özlemek

  • özlemek tdk'ye göre 3 anlama geliyor:

    1) bir kimseyi veya bir şeyi görmeyi, kavuşmayı istemek, göreceği gelmek.
    2) ezip karıştırmak.
    3) smilax lilliacee saparna, zambakgillerden tırmanıcı bir bitki.

    1. anlamına göre yorum yapacak olursak:

    özlemek fiilinin kökü öz- dür. isimden türemiştir.

    "öz" tdk'ye göre pek çok anlama gelmektedir. bizim burada irdelediğimiz açıdan ise şu anlamlara gelmektedir:

    1) fel. bir kimsenin benliği, kendi manevi varlığı, iç, nefis, derun, varoluş karşıtı.
    2) zm. kendi, zat.
    3) mec. bir şeyin temel ögesi, künh, zübde.
    4) sf. kan bağı ile bağlı olan, üvey olmayan.
    5) sf. içine, arılığını, saflığını bozacak hiçbir şey karışmamış olan, saf, arı.
    6) varlığın aslını kuran şey; temel özellik.
    7) bir şeyin ne olduğu, nasıl olduğu olgusu; bir şeyi o şey yapan, öyle oluşunu sağlayan şey; bir varlığın yapısını kuran şey.
    8) kalıcı, değişmez olan, gelip geçici olmayan, her zaman var olmakta olan varlık.
    9) bir şeyin bireysel ve gerçek olan kendine özgü biçimi; kendine özgü belirtisi.
    10) fizikötesinin konusu olarak: kendinde varlık.
    11) iç, çekirdek.

    tüm bu anlamlardan yola çıkarak, özlemek hakkında şu yorumları yapabileceğimizi düşünüyorum:

    özlemek denilen şey, bir kimsenin kendisine olan hasretidir. 1. ve 2. maddeler. (kabul, kelime dağarcığım yeterince gelişmemiş olduğundan oraya hasretten başka kelime bulamadım. ne yapalım, elimden gelen ufaktan kafa patlatmak. belki ileride yeterince zengin kelime dağarcığına sahip olursam bir edit patlatırım buralara.)

    özlemek denilen şey, insanın kendisini araması, aslını araması, içini araması, belki de ruhunu aramasıdır. 3, 4, 6, 9, 10 ve 11. maddeler.

    özlemek denilen şey, biraz da insanın kendisinden kaçmasıdır. kendi kirinden, yüzünün karasından kaçıp temiz olanı, kirlenmemişi bulma arzusudur. 5. madde. (bkz: kar yağarken kirlenen bir şeydi benim yüzüm) (bkz: serbest çağrışım)

    özlemek denilen şey, özlenilende kendini bulmak, özlenilene hayranlık duymaktır. 7. madde.

    özlemek denilen şey, ölümsüz olmak arzusudur biraz da. özlenilende kendini bulup, özlenilenle beraber ölümsüzlüğe ulaşma isteğidir. ölümden kaçıştır, sondan kaçıştır. sarsılmaz temele tutunma eylemidir. 8. madde.

    bonus:
    ayrıca, bir model şarkısına göre dokunmakla geçmeyen hede. (bkz: mey)

    ve ayrıca, evet, aşırı özlem çekmenin temelinde birtakım psikolojik sorunlar, travmalar olduğu konusunda thekadir nickli yazara katılıyorum.

    edit: imla
  • sonlu bir özlemin içindeysek insanı motive dahi edebilir. Ama bir de sonu olmayan özlemler var ki can çıksa da o kalır zannımca...
  • özlemek eksilmektir,yavaş yavaş bu hayattan yitip gitmektir ,özlemek yenilmektir, özlemek en çok da kimsesizliği hissetmektir,deli divane aramak ama bulamamaktır, özlemek bambaşkadır bambaşka hayatları tatmaktır.
  • bazen öyle bir eksikliktir ki hiç var olmamış kimseleri, hiç gidilmemiş yerleri, hiç duyulmamış sözleri özlemek olarak tezahür eder.
    do you wanna play for love?
  • sessizdir. içlidir. ego kıvranışı barındırmaz. vazgeçiştir. keşke bunu anlatacak bir görsel olsaydı.
  • Tam da Fettah Can-Özledim dinlerken bu başlığı görmem. Hmm. İşaret?
  • bağzen nefesinizi kesen şeydir.
    çok şey söylemek isteyip hiç bişey söyleyememektir bağzen.
  • Ancak sarılmakla dinecek hisler bütünüdür.
  • İnsana imtihan olarak özlemek yeter. Cahit Zarifoğlu.
  • Özlemek güzel şey.
    Hasret olmadan vuslat olmaz.
  • özlemek eyleminin tek kelime oluşunu kabullenesim gelmiyor. tek bir kelime bu kadar derin anlamlar nasıl barındırır.

    seni seviyorumdan bile daha anlamlıdır özlemek. her sevdiğin şeyi özlemezsin ama birini özlüyorsan kesin seviyorsundur az da olsa.

    umarım özlüyorsundur beni. çünkü 2 gün sonra devam etseydik 3. yılımızı kutlayacaktık. geçen sene çeşmede rakı masasında yüzük beklemiştim ben. öyle hissettirmiştin çünkü. bir hafta önce yüzük seçtirmiştin bana ve beklemiştim. ve o gece yüzük gelmeyince deli gibi içip, sonra rakıdan sonra canlı müziğe zorla kendimi götürtüp avaz avaz "aldırma deli gönlümü" söylemiştim.

