rutkay aziz

  • tiyatro sanatçısı, aktör, yönetmen, yazar, senarist, seslendirme sanatçısı, şair ve daha fazlasıdır..

    ülkemizin yetiştirdiği en önemli sanatçılardandır..

    rutkay aziz, yaşama gözlerini istanbul’a açmıştır. Tiyatroya lisede öğrenim gördüğü yıllarda başlamıştır. Muhsin Ertuğrul yönetimindeki LCC tiyatro okulunda tiyatro eğitimi almıştır. İlk deneyimini Peter Weiss’ın “Marat-Sade” oyunundaki Marat rolüyle yaşamıştır. Tiyatro hayatına 1971 yılından itibaren Ankara Sanat Tiyatrosu’nda devam etmiştir. 1973 yılında aynı tiyatroda sanat yönetmenliği ve yönetmenlik yapmaya başlamıştır. tiyatronun dışında sinema filmlerinde de rol almıştır. İlk sinema deneyimi 1987 yılındaki Yer Demir Gök Bakır filmiyle başlamıştır. Ziya Öztan’ın yönettiği hem sinemada hem de televizyon dizisi olarak yayınlanan “Cumhuriyet” adlı eserde en önemli rolü olan Mustafa Kemal ATATÜRK rolünü canlandırmıştır..

    Rutkay Aziz, iki evlilik yaşamıştır. ilk eşi Nuran Duru’dan Doğa Rutkay adında kendisi gibi oyuncu bir kızı vardır. Rutkay Aziz, Çiğdem Rutkay ile evlidir..

    Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı’nın başkanlığını üstlenmiştir..

    Rutkay Aziz kızıyla beraber aynı projelerde de rol almıştır..

    sanata öylesine gönül vermiş bir şahsiyettir ki ülkemizin darbe dönemleri ve bugünler dahil her döneminde sanatını icra etmek için yasakçılarla, gericilerle mücadele etmiştir..

    ülkemizin yaşayan son büyük sanatçılarındandır. gerçek bir aydın gerçek bir entelektüeldir. hayatı boyunca onurlu duruşundan, ilkelerinden taviz vermemiştir..

    ülkemizin bir başka önemli sanatçılarından olan tarık akan ile lise yıllarından sıkı dostlukları bilinir..

    üstadın öyle bir üslubu ve ses tonu var ki karşısındakileri ve ekran başındakileri etkilemeyi başarır..

    katıldığı bir programda sunucu hanımefendi üstada ülkemizdeki kadınlara ne söylemek istersiniz demişti. üstad “inansınlar ki er ya da geç nazım’ın güneşli günlerini birlikte yaşayacağız.” cevabıyla bir kez gönüllerimizde taht kurmuştu..

    bir söyleşisinde üstad “ben muhalefetteyken de iktidar gibi yaşarım.” diyerek hiçbir zamanda ve hiçbir durumda onurlu duruşundan taviz vermediğini belirtmiştir..

    Rutkay Aziz’in oynadığı ve yönettiği tiyatro oyunlarından bazıları

    Suçsuzlar “Sacco ile Vanzetti”
    Yusuf ile Menofis
    Adalet Sizsiniz
    Ayak Takımı Arasında
    Mefisto
    Yolcu
    Bir Halk Düşmanı
    Sakıncalı Piyade
    Ay Carmela
    Akrep
    Rummuz Goncagül
    Ferhat ile Şirin
    Oyun Nasıl Oynanmalı
    1984 - Büyük Gözaltı
    Komün Günleri
    Güneyli Bayan
    Adalet Sizsiniz
    El Kapısı
    Evler Evler
    Dimitrof
    El Kapısı
    Hitler Rejiminin Korku ve Sefaleti
    Sait Hop Sait
    Hikâye-i Mahmut Bedrettin
    Nafile Dünya

