engelleme seçenekleri



ohen kullanıcısı size özel mesaj gönderemez.


ohen kullanıcısının yazdığı hiçbir entryi görmezsiniz.


ohen kullanıcısının açtığı hiçbir başlığı görmezsiniz.
not: bu engelleme türü önerilmez (bkz: #46343)


379· 0· 0· 0· 89 gün önce
dünya tarihinin görüp görebileceği en büyük ve en değerli lider..

ATATÜRK BENZERSİZ BİR KAHRAMANDIR..

zekası, BİLGİSİ, KÜLTÜRÜ ve ileri görüşlülüğü ile 100 yıl önceki söylemlerini bugün çok daha iyi anlayabiliyoruz..
...devamını oku
dünya tarihinin görüp görebileceği en büyük ve en değerli lider..

ATATÜRK BENZERSİZ BİR KAHRAMANDIR..

zekası, BİLGİSİ, KÜLTÜRÜ ve ileri görüşlülüğü ile 100 yıl önceki söylemlerini bugün çok daha iyi anlayabiliyoruz..

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'Ü ANLATMAYA NE SATIRLAR NE SAYFALAR NE DE ansiklopediler YETER..

çok özlüyorum son büyük liderimi, son büyük öğretmenimi, son büyük kumandanımı..
entry akışı (yeni)
klasik görünüm
  • zamani baraye masti asbha

    iran yapımı dram türünde sinema filmidir..

    yazan ve yöneten Bahman Ghobadi'dir..

    başrolde Ayoub Ahmadi, Amaneh Ekhtiar-dini, Rojin Younessi, Madi Ekhtiar-dini rol almıştır..

    filmde, iran'ın ırak sınırına yakın bir köyünde babaları ve anaları ölmüş beş küçük kardeşin hayatta kalma mücadelesi anlatılmaktadır..

    filmin konusu gerçek olaylara dayanmaktadır..

    son derece dramatik bir filmdir. baştan sona kadar yoksulluğu ve çaresizliği göreceksiniz..

    amatör oyuncular olmasına rağmen başroldeki çocuklar rollerinin hakkını vermiş. bu durumu o çocukların rol yapmaya ihtiyacı olmamasına bağlıyorum..

    fiimde çaresizliğin, cehaletin, vicdansızlığın insana neler yaptırabileceğini görüyoruz. çocuk yaşta gelinleri ve çocuk işçileri izliyoruz..

    Zamani barayé masti asbha'yi izlerken yılmaz güney ve tarık akan filmlerini hatırladım. epey benzerlik vardı. aynı zamanda filmi, orhan kemal'in öykülerine benzetmek de mümkündür..

    yüzümüze sert bir tokat yemiş gibi oluyoruz film bitince..

    aşağıda filmle ilgili bazı anekdotlar paylaşacağım..

    • filmde, atların ve katırların soğukta içleri ısınsın ve hareketli olsunlar diye sularına içki katıyorlar. bazen içkiyi fazla kaçırınca atlar karda devriliyor ve bir süre yola devam edemiyor. filmin adı da buradan gelmektedir.

    • filmdeki oyuncuların tamamı amatördür.

    • film, Bahman Ghobadi'nin ilk yönetmenlik deneyimidir.

    • filmde, başrolde oynayan çocukların kendi adları kullanılmıştır.

    • filmin toplam on bir ödülü vardır. en önemli ödüller Cannes Film şenliği'nde kazandığı Altın Kamera Ödülü ve FiPRESCi Ödülleridir.

    • filmdeki Amaneh ile madi karakterleri gerçek hayatta da kardeştir.

    • filmin yönetmeni Bahman Ghobadi, iranlı usta yönetmen abbas kiarostami'nin eski asistanıdır.

    • film, Yabancı Dilde En İyi Film dalında İran’ın Akademi adayı olmuştur.

    • filmdeki Mekân olan İran-ırak sınırı yakınlarındaki Kürt köyü Bane, Bahman Ghobadi'nin kendi köyüdür.

    • Bahman Ghobadi, filmi son derece kısıtlı bir bütçeyle çekmesine rağmen Filmin sonlarına doğru iyice parasız kalınca köylülerden borç alarak tamamlamış filmi.
  • efkarlı sosyetede

    yönetmenliğini Türker İnanoğlu'nün üstlendiği yeşilçam filmidir..

    başrollerde sadri alışık ve filiz akın oynamıştır. diğer önemli rollerde nejdet tosun, Mümtaz Ener, Şaziye Moral, vahi öz oynamıştır..

    filmde, seyyar oyuncakçı efkârlı arif ile sosyete kızı selma'nın güzel hikâyesini izleyeceksiniz..

