şu yazar şu konuda yazsa diye düşünmek - blog sözlük

şu yazar şu konuda yazsa diye düşünmek

  • dediğiniz oluyor mu hiç? ben daha çok "keşke biri, x konusu hakkında ne düşündüğümü yazmamı istese" diye düşünüyorum arada. yapsak mı şöyle mim gibi ama mim olmayan bir şeyler?
  • yapılması %99 kesin olmayandır.
  • Angrybird küreselleşmesinin 4.aşamasında olan dünya ekonomisinde Türkiyenin iç piyasadaki şirketlerinin bu küreselleşmeye verecekleri reaksiyon ve bu reaksiyonun kısa orta ve uzun vadede çevre coğrafyalardaki devletlere vereceği etkiler üzerinde yazsın.
  • hbenol süresiz iyonize radyasyona maruz kalan standart bir insanın evreler hâlinde yaşayacağı komplikasyonlar üzerine bir yazı yazmasını istiyorum.

    edit: iyonize radyasyonun tanımı ve komplikasyonlar sırasında yaşayacağı belirtileri eklerse güzel olur.
  • mortabaks ibibs'in şizoanalitik ontoloji düzleminde ödipal bilincin yersiz-yurtsuzlaşması üzerine yazı yazmasını istiyorum.
  • Sevgili mortabak ibibsin söyledim konu üzerine aslında hiçbir fikrim olmadığını belirtmeliyim. Ama oturup biraz araştırayım dedim
    Okuldaki tanıdık birkaç arkadaş vasıtası ile ilgili hocalarla konuşmayı denedim pek başarılı olmadı. Sonra döndüm google babaya yazdım ha yazdım biraz araştırdım.yani biraz sonra su an vereceğim bilgilerin tamamı internetin eseridir.
    Şimdi konu iyonize radyasyon ve standart bir insan üzerine etkiler olduğuna göre önce iyonize ve radyasyon kelimelerini tanımlamak doğru olacaktır.
    Radyasyonu, elektromanyetik dalgalar veya parçacıklar biçimindeki enerjinin yayımı ya da aktarımı olarak tanımlamak doğrudur. Elektromanyetik ise elektromanyetizma ile ilgili olan demekmiş dönüp elektromanyetizmaya bakarsak o da elektriklenme ile mıknatıslanmanın karşılıklı olarak etkilenmeleri sonucu ortaya çıkan olayların geneline verilen bir fiziki terimdir.
    İyonize kelimesine dönersek eğer İyonlaşma, bir atom veya molekülü iyona dönüştürme sürecidir ve bu süreç sonucu dönüşen atom veya molekül iyonlaşmış yani iyonize olmuştur.
    Bu kadar tanım ardına iyonize radyasyon tanımını yaparsak eğer iyonize radyasyona oluştuğu ortamda atom veya molekülleri iyonlarına ayrıştıran radyasyon çeşidi demek yanlış olmayacaktır. Ve bu radyasyonun alfa beta gama x olmak üzere 4 çeşit olduğunu da belirtmek gereği hissediyorum. Çünkü bu ışınları hepimiz en az bir kere duymuşuzdur. Ana tanımı yaptıktan sonra standart insan tanımını yapma gereği duymadan konuya yani standart insan üzerindeki oluşturacağı komplikasyonlara getirmek istiyorum.
    Süreriz şekilde böyle bir iyonizasyon yerseniz bu durumda birkaç faktör görülecek komplikasyonları etkiler. Bu faktörler başlıca şunlardır:
    Alınan doz miktarı
    Doz hızı
    Maruz kalan vücut parçası
    Şahsın yaşı
    Biyolojik farklılıklar
    Isı
    Alınan doz miktarı sürerizdir ama az miktar ve çok miktar olarak 2 ye ayrılabilir.
    Dozun hızını ise düşük ve yüksek olarak ayırabiliriz.
    Maruz kalan vücut parçasını tüm vücut olarak kabul ediyorum
    Şahsın yaşı standart bir insan ömrünü 60 kabul edip 30 olarak alıyorum.
    Biyolojik farklılar şöyle ki kimi insanlar dağ duyarlı olabiliyorlar bu tür radyasyonlara yani her insan aynı tepkiyi vermiyor.
    Isı ise sıcaklık hücrenin vereceği tepkiyi değiştiriyor.
    Yani şimdi tekrar tek tek değerlendirerek olursak alınan doz miktarı düşükse vücut daha dirençli yok yüksekse vücut daha kırılgan olacaktır.
    Dozun hızı Dozun düşük hızda verilmesi ve radyasyon dozları arasındaki sürenin arttırılması biyolojik sistemleri dirençli hale getirir. Kısa zaman peryodunda DNA veya kromatin yapıda çoklu hasar oluşmaktadır. Uzun zaman peryodunda doğal onarım olabilir ve hücre yaşar. DNA da tek zincir kırığı genellikle 1 saatten kısa sürede onarılabilir. Fakat çift zincir kırıklarının onarılması güçtür.
    Bu gibi faktörlerden biyolojik etkiyi en çok etkileyen Dozun miktarı ve hızıdır. Bu bakımdan doz akut ve kronik olmak üzere ikiye ayrılır.
    1- Akut Doz
    Akut doz kısa vadede alınan yüksek doz miktarı olarak tanımlanır. Ve bu miktar 450 rada eşit veya ondan daha yüksek olursa tıbbi destek verilmezse 60 gün içerisinde insan çok büyük ihtimalle ölür.
    2-kronik doz
    Uzun zamanda alınan düşük doz miktarı olarak tanımlanır. Vücut akut doza kıyasla kronik dozu tolere edebilecek zamana sahiptir. Organizma ölü ya da fonksiyonlarını göremeyen hücreleri yeni sağlıklı hücreler ile kompanse etmek için yeterli zamana sahiptir.
    Anomaliler: 
    a- Germ hücrelerinin kromozom yapısı bozulup mutasyonlar oluşabilir.  Sonraki nesillerde anomaliler görülebilir. 
    b- Somatik hücrelerdeki mutasyonlar tümörlere neden olabilir.
     Sterilite (kısırlık):  Over ve testislerdeki germ hücrelerinin ışınlanması geçici ya da sürekli  kısırlık oluşturur.500 rad üzeri sürekli kısırlık yaratır. Mutasyonla hücre ölebilir ya  da yeni bir karakter olarak aktarılır. Düşük dozda radyasyona uzun süre maruz  kalma, eşdeğer dozda yüksek yoğunluktaki tek ışınlama kadar genetik hasara  neden olur.
    Stoplazma 
    Çekirdek ve stoplazmanın radyosensitiviteleri farklıdır. Işınlama sonrası  çekirdekte özellikle bölünmeler sırasında kromozomlarda kırıklar oluşabilir.
    Ayrıca verilen dozlarda DNA zincirinin tek veya çift sarmali kırılabilir ki 1.durumda iyileşme mümkünken 2.durumda çok zordur.
    Hücre faktörlere göre değişkenlik göstererek parçalanır veya direnç gösterir.
    Komplikasyonların somut etkilerini aynen kopyalacağım için bunu yerine link olarak faydalanacağım site bağlantısını paylaşmak daha mantıklı geldi.
    ilgili bağlantı
    Ayrıca konu hakkında 2 farklı hocamın makalesini okudum ve özellikle yararlandığım Prof. Dr. Selmin TOPLAN hocama teşekkürü borç bilirim. Ek olarak bu konuda yazmamı isteyen sözlük üyesine de yeni bilgiler öğrenmeme vesile olduğu için teşekkürlerimi sunarım.
  • hamdım piştim ziyanoldum'un isteği üzerine araştırma yaptım ve yrd. doç. dr. sinan kılıç adlı hocamızın yazısının özetini okudum ve kendim özetini çıkarmak istedim. ama kavramlar ağrıma geldi ve o özeti direkt kopyala yapıştır yaptım. nasıl özetleyeyim, bilemedim doğrusu.


