sözlük yazarlarının şiirleri

  • serbest şiirler topluluğu blog sözlük tayfa 2017
  • gönül bahçesinde gül olsan
    iki dakkada solardın
    gözünün üstüne bi vursam
    yumruk neymiş anlardın.
  • Eksiltili şiir

    (…)

    …şimdi,
    gidilesi yerler,
    çoktan kapatmış,
    yalnızlık insanın kaburgasına,
    çoktan oturmuş.
    Her şeye rağmen yalın bir ıslıkla,
    konçerto çalmak yakışıyor adama.


    /fiyakalı gömleğinin,
    düğmeleri kalp hizasında,
    iki açık/

    …özlüyorum,
    küçük ellerinde,
    kanatlandırdığı kelebekleri,
    özgür kılan kadını.
    Nerededir? / kim tutuyordur şuan,
    aşk çatlağı ellerini.

    Kiremit rengi rujunda,
    kaçak bir aşk daha çıktım,
    gözlerinin dinginliğinde,
    huzur bulduğum.
    Benim sende kaldığımı bilseler,
    yarım pansiyon sevgime de,
    bedel biçerler.
    Ben senin, belli / belirsiz / bedelsiz,
    sol yanını sevdim.

    …gitme…
    Ne olur kalsan,
    kuşlar yine aynı yerlerinde ötüşseler,
    gün yine şakaklarından doğsa…

    Velhasıl;
    zaman sende kalan nesnel bir yargı,
    ben, sevebilme ihtimali olan bir kadavra.
    Aslı / astarı olan cümleler biriktirmiştim,
    sana yazdığım ilk şiirin başlığında kaldı hepsi,
    senden sonra kelam edemediler,
    kelime,
    cümle,
    mısra,
    şiir yoktu.

    -kala kaldıkları bir aşk halinden mütevelli,
    şiir yazmak süreli hale getirilmişti.
    Sadece sabah sekiz akşam beş sevebilir,
    Sevdiğimiz kadına en fazla,
    bir kıtalık şiir yazabilirdik.-

    …kalsan,
    yanı başımda alsam kokunu,
    tabiat da olmasa,
    kokunun eşi / benzeri.

    Veryansın etmeli sükunet,
    içinde bulundurduğu o kadar,
    sevgi cümlesinin,
    suskunlukta barınmaması gerektiğini bilmeli.

    Sen,
    öyle deniz gözlerinde,
    beni suskun kılsan da,
    ben içten / içe,
    sana kelamlar ediyorum.

    /İçimde, konuşan bir adam var,
    susmuyor / ara vermiyor / susamıyor.
    Tek bildiği de bir kelam var,
    “-seni seviyorum”/

    …şimdi,
    bütün kelimelerle,
    içli – dışlı olmamın sebebi dahi senken,
    kelimeler sen,
    cümleler sen,
    mısralar sen,
    şiirler sen oluyorken,
    her şiir gibi bu şiiri de eksiltili bitirmek zorundayım.

    Çünkü;
    öznesi sen olduğun cümlelerin,
    nesnesinde,
    sıfatında,
    o denli ağırlık var ki,
    sadece seviyorum fiili yetersiz kalıyor.
    O yüzden bu şiiri de eksiltili bitirmek zorundayım.

    Kaburgamda sakladığım bir iki mısra var,
    kalbime denk düştüğü için,
    söylesem ölürüm sanıyorum,
    söylemesem de ölürüm.

    Aslında,
    başladığım yerden,
    eksiltili bitiriyorum yine…

    Yunus KÜÇÜKKARACA
  • Bir ihtimal daha var, o da yemek mi dersin
    Paket mi olsun, burada mı yersin?
    (bkz: açken yazılan şiirler)
  • Bembeyazsın, bir gelin misali
    Hafif toplucasın, balık etli
    Söndürürsün yangınımı, su gibi
    Sen olmasan n'apardım canımın içi

    İlk siirimi midemin efendisi olan lahmacunun yaninda ictigim 330 ml'lik ikinci ayrana ithaf ediyorum.
  • (bkz: progresif aşk şiiri)

    yaşasak
    yaşlansak
    eksilsek bazı hayatlardan,
    sana çarpar mı nefesim?

    yıpransak
    yıpratılsak
    bölünsek başka hayatlara,
    yaşayabilir miyim sensiz?

    sevsek
    sevilsek
    çarpışsak başka hayatlarda,
    mutlu olabilir miyim sebepsiz?

    astronomik derecede yazılmış
    sevdalarda kaybolsak,
    toplansak tek bir vücutta
    bir şiir olabilir miyiz?