    üstad sadri alışık yine her zamanki gibi oyunculuğuyla döktürmüş bu filmde. filiz akın ise her zamanki zarafetiyle izleyenleri büyülüyor..

    müzikleri de film gibi güzeldir..

    filmde, 60'lı yılların istanbul'undan muhteşem manzaralar göreceksiniz. izlerken o güzel yıllara gidiyorsunuz..

    siyaz beyaz filmleri seven biri olarak filmi çok beğendiğimi belirtmek istiyorum..

    izlemesi son derece keyifli bir yeşilçam filmidir..

    hatırımda kalan bazı sahneleri paylaşmak istiyorum..


    --- spoiler ---


    üstad sadri babanın sahnelerinden.

    ister zengin ol ister fukara, her yemekten sonra yak bir sigara.

    marifet hiç metelik koklatmadan her çiçeği koklamaktır. çiçek bulamadın mı esansla idare edeceksin anadın mı?

    bana bak şemsi! kalbini fena kırarım, ondan sonra da bir yere oturur ağlarım.


    --- spoiler ---
  • kardeşim benim

    dram türünde yerli sinema filmidir..

    filmin yönetmeni Nesli Çölgeçen'dir..

    başrolde özcan özgür oynamıştır..

    filmde, yeşilçam'da 30 yıl oyunculuk yapan sinema emekçisi bir oyuncunun hayatı anlatılmaktadır..

    müziği etkileyici ve hüzünlüdür. filmin duygusunu çok iyi verir..

    film, son derece dramatiktir. eski bir oyuncunun zamanla gözden düşmesine tanıklık ediyoruz. izlerken oldukça hüzünlendim..

    başroldeki özcan özgür rolünün hakkını vermiş. oyunculuğunu çok beğendiğimi belirtmek istiyorum. bu filmdeki performansıyla film şenliklerinden en iyi oyuncu ödülü alamaması da üzüntü vericidir..

    kardeşim benim, türk sinemasının maalesef değeri bilinmeyen filmlerindendir..

    filmle ilgli bazı anekdotlar paylaşmak istiyorum.

    • film, özcan özgür'ün gerçek hayatından kesitler sunmaktadır. iki karakterin gerçek hayatta pek çok ortak özelliği bulunuyormuş. hatta senaryo yazıp başrol aramak yerine özcan özgür'ün hayatı üzerinden senaryo yazıldığı belirtiliyor.

    • başrol oyuncusu can öz adlı karakterin evi gerçek hayatta özcan özgür'e aitmiş.

    •kardeşim benim, Nesli Çölgeçen'in ilk yönetmenlik deneyimidir.

    •film, Sedat Simavi Vakfı’nca en iyi film, aynı yıl Altın Portakal Film şenliği’nde ise, en iyi ikinci film ödülü ve en iyi görüntü yönetmeni ödülü kazanmıştır.

    •kardeşim benim, özcan özgür'ün ilk ve tek başrolüdür.
  • alkol almadan eğlenebilmek

    öncelikle şunu belirtmek istiyorum; alkol alınmaz, alkollü içecek tüketilir. bunun adı da "içki içmek"tir. çünkü, salt alkol tüketilemez. içilebilmesi için bazı kimyasal karışımlar gereklidir.
    bazı içkilerde bulunan alkol miktarı aşağıdaki örnekle teknik olarak açıklanmıştır.

    70’lik bir rakının üzerinde yazan 45 ifadesi rakıdaki etil alkol miktarının hacimce ne kadar olduğunu ifade eder. 70 cl rakı 700 cm3’tür. 70’lik rakıda 700x 45/100 = 315 cm3 etil alkol mevcuttur.
    Etil alkolün yoğunluğu 0.79 g / cm3’tür.
    315 x 0.79 = 250 g 70’lik bir rakıdaki etil alkol miktarıdır.
    Bir şişe şarapta (70’lik) 70-80 gram,
    Bir şişe birada (0.5 L) 20 gram kadar alkol bulunur.

    eğlenme durumu ise tamamen kişiye özgüdür. eğlenmek için herkes içki içecek diye bir durum söz konusu olamaz. kimileri içki içerek eğlenir, kimileri içki içmeden keyfine göre eğlenir.
  • 30 ağustos zafer bayramı

