısal bir bozukluk var anlatabiliyor muyum? bu türkiye ya da atatürkçülükle ilgili bir noksanlık değil. onu dile getirmiyorum. bu dünya çapında körü körüne yapılmış toplu bir yanlış değer atfetmeden başka bir şey değil - neye? tabii ki demokrasiye (en azından bana göre).
yani fransız ihtilali sonrası maiyyetini delen milletler patır patır demokrasi pratikleri kurmaya başladılar ve bunu "modernizm" başlığı altında yaptılar ya, tam olarak ondan bahsediyorum.
fazla uzatmak istemiyorum. günümüzde kitaplar artık, fransız ihtilalinin birkaç densizin sehven yaptığı bir hata oluşunu, özgürce dile getiriliyor.
düşünün. bu "sehven hata"dan güç alarak devletler yıkıldı, devletler kuruldu. devletler modernleşti. krallar lağvedildi. saraylar yağmalandı.
uzatmak istemiyorum. çağın "olağanüstülük" atfettiği her şeye bir de dışarıdan arı bir akılla bakması gerekir insanoğlunun, ki objektiviteyi yakalayabilsin.
yoksa da bizim"güdülmüş koyunlar" olduğumuzu iddia ederler, öyle değil mi?
_______
edit2. yanlış anlaşılmasın, başlığı açan arkadaşı eleştirmedim bu entrimde.
