sözlük yazarlarının sevdiği şiirler

  • Adımla nasıl berabersem

    hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
    bir dakika bile çıkmıyorsun aklımdan
    koşar gibi yürüyüşün
    karanlıkta bir ışık gibi aydınlık gülüşün

    hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
    uzak uzak yıldızlarla çevrilmiş kainatın
    karanlık boşluklarında akıp giderken zaman

    adımla nasıl berabersem öylece beraberiz
    seninle her saat seninle her dakika seninle her saniye
    gönlümüz mutluluğa inanmış olmanın gururuyla rahat
    koltuğumuzun altında birer dinamit gibi kellemiz
    ve sonra her zaman her ölümlüye
    aynı şartlar altında kısmet olmıyan
    gerçekleri görmenin aydınlığı alınlarımızda

    hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
    sen bana kalbim kadar elim kadar yakınsın
    Attila İlhan
  • ibrâhîm
    içimdeki putları devir
    elindeki baltayla
    kırılan putların yerine
    yenilerini koyan kim

    güneş buzdan evimi yıktı
    koca buzlar düştü
    putların boyunları kırıldı
    ibrâhîm
    güneşi evime sokan kim

    asma bahçelerinde dolaşan güzelleri
    buhtunnasır put yaptı
    ben ki zamansız bahçeleri kucakladım
    güzeller bende kaldı
    ibrâhîm
    gönlümü put sanıp da kıran kim

    -asaf halet çelebi

  • Tahammül mülkünü yıktın Hulagu Han mısın kafir
    Aman dünyayı yaktın ateş-i suzan mısın kafir

    Kız oğlan nazı nazın şehlevend avazı avazın
    Belasın ben de bilmem kız mısın oğlan mısın kafir

    Ne ma'na gösterir duşundaki ol ateşin atlas
    Ki ya'ni şule-i cansuz-ı hüsn ü an mısın kafir

    Nedir bu gizli gizli ahlar çak-i giribanlar
    Aceb bir şuha sende aşık-ı nalan mısın kafir

    Sana kimisi canım kimi cananım deyü söyler
    Nesin sen doğru söyle can mısın canan mısın kafir

    Şarab-ı ateşinin keyfi rüyun şul'elendirmiş
    Bu haletle çerağ-ı meclis-i mestan mısın kafir

    Niçin sık sık bakarsın öyle mirat-ı mücellaya
    Meğer sen dahi kendi hüsnüne hayran mısın kafir

    Nedim-i zarı bir kafir esir etmiş işitmiştim
    Sen ol cellad-ı din ol düşmeni iman mısın kafir
    (bkz: nedim)
  • (bkz: resulullah'la benim aramdaki farklar)

  • 1. Şiirimiz karadır abiler

    Kendi kendine çalan bir davul zurna
    Sesini duyunca kendi kendine güreşmeye başlayan
    Taşınır mal helalarında kara kamunun
    Şeye dar pantolonlu kostak delikanlıların şiiridir

    Aşk örgütlenmektir bir düşünün abiler

    2. Şiirimiz her işi yapar abiler

    Valde Atik'te Eski Şair Çıkmazı'nda oturur
    Saçları bir sözle örülür bir sözle çözülür
    Kötü caddeye düşmüş bir tazenin yakın mezarlıkta
    Saatlerini çıkarmış yedi dala gerilmesinin şiiridir

    Dirim kısa ölüm uzundur cehennette herhal abiler

    3. Şiirimiz gül kurutur abiler

    Dönüşmeye başlamış Beşiktaşlı kuşçu bir babanın
    Taşınmaz kum taşır mavnalarla Karabiga'ya kaçan
    Gamze şeyli pek hoş benli son oğlunu
    Suriye hamamında sabuna boğmasının şiiridir

    Oğullar oğulluktan sessizce çekilmesini bilmelidir abiler

    4. Şiirimiz erkek emzirir abiler

    İlerde kim bilir göz okullarına gitmek ister
    Yanık karamelalar satar aşağısı kesik kör bir çocuğun
    Kinleri henüz tüfek biçimini bulamamış olmakla
    Tabanlarına tükürerek atış yapmasının şiiridir

    Böylesi haftalık resimler görür ve bacaklanır abiler

    5. Şiirimiz mor külhanidir abiler

    Topağacından aparthanlarda odası bulunamaz
    Yarısı silinmiş bir ejderhanın düzüşüm üzre eylemde
    Kiralık bir kentin giriş kapılarına kara kireçle
    Şairlerin ümüğüne çökerken işaretlenmesinin şiiridir

    Ayıptır söylemesi vakitsiz Üsküdarlıyız abiler

    6. Şiirimiz kentten içeridir abiler

    Takvimler değiştirilirken bir gün yitirilir
    Bir kent ölümün denizine kayar dragomanlarıyla

    Düzayak çivit badanalı bir kent nasıl kurulur abiler?
    (bkz: ece ayhan) - Mor Külhani
  • Bunca yıldır bir hiçliğe
    Gittim sana geliyorum
    Yeter artık döne döne
    Bittim sana geliyorum