    Türk ulusunun en anlamlı milli günlerinden olan 30 ağustos zafer bayramı tüm halkımıza kutlu olsun. Ulu önder gazi m. kemal Atatürk başta olmak üzere bu tarihi zaferde pay sahibi olan tüm kahramanlarımız ışıklar içinde uyusun.
  • la double vie de veronique

    polonya-fransa-norveç ortak yapımı sinema filmidir..

    filmi polonyalı üstad Krzysztof Kieślowski yönetmiştir..

    başrolde irène Jacob rol almıştır..

    filmde, veronika/Véronique adlı iki farkı kişinin hayatı paralel evren niteliğinde anlatılmaktadır..

    irène Jacob'un oyunculuğu muhteşemdi. zarif, doğal, estetik. sergilediği performansıyla ''Cannes Film Festivali En İyi Kadın Oyuncu Ödülü''nü kazanmıştır. kesinlikle saygıyı hak ediyor..

    oyuncu seçimi konusunda Krzysztof Kieślowski'ye bir kez daha saygı duydum..

    müzikleri büyüleyiciydi. bu zarif müziklerin sahibi Krzysztof Kieślowski'nin pek çok filminde birlikte çalıştığı sanatçı Zbigniew Preisner'den başkası değildir..

    sinematografisi müthiştir filmin. kamera tekniği ve ışık kullanımı olağanüstüdür. yönetmen renklerin uyumunu muazzam aktarmış beyaz perdeye..

    La double vie de Véronique, tam anlamıyla bir sanat eseridir. estetik açıdan mükemmeldir..

    polonyalı veronika'yı fransalı Véronique'den daha çok beğendiğimi belirtmek istiyorum. maalesef gerçek şu ki, çoğumuz hayatı polonyalı veronika gibi yaşamak istiyoruz, ancak fransalı Véronique gibi yaşayabiliyoruz..

    filmdeki betimlemeleri çok beğendiğimi belirtmek istiyorum. filmdeki yaşlı kadın sahneleri oldukça etkileyiciydi..

    filmi çekerken Krzysztof Kieślowski'nin uzun yıllar fransa'da yaşamasının oldukça etkili olduğunu düşünüyorum..

    şiir tadında bir filmdi. izlerken zaman nasıl akıp geçti fark etmiyorsunuz..

    filmde çok fazla ayrıntı olduğu için birden fazla izlemekte yarar olduğunu düşünüyorum..

    filmdeki kukla sahneleri muhteşemdir..

    La double vie de Véronique'daki Véronique ile dekalog dokuzdaki(dziewiec) müzik sevdası olan hasta genç kızı hatırladım..

    filmi izlerken hatırıma Gerard De Nerval'in şu sözleri düştü. "eski bir Alman atasözünü anımsayıp ürperdim: İnsan çift yaratılır, benzerini görürse ölüm yakın demektir."

    tekrar tekrar kez izlenebilecek filmlerdendir..

    bu şaheser ülkemizde pek bilinmez. filmin az bilinmesinden hoşnutum..

    aşağıda film hakkında ayrıntılardan bahsedeceğim. eğer izlemeden önce benim gibi detayları öğrenmekten rahatsız olan biriyseniz aşağıda yazılanları okumamanızı öneririm..


    --- spoiler ---


    Krzysztof Kieślowski'nin film ile ilgili aşağıdaki sözleri beni çok etkilemiştir.

    • "paris'in dışında yapılan bir toplantıda yanıma 15 yaşında bir kız geldi, Véronique'i izlediğini söyledi. filmi tam 3 kez seyretmiş. ruh diye bir şeyin olduğunu kavramış. sadece bunu söylemek istiyordu. bunda çok güzel bir yan var. veronique'i çekmeye o kız için değerdi. bir yıl boyunca çalışmak, o kadar para, enerji, zaman harcamak, sabır, kendinize eziyet etmek, canınızın çıkması, parisli bir kızın ruh diye bir şeyin var olduğunu anlamasına değerdi."

    • ''Véronique'de duyguları işliyorum çünkü film sadece duygular hakkında. filmde hiç aksiyon yok. duygularla ilgili bir film çekiyorsam, tabii ki yalnızca duygulara sesleneceğim. insanlar, krotki film o zabijaniu'da da duygulara hitap ettiğimi söylüyorlar, çünkü hem cinayet hem de idam sahnesi oldukça uzun sürmüştü. tabii ki duygulara sesleniyorum. başka neye seslenecektim ki? duygulardan başka ne var ki? ne daha önemli? sadece duygular. onlara sesleniyorum ki insanlar da karakterlerimi ya sevebilsinler ya da nefret etsinler. duygulara sesleniyorum ki, insanlar, dürüst bir oyun oynuyorlarsa, karakterlerimin kazanmasını istesinler.''