    Rutkay Aziz’in oynadığı sinema filmleri

    Sis
    Ada
    Ölü bir deniz
    Gizli Yüz
    Piano Piano Bacaksız
    Kurtuluş
    Cumhuriyet
    Gülüm
    Halk Düşmanı
    Hicran Sokağı
    Vesaire Vesaire
    Yol Ayrımı

    Rutkay Aziz’in oynadığı televizyon dizileri

    Cahide
    Geçmiş Bahar Mimozaları
    Bizimkiler
    Yazlıkçılar
    Tutku
    Gözlerinde Son Gece
    Yaz Gülü
    Herşey Aşk İçin
    Kara Melek
    Hayat Bilgisi
    İstanbul Şahidimdir
    Aşkın Mucizeleri
    Savunma
    Avrupa Yakası
    Şölen
    Sırat
    Yalan Dünya
    İçimizden biri:Yunus Emre

    sanatçının ödüllerinden bazıları

    Evler Evler tiyatro oyunu ile en iyi erkek oyuncu ödülü’nü kazanmıştır.

    Sis filmi ile Türkiye Yazarlar Derneği tarafından en iyi erkek oyuncu ödülü’ne layık görülmüştür.

    Altın Portakal Film Şenliği’nde sanatta sosyal sorumluluk ödülü’nü almıştır.

    Altın Koza Film Şenliği’nde Yaşam Boyu Onur ödülü’ne layık görülmüştür.

    Üstün Akmen Tiyatro Ödülleri’nde emek ödülü’ne layık görülmüştür.

    Bahçeşehir Üniversitesi tarafından yaşam boyu onur ödülü’ne layık görülmüştür.

    rutkay aziz’in oynadığı her rolün hakkını verdiğine inanıyorum. hatırımdaki en önemli kamera önü oyunculuklarından bazılarına değinmek istiyorum. en önemli rolü hiç şüphesiz cumhuriyet filmindeki Mustafa Kemal Atatürk rolüdür. hâlen atamızın rolünü kendisi kadar iyi oynayan oyuncu çıkmamıştır gözümde. diğer başarılı bulduğum ve beğendiğim rollerine değineceğim şimdi. gizli yüz’deki gizemli saatçi rolü harikaydı. orhan pamuk, gizli yüz filmindeki esrarengiz saatçi rolünü sanki rutkay aziz için yazmış gibiydi âdeta. keza piano piano bacaksız filmindeki kerim dayı rolündeki performansı da takdire şayandı. avrupa yakası’ndaki kadın ruhu konusunda uzman çapkın bülent onaran rolünü de harikulâde icra etmişti. ancak benim en sevdiğim rolü bizimkiler’deki şair cenap bey rolüydü. şair, yazar, entelektüel, centilmen, aydın, klas, naif, tatlı dilli cenap beyefendi rolünü kusursuz oynamıştı. bu karakteri öyle harikulâde icra ederdi ki şahsi fikrimce ülkemizde o rolü kendisinden daha iyi oynayabilen oyuncu olamazdı..

    üstadın tüm konuşmaları değerli fakat ödül törenlerindeki konuşmaları ve can dostu tarık akan’ın cenaze töreninde yaptığı onurlu, devrimci, ilkeli, vicdanlı, erdemli konuşması okullarda ders olarak okutulacak niteliktedir..

    bir söyleşisinde tiyatroda ihtilal veya devrim olmaz demişti ve eklemişti. bizler seyircinin düşüncelerinde, duygularında değişime neden olabiliriz tiyatroda demişti. bu da bir yenilenmedir demişti. işte tiyatronun böyle soylu bir görevi var demişti ve ben bu göreve inandım hep demişti..

    üstadı sahnede izleyememenin eksikliğini yaşarım ve bu eksikliği sinema filmleriyle ve diğer eserleriyle kapatmaya çalışırım..

