polonya

  • Orta Avrupa'da bulunan bir ülke. Komşuları, batıda Almanya, güneybatıda Çek Cumhuriyeti, güneyde Slovakya, kuzeydoğuda Rusya Federasyonu ve Litvanya, doğuda Belarus, güneydoğuda Ukrayna ve kuzeyde Baltık Denizi'dir. Ülke 312.679 km²'lik yüzölçümüyle Avrupa'nın dokuzuncu, dünyanın altmış dokuzuncu büyük ülkesidir. Yaklaşık 38 milyonluk nüfusuyla dünya sıralamasında en kalabalık 33. ülkedir

    Alın teri değil viki.

    Kişisel yorum;

    Canı sıkılanın işgal ettiği ülke.

    Bir süre araştırmam ve misafir olmam ile alakalı avrupa'nin en iyi film akademisine sahiptir lodz film akademisi
    Bu ülkede lehçe konuşulmaktadır ve lehçe dünya'nin en zor 3.dilidir. Zor cok zor allah kolaylik versin. Gece hayatı avrupa standartlarının üzerinde olup ucuz bi ülkedir. Başlıca şehirlerini söylemek gerekirse;
    varşova,krakow,poznan

    Duygusal yorum;

    Krakow, görebildiğim en güzel meydana sahip bi şehir. Havası soğuk olmasına rağmen insanları sıcak kanlı. Kadınları standartların üzerinde arkadaşlar. Google--> search--> polish girl--> enter.

    Yaşanılası bi ülke severim.
  • 2 yıldır Krakow şehrinde yaşadığım ülke.
    Soğuk oluşu dışında birçok yönü ile burada yaşamaktan memnunum.
    (bkz: krakow)
  • Gdynia ve Gdansk şehirlerine gitmiştim sanırım 6 sene evvel. gdynia görsellik olarak güzel ama gdansk bana göre daha sağlam bir yerdi.
  • Konuşma dili lehçe olan ülke.
  • son reformların ardından halkın verdiği tepki zincirleme eylemler silsilesine sebebiyet vermiş. olaylar gitgide büyüyor ve ab de işe dahil oldu. ahan da bu
  • insanlarının sanıldığı kadar soğuk olmadığını düşündüğüm şehir. bence bizim insanımız çok hızlı ve gereksiz samimiyet kurup duvarları yıktığı için oradaki normal durumu anormal algılıyor. bütün giden ve görenlerin beyanları da bu yönde. yine de bilemedim, yanılıyor da olabilirim tabii.
  • yurtdışına fazlasıyla meraklı olduğum, ingilizce konusunda kendimi hayvan gibi geliştirdiğim ve internet üzerinden çokça yabancı arkadaşımın olduğu lisenin ilk yıllarında bu ülkede okumayı kafaya koymuştum. ailemle de konuştum, "tamam" dediler, "madem sen öyle istiyorsun, biz ne yapıp edip seni gönderir orada okuturuz".

    hayvan gibi araştırma yapıyor, ingilizce kasıyor, polonya'dan insanlarla tanışıyorum vesaire. makine mühendisliği okumak istiyordum orada, gerçekten istediğim, ilgilendiğim bir alandı. önce politechnika lodzska, sonra ise politechnika wroclawska üniversitesinde karar kıldım. mailler atıyor, karşıdan güzel, samimi geri dönüşler alıyor ve hevesim günden güne daha da artıyordu.

    lise üçün sonuna kadar bu isteğim ve ilgim sürdü. daha sonra, lisenin son senesinde üniversite sınavına hazırlanırken aslında kurduğum hayallerin boş toz pembe hayaller olabileceğinin, tek başıma genç yaşımda oralarda fazlasıyla zorluk çekeceğimin, asla ve asla ne oraya ne de buraya dair bir aitlik duygumun olmayacağının ve bazı hayallerin acı gerçeklerden daha güzel olabileceğinin farkına vardım. polonya benim için güzel bir hayaldi, bana çok fazla şey kattı fakat gerçekleşmese de olurdu, tadında bırakmak belki de iyiydi.

    üniversite sınav sonuçlarının ardından, lise hayatım boyunca hayalim olan polonya'dan vazgeçmekle kalmamış, makine mühendisliğinden de vazgeçmiştim. bu iki vazgeçiş, hayatımın akışını ciddi anlamda değiştirdi. peki ne mi tercih ettim, harita mühendisliği.

    üniversiteye geçmiş ve hayallerimi arkamda bırakmışımdır, mutlu ve memnunumdur. bir gün erasmus anlaşmaları sayfasına girer ve koskoca "politechnika wroclawska" üniversitesini görüp bir anda yıkılırsın. sanki sen polonya'dan vazgeçmişsindir de, o senden vazgeçememiştir gibi. fakat tüm bu vazgeçişlere yenisini eklersin ve üçüncü olarak erasmus üzerine düşündüğün zamanlarda üç seçeneğin ikisinin polonya, hatta birinin zamanında istediğin üniversite olduğu yerde gider komşu yunanistan seçeneğinde karar kılarsın.

    bu vazgeçişler belki de yaptığın seçimlerin ne denli doğru olduğuyla yüzleşmekten ve boş hayal deyip geçtiğin hayallerin gerçekten muhteşem şeyler olabileceği ihtimalini görmekten kaçmaktır. öyle ya da böyle her seçim bir vazgeçiştir ama bazen hayat senin bu vazgeçişlerinden o kadar sıkılmıştır ki, vazgeçemeyeceğin bir şey sunar sana: dersini almak zorunda kaldığın polonyalı(leh) üniversite profesörü...
  • Avrupa birliğine üye olmasına rağmen kendi para birimini kullanmaya devam eder.
    Özellikle küçük şehirlerinde ırkçılık biraz yaygındır.
    Halkı dinine oldukça bağlıdır. Kilise faaliyetleri hiç bitmez. Nerde dini bayram var tüm polaklar ordadır.

    Lehler, Komşuları arasında ortak dil familyasına sahip olmadığı ülke olan almaya'ya sessiz ülke anlamına gelen Niemcy diyorlar. Diğer komşuları ile çat pat anlaşırken( çekler, ruslar bunlar lehçeyele oldukça benzer) almanlarla hiç iletişim kuramadıkları için böyle demeyi tercih etmişler.
    Niemcy ingilizce mute anlamına geliyor.
    Gerçi ülkelere garip isimler vermek konusunda biraz başarılılar. Dünya alemin italyasına sen tut Włochy de. Olacak iş mi?
  • almanya'nın ikinci dünya savaşı'nda saldırdığı ve 5 sene kadar nazi zulmü altında inlemiş olan avrupa ülkesi.
  • Dili lehçe olan ülke
  • (bkz: Lehistan )