    Véronique ile babası arasında geçen diyalog.

    — baba. ben aşığım, ben gerçekten aşığım.

    — tanıdığım biri mi?

    — hayır. ben de tanımıyorum.

    — hiç anlamadım. anlatır mısın?

    — tabii. tanıyınca anlatırım.


    --- spoiler ---
  • karhozat

    macaristan yapımı dram/romantik türde sinema filmidir..

    yönetmen koltuğunda Béla Tarr oturmaktadır..

    başrollerde, Miklós Székely B. ve Vali Kerekes rol almıştır. diğer önemli rollerde, Hédi Temessy, Gyula Pauer, György Cserhalmi oynamıştır..

    filmde, karrer karakterinin yaşamı, varoluşu(daha doğrusu varolamayışını), hiçliği sorgulamasını izliyoruz..

    film, siyah beyaz olarak çekilmiş. renkli olarak çekilseydi kesinlikle bu etkiyi veremezdi diye düşünüyorum. siyah beyaz olması estetik ve nostaljik bir hava katmış filme..

    oyunculuklar son derece başarılıydı. diyaloglar kusursuza yakındı. özellikle ikili diyalogların tamamı mükemmeldi..

    müzikleri harikulâdeydi. bu zarif müziklerin sahibi, Béla Tarr'ın tıpkı Theodoros Angelopoulos ile Eleni Karaindrou ikilisi gibi birlikte çalıştığı müzisyen Mihály Víg'dan başkası değildir. nostalji rüzgârları esiyordu dinlerken. macar şarkıları pek güzeldi. özellikle akordiyon müzikleri ve dans sahneleri büyüleyiciydi..

    Kárhozat, macaristan'ın ve avrupa sinemasının en önemli filmlerindendir..

    sinematografik açıdan izlediğim en iyi filmlerdendir. kamera açıları, plan sekansları harikaydı..

    filmi çok beğendiğimi belirtmek istiyorum. bu tarz filmleri seven bir izleyici olarak film beni kesinlikle tatmin etti. eğer dram türü ve festival filmleri tarzını sevmiyorsanız izlerken sıkılmanız kuvvetle muhtemeldir..

    film, oldukça kasvetli bir havada çekilmiş. sürekli yağmurlu ve kapalı bir atmosfer var filmde. bu atmosfer de başrolün içinde bulunduğu ruhsal durumla gayet uyumlu olmuş..

    Kárhozat'ı izlerken zeki demirkubuz ile nuri bilge ceylan filmlerinin birleşimine benzettim. ikisinden de biraz var. ancak yönetmenin bu filmi çektiği tarihte iki yönetmenin de henüz film çekmeye başlamadığını da göz önünden bulundurursak bizim yönetmenlerin bu filmden etkilenme ihtimalleri mevcut..

    filmde birbirinden derin aforizmalar bulunmaktadır..

    filmde zeki demirkubuz'un masumiyet'indeki bekir'in kırsaldaki sahnesi gibi güçlü birden fazla uzun planlı sahne mevcut. sinemada en zor olan şeylerden biri de uzun planlı çekimlerdir. üst seviye bir oyuncu ile üst seviye bir yönetmen gerekir. gözümde bu film, bu konuda dünya çapında bir başarı sağlamıştır..

    filmin açılış sahnesi beni oldukça etkilemişti. yönetmen böyle bir açılışa nasıl bir kapanış hazırlamış diye film boyunca merak içindeydim..

    izlerken çabuk bitmesini istemediğim filmlerdendir..

    filmi izlerken titanik bar'a gitmek istemedim değil..