    üstadın kasım 2021’de yaptığı röportajda söylediği şu gözler ne kadar da üzücü.
    “74 yaşına geldim gerçek anlamıyla özgürlük ve demokrasi yaşamadım. Hep bir sansür ve yasaklamalarla tiyatro yaptık. Oysa tiyatro özgürlüktür.”

    rutkay aziz her devirde sanatçıdır. gönlümde, hatırımda yer edinen güzel doksanların, çocukluğumun başka güzel başka özel sanatçısıdır..

    böyle kıymetli bir sanatçımızın bugüne kadar başlığının açılmamasına üzüldüm doğrusu..

    umarım güzel ülkemizdeki bu akp kâbusunun bittiğini görmeye ömrü vefa eder kıymetli sanatçımızın..

    üstadımıza sevdikleriyle birlikte sağlıklı, huzurlu, neşeli, güzel günler dilerim..

    heyhat! bu dünyadan bir rutkay aziz geçti..

    kaynaklar

    kaynak 1, kaynak 2, kaynak 3, kaynak 4, kaynak 5

    --- spoiler ---

    üstadın en beğendiğim rolü şair cenap bey rolünün hatırımda kalanlarından biraz bahsetmek istiyorum. cenap bey’in tatlı dille çözemeyeceği mesele yoktu. etrafındaki insanlara nabza göre şerbet verirdi. emekçiyi, işçiyi severdi, onları kollardı. kadın ruhundan çok iyi anlardı. etrafındaki kadınları etkilemeyi her zaman başarırdı. varlıklı olmadığı hâlde bazen yüksek zümreden biri gibi yaşardı. sonradan görme zenginlerden hiç haz etmezdi. ev sahibesi ayla hanım’ın kendisine büyük zaafı, hayranlığı vardı. kendisi bu hayranlığın farkındaydı ve bu durumdan kısmen finansal olarak* yararlansa da asla ayla hanım’ın duygularını kötüye kullanmazdı. hiçkimseden çekmemiştir almancıların oğlu dumkof halis’ten ve baykuş cemil’den çektiği kadar. ne zaman evde kafa dinlemeye kalksa ya halis ya cemil gelir onlar da olmazsa başka birileri huzur vermezdi hiç adama. ressam ahbapı sıtkı* ile aynı dairede yaşarlardı. keyfetmeyi, eğlenmeyi, alem yapmayı pek severlerdi. son zamanlarda karşı binada olduğuna inandırdığı esmer mahlasını taktığı bir gizli hayranı/flörtü vardı. fakat bir türlü kim olduğunu öğrenemiyorduk bu esmer’in. geçenlerde eski bölümlerini izlerken doksan yedi’deki bir bölümde cenap bey gazetelere göz atarken bir gazetenin* tansu çiller’in başbakan mesut yılmaz’a onbaşı dediği haberini okurken “yazık yahu! siyaset ayağa düşmüş bu ülkede” dediği sahne beni epey etkilemişti. ahh azizim ahh! sen bir de şimdi başımızdaki lümpenlerin, hırsızların, yağmacıların kepazeliklerini rezil konuşmalarını görsen uyku uyuyamazdın kahrından. yine aynı dönemde kadim dostu ibrikçi’ye “bu nasıl ülke ibrikçi! çelişkiler yumağı. bir bakıyorsun kapıcı şeker satıyor, bir bakıyorsun manavlığa başlamış, eskici birden müteahhit olmuş.” bu durumları kanıksayan ahbapı ibrikçi ise, “oluyor, cenap abi” diyordu. yine başka bir bölümde aziz dostu ibrikçi’yle beraber bir gece üsküdar sahilde kız kulesi eşliğinde dürüm yerken canım boğazı seyre dalar ve ibrikçi’ye “ahh! nereye gidersem gideyim bu istanbul’u unutmak mümkün değil. bir inci için istiridye neyse bu şehir de benim için o.” diyerek istanbul’a olan aşkını kelimelere döküyordu. ahh canımın içi bir bilsen ne kadar çok özledik o güzel günleri, o güzel istanbul’u..

    --- spoiler ---

  • O ses ama! O nasıl bir ses ama!