engelleme seçenekleri



aylak adam kullanıcısı size özel mesaj gönderemez.


aylak adam kullanıcısının yazdığı hiçbir entryi görmezsiniz.


aylak adam kullanıcısının açtığı hiçbir başlığı görmezsiniz.
not: bu engelleme türü önerilmez (bkz: #46343)


blog yazarı 100sempatik (196)
101· 21· 8· 2· bugün
"sustu. konuşmak gereksizdi. bundan sonra kimseye ondan söz etmeyecekti. biliyordu; anlamazlardı."

cümlesi ile kapanan veyahut başlayan* bir aylak adam romanıdır.** mamafih üstteki yazara ithaf yapılmıştır.* zira kendileri de romanın ...devamını oku
"sustu. konuşmak gereksizdi. bundan sonra kimseye ondan söz etmeyecekti. biliyordu; anlamazlardı."

cümlesi ile kapanan veyahut başlayan* bir aylak adam romanıdır.** mamafih üstteki yazara ithaf yapılmıştır.* zira kendileri de romanın açılış cümlesi veyahut kapanış*** cümlesini yazmıştır.

*başlayan: başka bir er'in hayatında erk olabilen kelimeye işaret etmiştir.
**aylak adam: yusuf atılgan.
***kapanış: son'daki baş'langıç.
entry akışı (yeni)
klasik görünüm
  • tek başına yolculuğa çıkmak

    bu yolculuk bir şehirden başka bir şehre gitmeye, bu yolculuk bir semtten başka bir semte gitmeye, bu yolculuk sevdiğiniz bir insandan başka bir insana gitmeye, bu yolculuk kendinizden gene kendinize gitmek uğraşıdır ama bu uğraşların hepsi bize gösteriyor ki sadece bir eyleme dayalıdır, o da 'gitmek'. yalnızlık ise size kalmıştır. yalın bir şekilde, yalnız.
    kimsenin sizde kalmadığı zamanlarda, tek başınıza kalıp da, canınız da bir iyice sıkılmışsa, yapılacak tek eylem zannımca 'yolculuğa çıkmaktır.' çıktığınız bu yolculuk, dağlar bayırlar aşmaya veyahut çıktığınız bu yolculuk bir sokak tabelasının aklınızda uyandırdığı muhayyel durumuna ilişkili olabilir. çıktığınız bu yolculuk, sonunuz olabilir.
    'kimsenin sizde kalmadığı zamanlarda' dediğim durum, kimsenin sizde kalmayacağı anlamına gelmektedir. kimsenin sizde kalmayacağı ve tabii ki sizin de kimsede kalmayacağı durumuna da ölüm denmektedir. herkesin nihai olarak tek kalacağı devr-i alem içerisinde, ölüm yolun sonudur. -belki de başlangıcı-
    yola çıkmak aynı zamanda yoldan da çıkmak mıdır? çıktığınız bir yoldan başka bir yola geçebilmek için yapılacak tek eylem, bulunduğunuz yoldan sapmaktır. yola çıkmak, yoldan da çıkmaktır.
    usta bir nakkaşın, otları çizer gibi veyahut yaprakları çizmesindeki dikkatli tedirginliği ile yol'a basar isek, yol da aynı zamanda biz olmaz mıyız? yol, zaman ile biz oluruz.

    "ömrü oldukça yürür her yolcu
    varmadan menzile bir yerde ölür."
    yahya kemal beyatlı