    “Arzu nedir?”, “arzunun temelinde ne yatmaktadır?”, “arzunun oluşumunda
    biyolojik yapı mı yoksa sosyal yapı mı belirleyicidir?” “arzunun işlevi nedir?” vb.
    sorulara düşünce tarihi boyunca farklı anlamlarda pek çok yanıt verilmiştir. Bu
    yanıtlar analiz edildiğinde ise düşünce tarihinde arzuyu negatif ve pozitif
    düzlemde irdeleyen iki farklı düşünce geleneğinin yer aldığı görülür. Arzuyu
    pozitif düzlemde çözümleyen gelenek hazzı olumlayan Aristoppos ve
    Epikuros’dan başlayıp Spinoza, Nietzsche, Lyotard, Deleuze-Guattari çizgisiyle
    devam ederken; arzuyu olumsuzlayan gelenek Sokrates, Platon çizgisiyle başlayıp
    Descartes, Freud, Lacan çizgisiyle devam eder. Arzuyu olumsuzlayan gelenek
    arzuyu daha çok iştaha ile özdeş kıldığından, arzuyu yoksunluk olarak
    değerlendirir; arzuyu olumlayan gelenek ise onu libidinal enerji, varlığını
    sürdürme çabası, yaratım gücü olarak değerlendirdiğinden, arzuyu sevinç ve güç
    istenci anlamında olumlar. Deleuze-Guattari’ye göre arzuyu olumsuzlayan
    geleneğin bir ürünü olan psikanaliz arzuyu bilinçdışındaki yoksunluk olarak
    değerlendirdiğinden, psikanalitik çözümlemede bireyin bilinçdışında yoksun
    kaldığı şeyin kökenine doğru, geriye doğru bir iz sürülür. Buna karşın şizoanaliz
    bireyin bilinçdışının herhangi bir şeyden yoksun kaldığı ön kabulü yerine, bireyin
    bilinçdışındaki arzusunun, libidinal enerjisinin yeni bağlantılarla üretime,
    yaratıma geçişinin, akışının nasıl olanaklı olabileceği üzerine kurulur. Bu
    çalışmada ise aşkınlığa değil içkinliğe dayalı şizoanalitik ontolojiyle arzunun
    sürekli yersizyurtsuzlaştırılmış bağlantılarla şizoid geçişinin, akışının olanaklılık
    düzlemi çözümlenecektir.


    edit: bu arada hep bunu yapalım. bilgi öğreniyoruz sonuçta.
    edit 2: bu başlıkğa girilen bilgileri word'e kopyalayacağım. güzel olur bence.
  • (bkz: cnturuncu) ilk yardım kapsamında yapılması/yapılmaması gerekenler hakkında yazsa mesela, çok makbule geçer. (bkz: swh) (bkz: düşünen çocuk emojisi)