uzun yaşamanın sırrı

  • Kaba kaçacak ama “bencil” olmak.

    Dedemin annesi; kendisi bu yıl doksan yaşına girdi. Çok tonton, çok tatlı bir kadın ve çocukluğumdan bu yana anneannemden arta kalan zamanda bana o baktı. Hakkını asla ödeyemem ama işte, var böyle bir huyu. İsterse dünyanın en kötü olayı olsun kendini asla gerektiği kadar üzmez, asla yıpratmaz. 19 yıllık hayatımda; gerçekten doğru düzgün ağladı mı bilmiyorum ama kendisininin gözlerinin sulandığını gördüğüm tek zaman, eşinin öldüğü gün ve ertesi sabahıydı. Onun dışında bir kere bile tam anlamıyla morali bozuk göremedim kendisini. Zaten uzmanlar bile söylüyor; en önemli etken stresten uzak durmak, üzülmemek diye.

    Bir diğeri ise iki öğün yemek.

    Dedemin annesi ve eşi; yani büyük dedem diyeyim, hep iki öğün yerledi. Sabah on ya da on bir gibi bir öğün, beş ya da altı gibi de ikinci öğün. Ne alaka diyenlere de bilimsel olarak açıklayayım: Vücut on iki saat açlıktan sonra yağ yakmaya başlar ve daha üstü; emin olmamakla beraber çok da detayını bilmiyorum, on dört saat ve daha uzun açlıklar sonucu vücutta otofaji denen bir durum gerçekleşir. Kabaca açıklamak gerekirse hücrelerin kendi kendini yemesi demek. Bu durumda hasarlı hücreler kendilerini imha ediyor ve devamlı yenileri oluşuyor yani yaşlanma gecikiyor. Mutasyona uğrayabilecek ya da sağlıklı olmayan dokular da doğal olarak yok oldukları için uzun vadede diyabet, yüksek tansiyon, kalp; kanser ve parkinson gibi hastalıkların oluşum riski çok büyük oranda azalıyor. Zaten gözlemlediğim kadarıyla az az ama sık sık yiyen ve aç kalmanın bir saçmalık olduğunu düşünen sülalemin hepsi bu sebeple uzun vadede metabolizmalarını bozup obez olurken dedemin annesi ve büyük dedem zıpkın gibiydi. Ayıptır söylemesi ben kanepeden kalkmaya bile üşenirken ikisi de sabahın yedisinde bahçeye çıkıp yetiştirdikleri envai çeşit sebzeler ve meyve ağaçlarıyla öğlen sıcağı vurup da hava kararıncaya kadar ilgilenirdi. Bir kere bile de tansiyonlarının düştüğünü ya da fenalaştıklarını bilmem. Şimdi bu kadar konuştum ama neden ölmüş o zaman diye de sorgulayacak kişiler olursa; büyük dedemin ölüm sebebi böbreğinde meydana gelen bir enfeksiyonun fark edilememesiydi. “Nasıl olsa yaşlılıktandır, siz bana hasta muamelesi mi yapıyorsunuz?” diyip inatçılıkla bizi azarlayarak başından savması, artık durumun ciddi olduğunu anlayıp hastaneye götürdüğümüzde ne yazık ki geç kalmış olmamıza sebebiyet verdi. Yoksa eminim ki büyük babaannemle bu yıl da bahçeye ne ekeceklerinin tartışıyor olurlardı şimdi.

    Sözün özü; altın niteliğinde iki kural var.
    Birincisi bencil olun, ikincisiyse iki öğün yiyin. Bunları yapan bir insan istemese de dünyaya kazık çakar zaten.