    susmadan
    durmadan
    zihnimde üç nokta koyuyorum
    biri sana.
    biri bana.
    biri de yaşanmamış olanlara.
  • Camdan bakmak diye bir şey var
    Yaşlılar geçmişe bakar
    Ufak bir tebessüm de geçse akıllardan
    Çoğunlukla pişmanlığa bakar
    Gençler umuda
    İleride bir yerlerde bir parça umut var mı
    Ona bakarlar
    Camdan dışarıya bakarak
    Biraz umut görebilmeyi ümit ederler
    Yalnızlar kalabalığa bakar
    Neden orada olamadığını düşünür
    Yalnızlığından emin olur
    Camdan dışarıya bakarak
    Kimisi sevdiğine bakar
    Ufukta nasıl görünür merak eder
    Güneşi göremez aydınlığından
    Dışarıyı göremez
    Sevgiden falan filan
    Gözünün önündedir hatta
    Camdan dışarı bakar ama camı göremez
    Birisi vardır
    Karanlığa bakar
    Baktıkça bakar ama
    Gördüğü tek şey kendi yansımasıdır
    Bir iki gözyaşı bir de
    O da bir ihtimal
    Işığı kapatır
    Yansımasıyla vedalaşır
    Bakmaya öyle devam eder
    Ve camdan bakmak cazibelidir
    Hele karanlıkta camın arkasına saklanarak bakmak
    Çeker insanı
    Öyle kolay vazgeçilmez
    Yolcu yoluna bakar
    Tabelaları takip eder
    İçinden geçtiği şehirleri sayar
    Son durağa geldiğinde
    Karşılamaya geleni var mı
    Ona bakar
    Kimi kimsesi yoksa
    Karşılamaya gelenlere daha bir dikkatle bakar
    Kim kimin kimsesi
    Şöyle bir bakarak iç çeker
    Çocuklar, işte onlar
    En güzel çocuklar bakar camdan dışarıya
    İç çekişlerin en derini yine
    camın arkası
    Ve bir çocuk camdan bakarak bekler
    Beklediğinin yolunu gözler
    Yoldan gelmişse beklenen
    Görünce el sallar, çığlık atar
    İç çekerek baktığı ne varsa
    Beklediğine gösterir
    Söylemez ama sadece gösterir
    Anlaşılır hemen
    Elinden tutar parka götürürsün
    Oynar filan
    Bazısı vardır öylesine bakar
    İş olsun diye
    Vakit geçsin diye
    Öyle herkes gibi bir amaç uğruna bakmaz
    En güzel camdan bakarak vakit geçirilir
    Bunu da herkes bilmez ama o ayrı
    Genelde olmayan ne varsa
    Ona bakarsın camdan bakarak
    Bir camın açılabilir oluşu filan
    Bunlar hep hikayedir, anlatılır
    Hastanede isen sağlıklı insanlara bakarsın
    Hasta olmasan bile
    Hastane camından sağlıklı insanlara bakarsın
    Bu böyle
    Sonra hapishane
    Bütün özgürlüklere bir camdan bakarsın
    Özgür olan ne varsa
    Ona bakarsın işte
    Bulut mesela
    Hapishane camından bakan biri için
    Olabilecek en özgür şey bir buluttur
    Özgürlüğün tanımı buluttan ibarettir
    Orada olmak filan değil de
    Bulut olamamak ne acı
    Camdan bakarak hissedilen budur işte
    Acı
    Bazen belirli bir zaman vardır
    Camdan bakmak için
    Tam vaktinde bakılır camdan dışarıya
    Her gün aynı saatte geçiyorsa sokaktan
    Ve her gün az da olsa selamlıyorsa seni
    Biraz bir şeyler hissetmek için bakılır camdan
    Belirli bir saatte ama
    Öyle aniden değil
    Cam bu
    Bakılır
    Ayıp değil