  • kitap kapaklarının kıvrılması

    her kitaba olmasa da, aldığım ve çok beğendiğim -gerek kapak tasarımı, gerek kitabın mahiyeti- kitapların her bir kenarını bant ile bantlarım ki, kenarları kıvrılmasın.
    bu kitaplara çok değer vermemden kaynaklanmakta. kitapların çağımızın ilaçları olarak görmekte olduğum için; ilaçlarımı serin, kuru ve temiz bir ortamda saklamaktayım. hatta bazı zamanlar oluyor ki, kapak tasarımındaki renkler hasar almasın diye renkli renkli kartonlar ile kaplamayı da düşündüm ama o zamanda kapak tasarımının ne anlamı kalır diye düşünüp geri bıraktım kartonları ve onlardan da "origami" yaptım.
    kitaplara o kadar çok değer verdiğim zamanlar oluyor ki, belki tozlanmıştır diye her gün temizleme kararı alıyorum. her gün temizlenen şeylerin nasıl olur da tozlanlanma ihtimali düşünmeden.
    kitaplarıma, hiç olmayan çocuklarım gibi bakıyorum.
    kitaplarıma baktığım zaman ben, ben değil. ben kitabın ta kendisi oluyorum!
  • yağmur

    dışarıda yağmur çiseliyordur. pencere açıktır ve sevdiğin bir ağıt radyodan çalar, ağır, ağır. pencere ile yatak doğru orantı ile yerleştirilmediğinden, ayaklarına dışarıdan gelen sert bir rüzgar selam verir. ayaklarının üşüdüğünü hissedersin ama aynı zamanda soğuktan zevk alırsın. yağmurun biraz daha yağmasını beklersin dışarı çıkmak için, ıslanmayı seversin. artık her şeyi ve herkesi bir kenara koymuşsundur. sessizce yağmurun mermere vurmasındaki sesi dinlersin. hayat tarafından sana bahşedilen bu tatlı huzurun zevkini çıkarırsın. dışarı çıktığında pıt pıt üzerine dökülen yağmur damlaları, seni biraz daha gerçekliğe yaklaştırır. gerçekten kaçmak için yollar gözlersin ama her yol ağzı tutulmuştur. seni kurtaracak olan süper bir kahraman olan sevdiklerin senden çokça uzakta, haramiler yolun sonundan sana selam vermektediler. sen biraz yağmura inanırsın biraz da ıslanmaya.
  • sabah sabah insanı geren şeyler

    kullandığın ilaçlar sebebi ile çeşit çeşit zor addedilecek rüyalar görmek. rüyanda uyanık gibi hissetmek ve derin bir korku üzerinde adım atmak. sabah kalktığında her şeyin aynı seyirde devam ettiğini görmek ve neler yaşadığını düşünerek gerilmek. zor.
  • bir insanın en tehlikeli olduğu an

    galiba değer verdiği herhangi bir şeye karşı saldırada bulunduğunu gördüğü andır. uzun zamandan beri güzel bir koruyucu ve kollayıcılıkla yıllarını bu uğurda harcamış bir insanın zaman geldiği vakit affedilmez şekilde başkaları tarafından zarara uğratıldığını gördüğü vakit, tamamı ile kılıçlarını çekerek ilerleyerek zarar verecek olan kimseleri kılıçtan geçirecektir.
    ama bu herkes için geçerli bir durum olarak da gözükmeyebilir. herkesin değer verecek kimsesi olacak diye bir kaidede bulunmayacaktır. herkesin sevecek kimseleri olacak diye de bir kurul da yoktur.
    o zaman ise ortaya çıkan durum, insanın 'kendisine zarar verileceğini anladığı an zarar verene zarar verme eğilimini göstermesidir.'
    insan severken de bir bakıma tehlike bir yaratığa dönüşmektedir. kıskançlık tehlikelidir. kıskançlık ile koruma içgüdüsüne sahip olan birey de aynı anda tehlike arz etmektedir.
    hayatın her anı tehlikelidir ve modern insan bu hayata uyum sağlayabilmesi için tehlikeli olmak zorundadır.
  • blog sözlük itiraf

