engelleme seçenekleri



ohen kullanıcısı size özel mesaj gönderemez.


ohen kullanıcısının yazdığı hiçbir entryi görmezsiniz.


ohen kullanıcısının açtığı hiçbir başlığı görmezsiniz.
not: bu engelleme türü önerilmez (bkz: #46343)


100duracell tavşanı (1061)
451· 57· 10· 2· bugün
dünya tarihinin görüp görebileceği en büyük ve en değerli lider..

ATATÜRK BENZERSİZ BİR KAHRAMANDIR..

zekası, BİLGİSİ, KÜLTÜRÜ ve ileri görüşlülüğü ile 100 yıl önceki söylemlerini bugün çok daha iyi anlayabiliyoruz..
...devamını oku
dünya tarihinin görüp görebileceği en büyük ve en değerli lider..

ATATÜRK BENZERSİZ BİR KAHRAMANDIR..

zekası, BİLGİSİ, KÜLTÜRÜ ve ileri görüşlülüğü ile 100 yıl önceki söylemlerini bugün çok daha iyi anlayabiliyoruz..

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'Ü ANLATMAYA NE SATIRLAR NE SAYFALAR NE DE ansiklopediler YETER..

çok özlüyorum son büyük liderimi, son büyük öğretmenimi, son büyük kumandanımı..
entry akışı (yeni)
klasik görünüm
  • geceye bir bilgi bırak

    yorulduğumuzda neden gözlerimizi ovuştururuz? bunun üç tane önemli nedeni vardır. birincisi: yorgunluk gözleri kurutur, ovuşturmak daha fazla gözyaşı üzetimini sağlar. ikincisi: yorgunluk gözlerin kapanmasına yol açar, ovuşturmak onların açık kalmasına yardım eder. üçüncüsü ise, gözleri hareket ettiren kaslarla kalp arasında bir bağlantı vardır, ovuşturmak kalbi yavaşlatır ve yorgunluk hissini azaltır.
  • şortla çöp attın diye saldırıya uğramak

    tayyip efendinin hayalindeki yeni Türkiye. birbirlerine saygısı olmayan, karşıt görüşlülerin düşman görüldüğü, cinsiyet ayrımcılığının zirve yaptığı, her türlü ötekileştirmenin olduğu orta çağ artığı kıytırık yobaz bir bedevi devleti örneği. bunlar yüzünden güzel ülkemizin güzel insanlarına çok yazık oluyor.
  • gadjo dilo

    romanya-fransa yapımı sinema filmidir..

    yönetmen koltuğunda Tony Gatlif oturmaktadır..

    başrolde Romain Duris ve Rona Hartner oynuyor. diğer önemli rolde ise izidor Serban'ı izliyoruz..

    filmde babasından yadigâr bir kasetle şehir şehir dolaşarak kasetteki şarkıyı söyleyen kadını arayan Stéphane'nın başından geçenleri izliyoruz..

    Gadjo Dilo filmi usta yönetmen Tony Gatlif'in Çingene Üçlemesi serisinin son filmi olma özelliği taşımaktadır..

    oyunculuklar çok doğaldı. Russian Dolls'tan tanıdığım Romain Duris, Stéphane rolünde oldukça başarılıydı. Rona Hartner ise güzelliği ve doğallığıyla filme renk katmış..

    müzikleri çok doğaldı. romanların kıpır kıpır, neşeli şarkılarını bol bol dinleyeceksiniz. özelliklle Tutti Frutti şarkısı çok keyifliydi..

    "çingeneler"e sadece ülkemizde değil dünyanın her yerinde maalesef ikinci sınıf vatandaş muamelesi yapıldığına tanık oluyoruz filmde..

    film âdeta belgesel niteliğindeydi. çingenelerin yaşam biçimini, kültürünü, müziklerini, acılarını, sevinçlerini, danslarını ve daha fazlasını izliyoruz Gadjo Dilo'da..

    çingenelerin dünyanın neresinde olursa olsun yaşam tarzlarının birbirlerine benzediğini görüyoruz. ayrıca birbirlerini tuttuklarını, aralarında her zaman güçlü bağlar olduğunu görüyoruz..

    Gadjo Dilo, fransa'da ve dünyada pek film şenliğinden ödülle dönmüştür. aldığı bütün ödülleri hak ettiğini düşünüyorum..

    Tony Gatlif sinemasının öne çıkan unsurlardan olan “yabancılaşma” bu filmde de karşımıza çıkmaktadır..

    filmde dikkatimi çeken bir husus vardı. o da yabancılara(Gadjo) karşı katı tutum sergilemeleriyle bilinen çingeneler, burada bir yabancıya(fransız) kucak açmıştı. bu hem ilginç hem de güzeldi..

    filmde ölen kişilerin ardından yapılan ritüel oldukça şaşırtıcı ve erkileyiciydi..

    Gadjo Dilo'yu izlerken hatırıma emir kusturica'nın dom za vesanje filmi geldi. orada da tıpkı bu filmde olduğu gibi "çingeneler"in gerçek yaşamları anlatılıyordu. bu filmi sevdiyseniz onu da seversiniz..