  • boktan günlerimden birinde vazgeçmenin eşiğinde yazılıp çizilmiş ne varsa sildim bir gece. sildiğimi sandığım bi satırı kalmış aklımda, benim yazdığım şiir değil ama bana yazılmış şiir, benim şiirim neticede. altında yatan anlamı bir o bir ben... ama yine de;
    --- spoiler ---
    "mucizem" diyeceğim kızaran elmacık kemiklerine
    --- spoiler ---
  • kendime ait bir kelimem olsun istiyorum
    çok mu
    kimsenin daha önce kullanmadığını bırak
    kimsenin aklından dahi geçmemiş olmalı
    akıl işte, geçiş izni vermemiş olmalı
    anlıyor musun
    akıldan ses hızıyla geçerken mesela fikrin
    senkronizasyon probleminden
    kafayı yemeli insan
    nohutlar toplandıktan sonra tarlaları yakarlar hani, bilir misin
    bilsen de duyamazsın zaten
    yangının sesini ancak yaktıkları duyar
    hadi biliyorsun diyelim
    yani ne olacak, bildiğini var sayıyor olmak, yine de sana duyurmayacak
    yangını diyorum yangını
    hiçbir zaman duyamayacak olman, aslında fena olan
    kokusu gelir burnuna yakılmış nohut tarlasının
    bilmiyorsan zaten nohut tarlalarının, nohutlar toplandıktan sonra yakıldığını
    nohut tarlalarını yakanın
    ateş değil de hasat olduğunu, hiç bilmezsin
    anlıyor musun sahiden, boşa anlatmış olmayayım
    boş yere anlatılacak bir şey değil çünkü nohut ve tarlası
    işte akıldan üç yüz küsür kilometre bölü saat ile geçerken fikrin
    foucault sarkacı dile gelir, ışığın hızına küfreder
    ve kokun gelir burnuma, kokun yayılır göğün ilk iki katına
    ve sen bilmezsin ama, ben hiç nohut yemedim
    ve nohut yemeyi bırak, nohut dahi görmedim
    ve ben hep, yanık nohut tarlaları gördüm
    ve ben hiç, yanan bir nohut tarlası görmedim
    ve ben hep, yandıktan sonra simsiyah halde nohut tarları gördüm
    ve ben hiç, kokusunu almadığım bir nohut tarlası da görmedim
    ve ben hissederken hep, aynı bağlacı kullanırım, mer
    ve nohut tarlaları kokar işte, anlıyor musun
    bak anlamıyorsan söyle artık, daha fazla günahına girmeyelim ateşin
    daha fazla ilişmesin karanlık, nohut tarlalarına
    daha fazla kirlenmesin gökyüzü
    nohut tarlaları yanarken çıkan, isli pisli dumandan
    kendime ait bir kelimem olsun istiyordum ya hani, halen istiyorum bu arada
    sarhoş bir kelime kabul ederse bana ait olduğunu
    ya da ele ayağa düşerse aidiyet duygusu
    kelimenin biri çıkıp da derse ki, lütfen daha fazla nohut ve tarlasından bahsetme
    yorma kendini, bak ben buradayım, senin olmaya hazırım, temizim, safım
    işte bir şekilde, kendime ait bir kelime var olursa bir gün
    kendime ait o kelime;
    senin anlamayacak olman olacak
    anlıyor musun.

  • Şimdi, hemen, sıcağı sıcağına yazayım bi tanecik

    Senin acın bazen sonsuz bir yara içimde
    Geçerken köşesine vurdum hem de
    Ah ile vah etsen de geçmez hemen acısı
    Ayak küçük parmağımın varoluşsal sızısı

    -Acılı ruşen-
  • Çıkarı için verdiği yuvayı
    Aldı arının elinden insan
    Üzerine çiçek yerine su
    Kuru havayı da kovdu odasından
    İçeride insana aç insan
    Dışarıda karnı tok nemsiz arılar

  • zeytinyağlı yaprak sarmasına bayılırım
    bir dudiş verip öpsen beni ayılırım
    iki üç gündür aramıyorsun darılırım
    gurban olduğum anangile selam söyle
  • Ülkemiz büyük ve güçlüdür,
    Irkımız cesaret doludur.
    Türkiye Türkleri savaşa hazırdır
    Batı türkelinin askerleri

    Azim ve güç ile
    Türkler zorlu bir savaşa başlıyacaktır,
    Oğuz kağan bizi birliğe çağırdığı vakit,
    Hepimiz gök Bayrağın altında toplanacagız.

    Savaş istemiyoruz ama kendimizi savunucagız
    Düşman göklügümüzü görmek isterse
    Başka hiç bir şeyi göremeyecek.



  • İzleyenlere keyifli seyirler yaşattı, mutsuzluğum
    Yetkililerden yardım istiyorum, kalbim soruşturma başlatsın
    Aklım hem kendini hem beni tehlikeye attı
    Kahretsin, şimdi yine düşüneceğim.

    Tanrım, bu görüntüler İstanbul'dan
    İfadesinde "kış gelmiyor" dedi kendim
    "Hadi mutluluktan adam yapalım"

    Gözleri parlasın, gülüşü profesyonel
    Hüzün şampiyonu oldu geçen seneler.

    (gazeteci şiiri)
  • Bir dem daha koyu.
    Gökyüzü ve olayların iç yüzü
    Yaz'ı alelacele gönderdim çağırdım güz'ü
    Çok yaş almadığım halde
    Fersahlarca uzak geliyor çocukluğumun gündüzü...
  • Ayrılıklarla yollar da ayrılır, kaldırımlar da.
    Karşılıksız bakışlar vuku bulur, karşı kaldırımlarda.
    Bıraktığım mutlu anlar, akan trafiğin ortasında..
    Bir çeyrek yaşama sevinci daha bıraktım.
    Eski sokağımda..

    Ne oldu diye sorar birkaç tanıdık yalandan.
    Hiç derim, uzatmadan..
    Gözlerim kaşınır, vücudum ağla der, ağlamam.
    Hep derim içimde, geçti, geçecek sonradan..
    Oysa ucu yanık mektuplar, dolabımda..

    Işığı biraz dibine tutarsam sırlarımın
    İsimlerini görebileceğim yok saydıklarımın
    Çok az da olsa kalabilsem umut istasyonunda
    Etmeyeceğim bir daha veryansın..

    Bir kere geldim, yaşıyorum ederinde
    Bambaşka bir yüzle karşılaşıyorum Ekim'in on yedisinde.
    Kolay çıkar mı canım son nefesimde?
    Mutlu olmuştum bir keresinde, bir keresinde.

    23.10.2020
/ 3