    Béla Tarr bir röportajında film hakkında aşağıda yazılanları söylemiştir.
    “…85’te Akademi’deki bazı arkadaşlarım bana Laszlo Krasznahorkai’den bahsetmişlerdi. Daha sonra onunla tanıştık ve çok iyi dost olduk. Elbette ilk olarak aklımızda Satantango vardı, Laszlo’nun ilk kitabı… Hikâyeye kesinlikle bayılmıştım ve çekmek istemiştim ama bu derece girift ve büyük bir hikâyeye girişmek için yeterli bütçeyi bulamayacağımı biliyordum. Biz de bunun üzerine çok daha basit ve ucuza mal edebileceğimiz bir senaryo yazmaya karar verdik; Karhozat işte böyle doğdu. Fakat film Berlin Film Festivali’nde gösterildiğinde Macaristan’daki hemen herkes nefret etti. Özellikle de politikacılar. Bana gayet net bir şekilde şunu söyleyen dâhi oldu: Bir daha burada asla film çekemeyeceksin!”

    tekrar tekrar izlenebilecek ender filmlerdendir..

    Kárhozat, ülkemizde pek bilinmeyen bir başyapıttır..

    filmi, tüm sinemaseverlere ve felsefeye meraklı kişilere öneriyorum..

    aşağıda filmden ayrıtılar paylaşacağım. izlemeden önce detayları öğrenmekten haz etmiyorsanız aşağıdaki yazılanları okumamanızı öneririm..


    --- spoiler ---


    Vali Kerekes'in sahnesinden.

    — kimse sevgisiz ve erdemsiz yaşayamaz.


    Vali Kerekes'in karrer ile olan sahnesinden.

    — yağmuru seviyorum. pencereden düşen damlaları seyretmeyi seviyorum. beni hep sakinleştirir. zihnim boşalır, sadece yağan yağmuru izlerim. artık hiçbir şeye bağlı değilim. kimseye bağlı değilim.


    hayat tecrübesi yüksek olan hanımefendinin görece genç adam ile diyaloğu.

    — ne renkli, ne kalabalık, ne neşeli bir parti. ahh dans. kollar ve bacaklar, beller ve omuzlar. mükemmel bir armonide işliyor. konuşma şekilleri, hareketleri, dansa kaldırdıklarının bakışları tüm dünyevi sorunların üstünde. gençler çok sevimli. inan bana kalbini ısıtan müzik varken başkasını bulmak gibisi yoktur. eller birlikte kenetlendi mi bir ayak diğer ayağı hisseder, onu takip eder. gideceği yerin önemi yoktur. çünkü o andan sonra her sallanma ve dönüşte uçacaklarına inanırlar. kim bilir? belki de uçarlar.

    yukarıdaki sözlerin sahibi hanımefendinin gençlere tavsiyeler verirken hayıflanması oldukça hüzünlüydü.


    --- spoiler ---
  • pred dozdot

    makedonya-ingiltere-fransa ortak yapımı savaş/dram türünde sinema filmidir..

    yazan ve yöneten Milcho Manchevski'dir..

    başrolde Rade Serbedzija rol almıştır. diğer önemli rollerde; Katrin Cartlidge, Labina Mitevska, Grégoire Colin oynamıştır..

    film, balkanlarda yugoslavya iç savaşı döneminde geçmektedir. savaş sırasında birbirinden bağımsız üç aşk hikâyesi anlatılmaktadır filmde..

    Pred Doždot, kelimeler, yüzler, fotoğraflar olarak üç bölümden oluşmaktadır..

    müzikleri bizim yeşilçam müzikleriyle benzerlik göstermektedir. balkan ezgilerini duyunca tanıdık hissi oluşuyor..

    Pred Doždot, Milcho Manchevski'nin ilk filmi olma özelliğini taşır..

    film, konuların birbirine bağlanması açısından karışıktır. birden fazla izlemek gerekebilecek filmlerdendir..

    Pred Doždot, Makedonya’nın Oscar’a aday gösterilen ilk filmi olma özelliğini de taşımaktadır..

    filmde etkileyici manzara çekimleri yapılmış. balkan coğrafyasından güzel doğa manzaraları göreceksiniz..

    Pred Doždot, The New York Times’ın “Tüm Zamanların En İyi 1000 Filmi” listesinde yer almıştır..

    yönetmen, filmi savaşa ve ırkçılığa karşı kurgulamış. savaşın en yakın insanları bile birbirine düşürebileceğini görüyoruz..

    Pred Doždot, savaşın masum insanları zorla taraf tutmaya yönelten doğasını en yalın
    hâliyle gözler önüne seriyor..

    Pred Doždot, Venedik Film Festivali Altın Aslan ödülünü dahil pek çok ödül kazanmıştır. tür ve konu olarak izlediğim benzer filmlere göre çok başarılı bulmadım filmi. aldığı ödüllerin hepsini hak etmiştir diyemiyorum..

    aşağıda filmden önemli bir sahneyi paylaşacağım..


