yılan hikayesi

  • baş rollerinde mehmet ali alabora ile meltem cumbul'un olduğu, çocukluğumun güzel dizisi. şu sıralar youtube'da tekrardan izlemeye başladım. harika. bıkmadan, usanmadan izlerim.
    (bkz: memoli)
  • Adı geçince aklıma direk '' e be köylü kızı !'' Repliği gelen dizi.
    O giriş jeneriğini flütle az mı çalmaya çalıştık.
  • (bkz: bana sadece iş arkadaşlarım memoli der)

    çetin tekindorun kral karakterini canlandırdığı dizidir.
  • (bkz: görkem yeltan)'a aşık olduğum dizidir :) bir ara bizim mahalleyi mesken tutmuşlardı iyi hatırlıyorum :) dizi şuanda tırt gelsede,zamanında jöleyi sevmemize ve kullanmamıza neden olan Türk polisiyemsi dizisidir.
  • başlığı görünce zihnimde jenerik müziğiyle birlikte yılan hikayesi yazısının ekrana stop motion yaklaşması canlandı.
  • (bkz: kürşat)

    hala aklımdan çıkmıyor psikopat herif*
  • Yıllarca dizinin müziği okulda flütle çalınmaya çalışılmıştır.
  • adı çokça kullanılan, ama ne olduğu pek de bilinmeyen bir halk hikayesi:
    ---alıntı---
    Zamanın birinde, bir oduncu ormanda odun keserken çalı arasında bir yılana rastlamış. Elindeki baltayı kaldırıp yılanın başını vurmak üzereyken bir an göz göze gelmiş. Yaradana olan aşkı -yılan bile olsa- yaratılana yansımış ve yılana vurmaya kıyamamış. Yılan da duygulanmış ve dile gelmiş. -Ey insanoğlu, sen bana kıyamadın, ben de sana iyilik edeceğim demiş. Bir kör kuyuya dalmış ve kaybolmuş. Biraz sonra ağzında bir altın lira ile dönmüş ve " Bundan böyle ömür boyu sana her gün bir altın lira vereceğim!" demiş. Oduncu altını bozdurmuş ve evinde o gün şenlik olmuş. Ailesi dahil hiç kimseye olanı biteni anlatmamış. Herkes sadece oduncunun çok çalıştığı için durumunun düzeldiğini zannetmiş. Oduncu yıllar boyu her gün o kör kuyunun başına gitmiş, yılan ile buluşmuş ve altınını almış. Bir gün oduncu ağır hastalanmış. Kuyunun başına gidemez olmuş. Birkaç gün geçince bolluğa alışmış evinde darlık başlamış. Oduncu oğlunu yanına çağırmış ve yılanın sırrını anlatmış. " Kör kuyunun başına git ve oğlum olduğunu söyle; yılan sana altın verecek! " demiş. Oğlu inanmamış ama gitmiş. Yılan önce saklanmış, sonra ortaya çıkmış. Onun oduncunun oğlu olduğuna iyice kanaat getirince de kuyuya inip bir altın getirmiş. Oğlan önce inanmadığı hikayenin gerçek olduğunu görünce hırsa kapılmış, " Kim bilir daha ne kadar altın var kuyunun içinde! " diye düşünmüş. Hırsla yılanı öldürmek için bir hamle yapmış, ıskalamış ama yılanın kuyruğunu koparmış. Yılan da can havliyle dönüp oğlanı sokmuş ve öldürmüş. Akşam yaklaşıp da oğlu gelmeyince oduncu iyice endişelenmiş. Hasta yatağından sürünerek bile olsa kalkmış. Kuyunun başına gitmiş ki oğlu cansız yatıyor. Yılan da o anda görünmüş; kuyruğu yok ve kanlar içinde. Oduncu durumu anlamış ve çok üzülmüş. Canının parçası oğlu yerde cansız, yıllardır velinimeti olan yılan da yaralı... " Hatalı olan oğlum olmalı! " demiş ve yılandan özür dilemiş. " Tekrar dost olalım " demiş. Yılan ise acı acı gülümsemiş: " Çok isterdim ama sende bu evlat acısı, bende de bu kuyruk acısı varken biz artık dost olamayız "
    ---alıntı---
    kaynak: web
    Tanım: hayatımda bir kaç kere - o da canım çok yakıldığında - son cümlesini kullandığım hikaye.
  • akıllara meltem cumbul ve mehmet ali alaborayı getirir.
  • kötü kabus hikayesi demek olan pis laf.
  • dizinin şarkısı, flütle çalmayı becerdiğim tek melodiydi.