patlıcan yangınları


  • 18. ve 19. yüzyılda istanbul'un bazı bölgelerinde aynı mevsimde ve aynı sebeplerden meydana gelen yangınların genel adıdır.
    patlıcan sevdası yüzünden ağustos ve eylül aylarında istanbul'da sıkça yangınlar görülürmüş.
    yangınların bazıları evlerin bahçelerinde patlıcan közlemek için yakılan mangallardan oluşmuş, bazıları ise patlıcan tavasının ateşte unutulması ya da kızgın yağın içine su damlamasıyla olmuş.
    Bir zamanlar, “patlıcan mevsimi gelince, istanbul’da deliler ile yangınlar çoğalır.” diye bir deyim varmış. Bu, patlıcan mevsimi olarak bilinen Ağustos ayında sıcaktan bunalan insanların sayısının arttığı ve sıcaktan kavrulan ahşap yapıların çabuk yandığı için söylenmiş bir deyimdir.
    dikkatsizlikler yüzünden bu güzel şehirde arka arkaya büyük yangınlar çıkmış. patlıcanı közlerken ya da tavada pişirirken çıkan yangınlar önce bir evi daha sonra bir sokağı ve daha sonra da mahalleyi sarar büyük kayıplara yol açarmış.
    Özellikle yaz mevsiminde patlıcan kızartılırken çıkan bu yangınlara halk “patlıcan yangınları” adını koymuş. Evlerin birbirlerine bitişik ya da yakın olması ve sokakların dar olması nedeniyle yangın kısa sürede mahalleye daha sonra da semte yayılıyormuş.
    Patlıcanı kaynayan yağda kızartma alışkanlığı yangınların başlıca nedenlerinden biriymiş. diğer önemli bir neden ise mangalların söndürülmeden bırakılması ve rüzgârın kıvılcımları dağıtmasıyla oluşan yangınlarmış.
    Bir zamanlar gazetelerde “Patlıcan mevsimi geldi. Hanımlar yangına dikkat!” diye ikazlar çıkarmış ve halk Muskalar yazdırıp adaklar adarmış. bir rivayete göre padişah çıkan yangınlar yüzünden bir süre patlıcanın istanbul'a girişini yasaklamış.
    patlıcan yangınları bazen o kadar büyük olurmuş ki binlerce evle birlikte sanat eserleri, kütüphaneler, el yazmaları, konaklar ve nice canlar yangında yok olmuş.

    kaynak: kaynak kaynak 2