    Durdum ve düşündüm demin
    Baktım bu yol daha emin
    Ayrılmamaya bin yemin
    Ettim sana geliyorum

    Gözüm yaşlı gönlüm garip
    Yalvarayım dedim varıp
    Benliği benden çıkarıp
    Attım sana geliyorum

    Aşk tokmağı değdi örse
    Durmam gayrı dünya dursa
    Dünden kalma neyim varsa
    Sattım sana geliyorum

    Bıraktım öfkeyi kini
    Oldum bir rahmet ekini
    Seni sevmenin zevkini
    Tattım sana geliyorum

    Abdurrahim Karakoç - Dönüş
  • kırgınım, saçılmış
    bir nar gibiyim
    sessiz akan bir ırmağım
    geceden
    git dersen giderim
    kal dersen kalırım
    git
    dersen
    kuşlar da dönmez, güz kuşları
    yanıma kiraz hevenkleri alırım
    ve seninle yaşadığım
    o iyi günleri,
    kötü günleri bırakırım.
    aynı gökyüzü aynı keder
    değişen bir şey yok ki
    gidip
    yağmurlara durayım.
    söylenmemiş sahipsiz
    bir şarkıyım
    belki
    sararmış
    eski resimlerde kalırım
    belki esmer bir çocuğun dilinde.
    bütün derinlikler sığ
    sözcüklerin hepsi iğreti
    değişen bir şey yok hiç
    ölüm hariç.
    aynı gökyüzü aynı keder.

    behçet aysan - bir eflatun ölüm
  • öyle güzelsin ki kuş koysunlar yoluna" bor çocok domoş.. (bkz: nilgün marmara)
    aklıma bu geldi, sevmeyle ya da sevmemeyle alakalı bir durum değil.
  • Dilimde sabah keyfiyle yeni bir ümit türküsü
    Kar yağmış dağlara , bozulmamış örtüsü
    Rahvan atlar gibi ırgalanan gökyüzü
    Gözlerimi kamaştırsa da geleceğim sana
    Şimdilik bağlayıcı bir takvim sorma bana
    Ihlamurlar çiçek açtığı zaman

    Ay, şafağa yakın bir mum gibi erimeden
    Dağlar çivilendikleri yerlerde çürümeden
    Bebekler hayta hayta yürümeden
    Geleceğim diyorum ,geleceğim sana
    Ne olur kesin bir takvim sorma bana
    Ihlamurlar çiçek açtığı zaman

    Beklesen de olur , beklemesen de
    Ben bir gök kuruşum sırmalı kesende
    Gecesi çok süren karlar buzlar ülkesinde
    Hangi ses yürekten çağırırsa seni bana
    Geleceğim diyorum,takvim sorma bana
    Ihlamurlar çiçek açtığı zaman

    Bu şiir böyle doğarken dost elin elimdeydi
    Sen bir zümrüd-ü ankaydın, elim tüylerine deydi
    Sevda duvarımı aştım, sendeki bu tılsım neydi?
    Başka gezegende de olsan dönüşüm hep sana
    Kesin bir gün belirtmem, ne olur takvim sorma bana
    Ihlamurlar çiçek açtığı zaman

    Eski dikişler sökülür de kanama başlarsa yeniden
    Yaralarıma en acı tütünleri saracağım ben
    Yeter ki bir çağır çiçeklendiğin yerden
    Gemileri yaksalar da geleceğim sana
    On iki ayın birisinde, kesin takvim sorma bana
    ıhlamurlar çiçek açtığı zaman

    Bak işte notalar karıştı ,ezgiler muhalif
    Hava kurşun gibi ağır, yağmur arsız
    Ey benim yeni alfabemdeki kadim elif
    Ne güzellik ,ne tad var baharsız
    Güzellikleri yaşamak için geleceğim sana
    Geleceğim diyorum biraz mühlet tanı bana
    Ihlamurlar çiçek açtığı zaman

    Ihlamur çiçek açtığı zaman
    Ben güneş gibi gireceğim her dar kapıdan
    Kimseye uğramam ben sana uğramadan
    Kavlime sadığım ,sadığım sana
    Takvim sorup hudut çizdirme bana
    Ben sana çiçeklerle geleceğim
    Ihlamurlar çiçek açtığı zaman

    Bahaeddin Karakoç
  • Omurgamı aldın benim
    Omurgamı aldın
    Omurgamı aldın
    Omurgamı
    Niye?

