koca tembel

  • Kendini daha az yalnız hissetmek için sayılarla ilgilenip istatistikçi olan, günlerini milyarlarla oynayarak geçirdikten sonra bütün değerini yitirmiş, sıfıra yakın bir yere düşmüş şekilde eve dönen bir adamın, yalnızlığıyla bir tür baş etme yöntemi olarak evinde piton (koca tembel) beslemeye başlamasına ve bu ortak Yaşamın “dolambaçlı, dolanımlı,sarmal, sürekli sarılıp çözülen, kimi zaman halkalar ve sıkı düğümler yapan” gidişatına bizzat şahitlik ettiğimiz emile ajar romanı.

    Emile Ajar, okuduğum her romanında bana şunu yapıyor: kalbime ipince görünmez kesikler atıyor. Ve bunu müthiş alaylı bir biçimde yapıyor. Sanılmasın ki şikayetçiyim; bana verilen bu son derece alaylı acıdan inanılmaz keyif alıyorum. Ne yapayım yani.

    “Sarıp sarmalanmak isteği duyduğunuz, özellikle omuzlarınızın çevresinde ve bel boşluğunuzda ve en çok da iki başka kolun eksikliğini duyduğunuz bir zamanda iki yirmilik bir pitondan daha iyisini bulamazsınız”

    “Ben çevreye ayarlamak istemiyordum, benim istediğim çevrenin bize ayarlanması. ‘Biz’ diyorum, çoğul olarak, çünkü ara sıra kendimi çok yalnız buluyorum. Benim yalnız dış eksisinden yakındığımı sandılar oysa ben iç artısından da yakınıyorum. Bir artı üretim var ama artıyı dışarı atacak bir delik yok.”