    Çingenelerin toplumumuzda yerleşmiş bazı klişe tanımları vardır. Hırsız, kirli, kavgacı, pasaklı gibi. bu filmde ise her toplumdan dışlanan, sürekli hor görülen çingenelerin bütün bunlara rağmen neşelerini kaybetmediklerini, hayat dolu yaşamlarını sürdürdüklerini görüyoruz. bu bakımdan saygıyı hak ediyorlar..

    filmde dikkatimi çeken bir başka husus ise kullanılan bazı kelimelerin tanıdık gelmesiydi. yaşadığım çevrede de çingeneler/romanlar bulunuyor. romanya'da çingenelerin kullandığı "şugar" ve "mokar" gibi kelimeleri ülkemizdeki çingenelerin de kullandığını fark ettim. üstelik buradakilerin onlarla bir bağı olmadığı hâlde..

    film kış mevsiminde geçmesine rağmen son derece sıcaktı..

    etkileyici, samimi sıcacık bir film. izlemeye değer..

    aşağıya filmin keyifli şarkısı Tutti Frutti'yi bırakıyorum..
    şarkıya giden yol..
  • sergen yalçın

    şuradaki https://blogsozluk.com/entry/180687 paylaşımımda henüz lig başlamamıştı. yeni sezon öncesi beşiktaş'ımızın kadro kalitesi rakiplerinden düşüktü ve şampiyonluğun esas favorisi olarak gösterilmiyordu beşiktaş'ımız. sezon öncesi sergen yalçın'a yeterli imkân ve yeterli kadro verilirse bu sezon beşiktaş'ımızı şampiyon yapacağına inanıyorum demiştim, yanıldım. yeterli imkân ve yeterli kadro olmamasına rağmen beşiktaş'ımızı şampiyon yaptı. türkiye tarihinin büyük bir futbolcusu olduğu gibi artık ülkemizin büyük bir teknik direktörüdür sergen yalçın. şampiyonlukta emeği geçen herkesin emeğine, yüreğine sağlık. var olun..
  • yağmur kaçakları

    dram türünde türkiye-fransa ortak yapımı sinema filmidir..

    filmin yönetmeni yavuz özkan'dır..

    başrolde tarık akan, aurelie toledano ve ayşegül aldinç oynuyor..

    darbe döneminde düşünce suçu'ndan idama mahkum olmuş bir adamın hayatı anlatılmaktadır filmde..

    oyunculuklar iyi değildi. tarık akan'ın performansı beklentimin altındaydı. üstadı ilk defa bir rolde bu kadar başarısız gördüm. bu durum yetmezmiş gibi dublajı da hiç becerememişler ve bu dublaj hiç yakışmamış. tarık akan'ın bu kötü filmde oynamayı kabul etmesini de anlamış değilim. kesinlikle hayattan yüz on dakika ayırılacak bir film değildi. filmi türkiye'nin en zarif hanımefendilerinden olan ayşegül aldinç'in zarafeti bile kurtaramış. sırf takın akan'a olan sevgi ve saygımdan dolayı filmi sonuna kadar izledim..

    filmin müziklerini de beğendiğimi söyleyemem. etkileyici müzikler değildi. hatta müzikler yer yer rahatsız ediyordu..

    konusu ilgi çekici olmasına rağmen film beklenen etkiyi yapamıyor. çekimler vasatın altında, sahneler arası geçişler kötü, kopukluklar çok fazla..

    izlediğim en yapmacık filmlerdendi. tarık akan dahil kimse rolünün hakkını verememiş..

    aynı dili konuşmayan iki insan birbirine aşık olabilir mi? olursa bu ilişkiyi nasıl etkiler? bunları görüyoruz filmde..

    yavuz özkan'ın bir sonbahar hikâyesi adlı başyapıtından sonra yağmur kaçaklarını izlemek beni hüsrana uğrattı. ikisini de aynı yönetmenin çektiğine inanmak gerçekten çok zor..

    filmi genel olarak başarısız buldum. izlemenin zaman kaybı olduğunu düşünüyorum. bu yüzden filmi sinemaseverlere önermiyorum..
  • ramazan bayramı

    umarım en yakın zamanda şu korona lanetinden kurtulmuş oluruz veya en azından azalmış olur. herkese sevdiklerinle sağlıklı, huzurlu, mutlu şeker gibi bayramlar diliyorum..
  • geceye bir hikâye bırak

    bir satranç ustası maç esnasında dokuz saattir hamle yapmayan rakibine içerleyerek "ne zaman oynayacaksınız?" diye sorar. rakibinden basit görünen ancak o gergin sürecin asıl nedeni olan muhteşem cevap gelir; "sıra sizde değil mi?" işte hayat da böyledir. bir şey yapmak için sıranın sizde olduğunu sanırsınız ama sıra sizde değildir. aynı şekilde bir şey yapmak için sıranın size bir türlü gelmeyeceğini düşünürsünüz, aslında sıra size çoktan gelmiştir, fakat siz bunun farkında değilsinizdir.