    sonrada kaldırıma kusmuştum.

    devam etseydik biliyorum bu yılda yüzük gelmeyecekti. belki yine bok gibi içip neden evlenmiyoruz ki diye içlenecektim.

    ama emin ol yapmazdım bu kez. bu kadar özleyeceğimi bilsem yapmazdım. tadını çıkarırdım o anın. çünkü çok özlüyorum.
  • ben , biz bu noktaya gelene kadar bir tek özlemleri devirememiştim şu ince bileklerimle, geri kalan her şeyi yakıp, yıkıp, fena yapmıştım. ama inan sen ona da değmezsin artık. ben pes etmedim bu savaştan vazgeçtim. inanarak başlattığım bu savaştan vazgeçtim. şimdi otur seni bir daha kimsenin böyle sevemeyeceği gerçeğiyle baş başa kal.
  • İyimser bir duygu durumu.

    Geçmişe yönelik olanları daha yaygın ve makbul olsa da iyimserliğini gözle görülür hale getirmek adına geleceğe yönelik olanları daha evla. Neden çünkü. Özlemek bir şeye kişiye ya da duruma kavuşma isteği ise eğer. Kavuştuğun anda yok olup giden ve kavuşma gerçekleşmeden önce de neden hissedildiği anlaşılamayan bir şeye dönüşecek. Böyle durumlara iyimser demeyi tercih ediyorum. Sonuçta sahip olduğundan daha fazlası beklenen durumlara diyebiliyorsak iyimser. Özlemek için de geçerli bir kısmını bulabiliriz.

    Bu duygu durumuna acı gam keder dram gibi yancıların katıl edilmesini de anlamam. Neresinden bakarsan bak son derece iyimser ve bir çeşit beklentiden ibaret olan bir şey özlem.

  • İnsan, artık hiçbir şey hissetmediği birini nasıl özleyebilir diye düşünür ve garip bulurdum ama artık anlayabiliyorum.hiçbir şey hissetmesen de üstünden aylar geçse de hala özlüyorsun.Onu, yani eski sevgilini değil ama onunla yaşadıklarını, paylaştığın onca şeyi, gülmeyi, eğlenmeyi, yanında rahat hissetmeyi ve en önemlisi en yakın arkadaşın olabilmesini.Özellikle de şu sıralar çok vuruyor bu özlem bana..
    Aylarca ondan, en ufak bile olsa mesaj atmasını bekledim ve çok uzun bir süre sonra doğum günümde mesaj attı.Ama işin tuhaf kısmı ben hiçbir şey hissetmedim.sadece içimde koca bir boşluk oluştu ve de birazcık “her şey çok farklı olabilirdi” diye düşünmeden edemedim.he bir de söylemeden edemeyeceğim, egosal yönde bir nebze tatmin oldum.ama onun dışında en azından heyecanlanmayı ya da mutlu olmayı falan bekliyordum.sonuçta aylar sonra beklediğin mesaj gelmiş ve sen bunları hissetmiyorsun.demekki gerçekten bir şeyler bitmiş içimde.İşte o zaman bunu çok net anladım.aslında sadece bir mesajla da bu anlaşılabilir mi bilmiyorum.yine kafamda deli sorular.ama tek bildiğim, o yazdıktan sonra tekrardan onu düşünmeye başladım ve yukarıda bahsettiğim gibi özlem duygusu ağır basmaya başladı.keşke bir şeyler bitse bile arkadaş kalmaya devam edebilseydik ama bu pek mümkün değildi bizim için.şu saatten sonra da olabileceğini sanmıyorum zaten.ara ara kendime kızıyorum gerçekten.fakat engel olamıyorum bu hisse.özlüyorum işte, yüzünü, kokunu, sesini, bana karşı davranışlarını...en acısı da artık seninle ilgili olan bu şeyleri unutmaya başladım.öyle işte yine kaptırdım kendimi.neyse şimdilik bu kadar..
  • "Özlemek ayları sormak gibi
    Kimi senin kimi toprak gibi?"

    hiçbir hissinin olmadığını niye özler ki insan? üstteki yazar içimde ne var ne yoksa yazmış. kalemine ve yüreğinin güzelliğine sağlık sayın yazar. zira aynı şeyleri her duyduğumda, okuduğumda, yazdığımda o boşluğa daha çok gömülüyorum...
  • İngilizcesi "missing" dir.. Missing aynı zamanda "kaçırmak, kaybetmek" anlamına da gelir.

    Yani, diyor insan, ingilizler bir şey ellerinden gittiğinde onu tam olarak özlemiş mi yoksa zaten kaçırdığını düşünerek çok da iplememiş mi olduklarını tam olarak idrak edememişler. Bir nevi "bak yoksun ama ben seni kaçırdığımı düşünerek başka ufuklara yelken açma eğilimindeyim" dolaylarında bir ültimatom gibi.

    Ben şu sıralar en çok köyümü özlüyorum :-| Gerçekten..

    Edit. ↑↑↑ Dün gittik ama bu sabah yine özledim.