    --- spoiler ---


    "çember yuvarlak değildir, zaman asla ölmez."


    --- spoiler ---
  • sarı mercedes

    türkiye-almanya-fransa-isviçre ortak yapımı dram/yol türünde sinema filmidir..

    yönetmenliğini ve senaristliğini tunç okan yapmıştır..

    başrolde ilyas salman oynamıştır..

    sarı mercedes, adalet ağaoğlu'nun fikrimin ince gülü romanından uyarlanmıştır..

    filmin avrupa'daki adı "mercedes mon amour"dur..

    filmde, almanya'ya çalışmaya giden bayram'ın para biriktirerek aldığı otomobille memleketine dönüş süreci anlatılmaktadır..

    ilyas salman kesinlikle rolünün hakkını vermiş. bu rolü ondan başka kimse bu kadar iyi oynayamazmış diye düşünüyorum. sergilediği oyunculukla saygıyı hak ediyor..

    filmin çekimleri yaklaşık beş yıl sürmüştür. sebebi ise maddi imkansızlıklardan dolayıdır..

    sinematografik olarak muhteşem bir film. yönetmenin kullandığı tekniği son derece başarılı buldum. manzara çekimleri ise kusursuzdu diyebilirim..

    mercedes'in türkler için bir otomobilden çok daha fazlası olduğunu görüyoruz filmde..

    filme ilham kaynağı olan fikrimin ince gülü romanının yazarı adalet ağaoğlu, tunç okan'ı romanın kahramanı bayram karakterinin siyasal, kültürel, politik ve ekonomik arka planını tamamen ihmal ettiği gerekçesiyle eleştirmiştir..

    eski türkiye'den özlenen muhteşem manzaralar göreceksiniz filmde. seksenlerin sonuna ve doksanların başına doğru harika bir nostalji yolculuğuna çıkıyoruz filmde..

    bal rengi mercedes ve balkız tabirlerini ilk defa bu filmde duydum..

    bir zamanlar gençlik parkı'ndaki havuzda sandallarla geziliyormuş. havuzda motorlu seyyar köfteciler dolaşıyormuş. o güzel döneme yetişemediğim için kendimi çok talihsiz sayıyorum..

    ilyas salman'ın şimdiye dek izlediğim en iyi oyunculuğuydu. sanatçı, sergilediği başarılı oyunculukla ankara film şenliği'nde en iyi erkek oyuncu ödülünü kazanmıştır. film, amerika birleşik devletleri yapımı olsa oscar almaması işten bile değildir..

    sarı mercedes, antalya film şenliği başta olmak üzere pek çok film şenliğinde ödül almıştır..

    filmde son derece önemli sosyal ve kültürel mesajlar vardır. bir mercedes üzerinden türk toplumunun psikolojik ve sosyolojik olarak realist bakış açısıyla analizi yapılmış filmde..

    "sakınan göze çöp batar." deyiminin ne anlama geldiğini bu filmde tam olarak görüyoruz..

    filmde oldukça sarsıcı replikler mevcuttur. uzun yıllar geçse de bazı sahneler hatırınızdan çıkmaz..

    sarı mercedes'in türk yapımları arasında şimdiye dek çekilen en iyi yol filmi olduğunu düşüyorum..

    filmin sonu da en az film kadar etkileyicidir..

    film, sinemamızın değeri bilinmeyen en önemli örneklerindendir. amerikalıların ''underrated'' olarak nitelendirdikleri filmlerin türkiye'deki tam karşılığıdır sarı mercedes..

    sarı mercedes, türk sinemasının gizli başyapıtlarındandır..

    aşağıya film hakkında detaylar paylaşacağım. izlemeden önce ayrıntıları öğrenmekten hoşlanmıyorsanız aşağıdaki yazıyı okumamanızı öneririm..


    --- spoiler ---


    bayram'ın almanya'dan türkiye'ye geldiğinde sınır kapısında söylediği söz ülkemizin tasviriydi âdeta. sözü aşağıya bırakıyorum.

    burası türkiye! ya didik didik ararlar, ya hiç aramazlar.


    kaza yaptıktan sonra koskoca adamım arabanın karşısına geçip hüngür hüngür ağladığı sahnede içim bir tuhaf oldu. ciddi anlamda üzüldüm o sahneyi izlerken. ardından bayram'ın arabasının tekrar çalıştığını gördüğü sahnedeki sevinci ise görülmeye değerdi.


    --- spoiler ---