düşün ki o bunu okumuyor


  • biliyorum burayı okuma ihtimalin var, o sebeple bu başlığa geldim. yoksa tam tersi olana giderdim.

    dostluk kavramını epeyce sorguladım bu sıralar. gerçekten de zor kazanılır ve zor kaybedilirmiş sanırım. şuna kalpten inanıyorum ki gerçekten bir dostun olduğunda eskiden tanıştığın ve dost sandığın kişilerin yalnızca birer arkadaş olduğunu fark ediyorsun.

    işte ben de bu farkındalığı yaklaşık 1-1.5 sene önce senin sayende yaşadım. tabii ki ilk zamanlarda da yakın olduğumuzu sanıyordum, zaman geçtikte ne kadar ilerlediğimizi fark ettim. hangi güçlükleri aştığımızı, hangi maceralara kapıldığımızı, içtiğimiz biraları, bana yaptığın yemekleri (aşırı lezzetliydi ama tarhana acı oluyor genelde), belki gönülsüz de olsa her gün yaptığın pansumanları, sırf yalnız kalmamak için saat fark etmeksizin her doktor kontrolüme gelişini, gece boyu başımda beklediğin günleri düşünüyorum. iğrenç anlarıma tanık olduğun için hâlâ utanırım biraz... ama olsun, mecburdum sonuçta. hep benim için yaptığın şeyleri sıralıyorum, bundan öncesinde de tabii ki seni yine aynı derecede çok sevip saydım. ama dostluk kavramını kuvvetli yaşamamış biri olarak her zaman bunların çok önemli olduğunu düşünüyorum.

    sana duyduğum sevgi o kadar kuvvetli ki kalbimin bu zamana dek hiç bu kadar kasıp kavrulduğunu hatırlamıyorum. sana olan umudum o kadar fazla ki kendimi hiç bu kadar güçlü hissetmiyordum. seninle olan, seninle geçirdiğim her anın ne kadar kıymetli olduğunu şimdi fark edebiliyorum. birbirimizden uzak kaldığımızda, aslında birlikte yürüdüğümüz o yolların hepsinin adeta cennete çıktığını şimdi fark edebiliyorum. hayat belirsizdir, önümüze neler çıkacağını bilemeyiz. ancak bu evrenin koca belirsizliğinde hayatımda belirlediğim şeylerden birisin. fazla şımarma ama bak yani yazıyorum falan ama ağlıyorsan da (ki muhtemel) ağlama.

    birlikte yeşil lokumlarla poker oynadığımız günlere geri dönelim veya yenilerine kavuşalım. bahsettiğin gibi 390'da bi' sağa bi' sola savrularak ve sohbet etmeye çalışarak yolculuk yapalım. ders çıkışında erkenden hazırlandığım için seni bekleyeyim, sonra sen acele etme diye geri vicdan yapayım falan. ve en önemlisi seni zorla levant'a götüreyim ve falafel falan yiyelim. neyse bu iş gece atıştırmalığına dönmesin.

    buraya kadar okuduysan tebrik ederim cidden, ben yazarken yoruldum. lütfen sana yaptığım haksız ve farkında olmadan kötü davranışlarım olduysa beni affet. sana dostluğumuzun simgesi olması için 2-3 şarkı bırakıyorum. umarım beğenirsin, beğenmezsen de sen bana öner. 200 tane şarkı bile atabilirsin çünkü sana hep müsaitim şeker miniğim. (ha bir de sözlerine bak yani boşuna atmıyoruz bu şarkıları)

    james taylor - you've got a friend
    sözler

    dionne warwick- that's what friends are for
    sözler