    psikiyatristim ile randevum var idi. gittim. olayları anlattım, kendimde olan dalgalanmalardan bahsettim. hali hazırda kullandığım ilaçların bir üst sekmesine geçerek üstüne de ağır olan bir anti-depresan daha yazıldı.
    hayatı adım adım kaçırıyorum. her şey olağan akışında ilerler iken ben bir yerde kalıyorum. ar geliyor. yoruluyum, susuyorum, ağlıyorum kimse görmüyor.
    yavaş yavaş tükeniyorum. günbegün bitiyorum. hemen çekip gitmek de istemiyorum dünyadan. sevgiler bahşetmek istiyorum. kaçıyorlar.
    neyin cezası bu diyorum, ne yapmış olabilirim, neyin cezası bu! diye sitem de ediyorum ama her küfre yaklaştığımda imanım artıyor. ben kalıyorum.
    belki de hakiki tek bir itiraf vardır: yaşamak benden hızlı adımlarla kaçıyor.
    neyse diyorum, "güzelleş be oğlum şimdilik ölümüne kadar hayattasın!".
  • depresyon

    vitamin eksikliği, demir eksikliği gibi durumların depresyona yol açtığı belirtilmektedir. depresyon içerisinde olduğum bir süre içerisinde -ki hala öyle - gittiğim psikiyatristim hemen kan tahlili yapmamı dikte ettirdi.
    depresyon bir hastalıktır. ciddi bir hastalık. içerisine girilmesi yıllar, içinden çıkması da yıllar almaktadır.
  • blog sözlük itiraf

    kendime itiraflar ı
    insanlara bundan sonra güzel bakacağım, bana iyilikler bahşetmeseler bile, hakikat olan ölüm gelip çatmadan önce onlara her zaman güzel selamlarımdan vereceğim. kin beslemeyeceğim kimseye, dostluğun yalansız olanı gerçekleştireceğim, sevginin sadık olanını.
    anneme bugün gerek ruhsal durumumdan gerekse gün içerisinde yaşadığım olaylardan dolayı biraz sert çıkışlar yaptım. tavır aldım ve naz yaptım. annem ise küçük bir kız edası ile bana yemeğimi getirir iken yüzüme bakmamazlık yaptı, o an kendi şefkatini ve merhametimi bu denli, hiçbir zaman hissetmemiştim.
    elimde az insan var, elimde demek ne kadar doğrudur tam olarak bilemiyorum, gönlümde demek daha da doğru olacaktır herhal. onlara güzel bakacağım, onlar bana talih veyahut hayat tarafından bahşedilmiş nimetler, onlara karşı sorumluluklarım var bunlar da hayati, çünkü hayatta olan ve başımıza gelen her şey hayatidir. yaşam, hayattır. hayat, hakikat.
    kendime daha iyi bakmaya çalışacağım, kendime ne kadar iyi bakarsam insanlara da o denli iyi bakacağım ve onları da kendimi onarır gibi onaracağım. zaman elimizde olan tek şeydir, bunları anımsayacağım.
    uzun bir melankoli nöbetine bağlı kalmayacağım, keder ile geçen günlerin hesabını benden başka hiçbir kimse soramaz bana. benden bana.
  • vücudun strese karşı verdiği tepkiler

    genel olarak beni strese sokan bir durum olduğu vakit vücudumun gösterdiği reaksiyon, midemde bir ejderha kırık yıllık uykusundan uyanır da o denli bir hışım ile alevlerini ağzından püskürtüyor gibi oluyor veyahut ejderha artık midemde çok sıkılmış da 'biraz da şunun boğazına kadar gidip, gerçekten burama kadar geldiler'i göstermek için çaba sarf edip beni duçar ettiği de oluyor. ellerimin ve ayaklarımın bağı çözüldüğü zaman anlıyorum ki çok ciddi bir sorun var ve bu da devam edecek demek oluyor ve hatta bir yere odaklanmak, durup sadece bir yerde kalmak durumu olduğunda ise travma durumuna girmiş oluyorum. tepkiler veriliyor ama çözümler asla üretilmiyor, bu da ağır bir ceza olsa gerek.