    Birhan Keskin
  • Deli gönül, neyi özler durursun?
    Acınacak dostun, cananın mı var?
    Dünya yansa yorganın yok içinde,
    Harap olmuş evin, dükkânın mı var?
    Hatır, gönül bulamazsın birinde,
    Dama dedi dişisinde, erinde,
    Vatan dedikleri yangın yerinde,
    İnsanlığa hâlâ imanın mı var?
    Nene yetmez senin şu kuru kaval?
    Pir aşkına sıkıldıkça durma, çal.
    Malta'daki kurnazlardan ibret al,
    Paran mı var, bağın, bostanın mı var?
    Sana giren, çıkan nedir, be dürzü?
    Be Allah'ın numunelik öküzü!
    Ben mi yuttum on dört bin okka düzü,
    Bekri Mustafa'dan fermanın mı var?
    Ne uymazsın zamaneye be domuz?
    Kırk senedir.... ne verdin omuz.
    Nâzır olmuş desem sana ıstakoz,
    Reddedecek kılıç, kalkanın mı var?
    Çünkü neden? Dalyanın yok, ağın yok,
    Bir tek hamsi kızartacak yağm yok.
    Ocağın yok, dalın yok, budağın yok,
    Yoksa Gökalp gibi Turan'ın mı var?
    Uyanmadın gitti, dalgın uykudan,
    Sana ne be âlemdeki kaygudan?
    Dem vurursun siyasetten duygudan,
    Beynelmilel bir imtihanın mı var?
    Feylesofum dedi herif, pap çıktı,
    Nâzır oldu, saman sattı sap çıktı.
    Reçetede şurup yazdı, hap çıktı,
    Yutmayacak yoksa, âyanın mı var?
    İspermeçet-zade, Kirpi, Pehlivan
    Yanaşması, o bayraklı Kahraman.
    Sadrazamlar içinde en düztaban”
    İmzacılar başı Mervan'ın mı yar?
    Çal nayını, ferahnakte ver karar.
    ...n nazır...rın müsteşar.
    Kumda oyna çöp batmasın aşikâr
    Düşünecek senin zamanın mı var?
    Kendi cihanında bak sen keyfine,
    Kulak asma halkın hayfa-hayfine.
    Tanburuna, kemanına, define
    Sen de katıl, neyde noksanın mı var?
    Şu kırk yıldır senin daran alındı,
    Suratına yüz bin kara çalındı,
    Nasıl olsa şu bokluğa dalındı
    Neyzen’den de büyük isyanın mı yar?
    (bkz: çok şükür) (bkz: birazcık sansürledim)
  • Herkes seni sen zanneder.
    Senin sen olmadığını bile bilmeden,
    Sen bile.
    Seni ben geçerken,
    Derim ki,
    Saati sorduklarında;
    Onu ”O” geçiyordur.
    Kimse anlam veremez.
    Tamir ettirmedin gitti derler şu saati.
    Ettirmek istiyor musun demezler.

    Bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur.

    Zamanı durdururum yüreğimde,
    Sensiz geçtiği için,
    Akrep yelkovana küskündür.
    Şu bozuk saat çalışsa benim için ölümdür.
    Bil ki akrep yelkovanı geçerse,
    Atan bu yüreğim durur.
    Bırak bozuk kalsın, hiç değilse;

    Bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur.

    Turgut Uyar
  • Sana buraya bazı şeyler koyuyorum. Yol boyunca aklında olsun.
    Lazım olursa açar okursun. Olmazsa da olsun, bir zararı yok
    burada dursun.

    Şuraya bir cümle koydum. Bırak, acımızı birileri duysun. Hem
    zaten şiir niye var? Dünyanın acısını başkaları da duysun!

    Acı mıhlanıp bir kalpte durmasın. Ortada dursun. Olur ya biri
    eline alır okşar, biri alnından öper. Az unutursun.

    Buraya tabiatı koydum. Ağaçları, suyu, ovayı, dağı. Onlar bizim
    kardeşimiz, çok canın sıkılırsa arada onlarla konuşursun.

    Buraya, küçük mutlu güneşler koydum. Günlerimiz karanlık ve
    çok soğuyor bazı akşamlar, ısınırsın.

    Buraya, bir inanç bir inat koydum. Tut ki unuttun, tekrar bak,
    o inat neyse sen osun.

    Buraya yolun yokuşunu koydum. Bildiğim için yokuşu. Zorlanırsa
    nefesin, unutma, ciğer kendini en çabuk onaran organ, valla bak,
    aklında bulunsun.

    Buraya umutlu günler koydum. Şimdilik uzak gibi görünüyor,
    ama kimbilir, birazdan uzanıp dokunursun.

    Buraya bir ayna koydum arada önüne geç bak; sen şahane bir
    okursun. Mesai saatlerinde çaktırmadan şiir okursun. N’olcak ki,
    bırak patronlar seni kovsun!

    Burada bir tutam sabır var. Kendiminkinden kopardım bir parça,
    (bende çok boldur) lazım oldukça ya sabır ya sabır, dokunursun.

    Burada güzel çaylar var. Bu aralar senin için çok önemli. Bitki
    çayları, kış çayları, şuruplar, kompostolar. Demlersin, maksat
    midene dostluk olsun.

    Şuraya Youtube’dan müzikler, Bach dinle filan, koydum. Ama
    müzik konusunda sen benden daha iyisin, koklayıp buluyorsun.

    Buraya bir silkintiotu koydum. Kırk dert bir arada canına
    yandığım, kırkına birden deva olsun.

    birhan keskin
  • Seni bekliyorum,
    İftarı bekler gibi,
    Öyle aç, öyle susuz...
    Seni bekliyorum,
    Bayramı bekler gibi,
    Öyle şekerli, öyle hevesli...

/ 2