düşün ki o bunu okuyor


  • yol soran bi kadının bile yüzüne on saniye baksam sana dönüşüyo.

    o günden bu yana başından geçenleri biliyorum. o günden bu yana başımdan geçenleri anlatsam ağlarsın, ağlama diye yazmıyorum.

    güzel bir geleceğin üzerine bir sünger çekmiş olmanı kabullenemiyorum aradan 48 gün geçmişse de çıkmıyorsun rüyalarımdan. hele bir tanesi.. şarabı nasıl içmeyi sevdiğimi bilirsin. "su içmem lazım ama su içemiyorum" dediğim rüyamda dudaklarıma sundun şarap gibi.

    seni tanıyan kaldırım taşı bile hesap soruyor bana ama her seferinde kızdığın cevabı veriyorum, "ben bişey yapmadım".

    vicdanım rahat, elimden gelen her şeyi yaptım, yapmamam gereken şeyleri bile. ama hayat vicdanı rahat olanlar için de hiç mutlu bi yer değilmiş.

    dinlediğim her şarkı daha melodisinden sana varıyo.

    konak'a yürüdüğümüz yolda kaçtın benden yine bir gece, tüm gece peşinden koştum, ağlarken rüya olduğunu farkedip uyandım. camdan sarkıp bir sigara yaktım. sonra tekrar uyudum belki seni bulurum ümidiyle, sabah olmuş. keşke olmasaydı. olmasaydı belki bulurdum seni ve kalırdım bulduğum yerde yine tüm dünyada sadece ikimizmişizcesine öpüverirdim yol ortasında, sen sevmesen de.

    sana, tercihlerine, hayatına saygımdan yoksun listemde, tam da olmamanı istediğim bi yerden attığın bir hikaye. benden de uzak, deryaya yakın. senden haberdar olamıyor olmak, senden iyi bir haber vardır ümidiyle bakmak tüm eş dostun gözlerinin içine, onlara da sorumluluk yükledim tek kelime etmeden. gözlerim her dolduğunda konuyu değiştiriyorlar.

    çok kızgınım sana, aklın alamayacak kadar da kırgın, en az senin kadar. duvarların üstüme üstüme geldiği her akşam ayaklarım kapına getiriyor beni olmaz da belki yenmişsen yükseklik korkunu çıkmışsındır balkona da görürüm en azından. her akşam.

    beni maaşa bağlayan yer anılara da bağlıyor, faiziyle. hala balkondan baktığımda kediyle muhabbet ederken görüyorum seni. seni bir tek anılarda görüyorum.

    fotoğrafları derleyip sildim, sildiğim gibi de geri çıkardım sabahlara kadar uğraşıp. fotoğrafları silecek kadar gaddar, bitirmiş olduğumu düşünme, hayaller kurarak aldığımız eşyaların dolabının kapağı aralansa gözlerim doluyor. ayaklarıma bile bakamıyorum, ben tepeden tırnağa senken.

    okursan üzülürsün diye buraya yazdım. üzül istemiyorum, ama oku istiyorum. ve bilmeni istiyorum, biz zaten birbirimize bağlanmışken bizi bir yüzükle bağladıklarını düşündüğü geceden sakladığım bir dal yaprağım duruyor hala.

    bazı sebeplerden bizi parmağından atamadığın dönemlerden haberdarım, ama bir sokak ortasında yumruklanırken cebimde taşıyordum bizi, o zaman bile söylemedim "seni sevmiyorum" yalanını.

    seni hala çok seviyorum ama korkuyorum bigün bir davetiye düşer önüme, adının yanındaki kalpten sonra bir başka erkek ismi görürüm. o ana kadar taşıyacağım umudu. o an gelirse umudumu da ruhumla birlikte bir şişeye doldurur fırlatırım denize, çevreyi kirletirim, yerlere tükürürüm, selam vermem kedilere, köpeklere, bindiğim otobüste yaşlılar ayakta gider, iyilik görürüm ama teşekkür etmem, sigaramı ağaç diplerinde söndürürüm, küçük çocukların yüzüne korkunç suratla bakar ağlatırım onları.

    çok içtim o gün. 15 yılım bitivermişti bi anda. içimin acısını anlamanın mümkünatı çok düşük, çünkü sen 15 yıl sevmedin beni. sevgimizde 13 yıl kıdemliydim de belki aciziyetim bu yüzden doluştu onca kadehe. babamı tanıyamadım, yanında yere düştüm, geri kalktım. özür dilemiyorum, yine olsa yine yaparım çünkü alkolün olduğu zamanlar senin yoksunluğunu yaşıyorum, ama senin yanımda, ellerimde olduğun zamanlar alkolün icadının dahi farkında değildim.

    çok gerginim. ellerim hala titriyor, 48. gün bugün. geceyarısı dayanamaz bi kadeh doldururum şimdiden söylüyorum çünkü benim olmadığım ve yenice ölümsüzleşmiş bir fotoğrafta çok güzel gülüyorsun.

    yalanlar gelir kulağına, iyi derler, mutlu, toparlamış. inanmayacağından eminim ama iyi olduğuma ikna olmak istediğinden inanmış gibi yaparsın muhtemelen. belki de Allah belamı versin istiyorsundur da istemezsin ki.

    istemezsin çünkü bilirsin sarılırken saçlarını acıtınca nasıl kahrolurum. unuttun mu? unutacak mısın? unut, çünkü ben hiç mutlu değilken bile en azından artık sen mutlu ol diye dualar ediyorum Allaha, her sabah. herkes gece dua ediyor belki arada kaynar gözden kaçar diye sabahları ediyorum Tanrımla başbaşayız gibi gelir hep. oysa ben ona seninle ne kadar mutlu olduğumuzu göstermek istemiştim. yukarıdan parmağıyla işaret ederdi bizi belki "ulan ne yaratmışım be şunlara bak" der gibi gök gürülderdi gün ortasında.

    her neyse.
    hala 11.
    hatta 22.
    iyi geceler diler, burnundan öperim.