evli bir erkeğe aşık olmak

  • tam on sene önce. üniversitedeyim. sınav haftası ki çok çalışan biri de değilim ama final vize haftaları da fink fink gezmiyorum. çalışmasam da salak gibi o masada oturuyorum etüt salonunda.
    kahve molası vermemle oda arkadaşım geldi, sevgilisi ile dışarı çıkacaklarmış da daha yeni sevgiliyiz yalnız olmak istemiyorum sende gel dedi.

    bense, küçük bir ilçeden gelmiş, anadolulu saf kız. ay ne düzgün kız yalnız buluşmak bile istemiyor diye tamam dedim gelirim.

    yarım saat sonra yurdun önüne bir bmw geldi. biz arabaya bindik, sözde sevgilisinin arabası bozukmuş
    arkadaşı o yüzden gelmiş, iki kızla taksiyle gitmeyelim dedik vs vs.

    o gün otururken, gelen arkadaşı direk omzuma elini atmaya falan çalışıyor, hiç sevmediğim ne varsa yelteniyor. adama uyuz oldum o gece. numaramı istedi vermedim de.
    neyse ertesi gün benim kızdan almış numaramı. arıyor mesaj atıyor vs pek yüz vermiyorum ki hiç sevgilim de olmamış o yaşıma kadar.

    bir gün başım arıyor konuşamam diye telefonu kapatıyorum. bir bakıyorum yurdun önüne geliyor, ağrı kesici alıp.

    böyle ufak tefek jestler sürprizler yapıyor ve haliyle ben de etkileniyorum.

    ama nedense kızılayda orada burada benimle görüşmek istemiyor. öğrencilerin gittiği yerlerde değilde çok başka yerlerde geziyoruz.

    sonra rüyamda evli olduğunu görüyorum bunun. daha ilişkinin birinci ayında mı neyiz. buna dediğim zaman "he evliyim iki de çocuğum var" diye gülüyor. çok film izleme sen falan filan diyor.

    sonra ben bir gün bir şekilde gerçekten evli ve 2 çocuğu olduğunu, yaşının 26 değilde 32 olduğunu ki yaşını da göstermiyordu, öğreniyorum.

    daha doğrusu aramızı yapan oda arkadaşım gelip söylüyor. ben aşık olmaya başlayınca söylüyor bana.

    kız başından beri biliyormuş. seni tek bir şartla affederim diyorum kız arkadaşıma, bu akşam son kez buluşacağım onunla, sen ve sevgilinde geleceksiniz ve benim evli olduğunu bildiğimi sakın söylemeyeceksin.

    kabul ediyor bu. akşam yurttan alıyorlar bizi. atatürk orman çiftliğinde arabada oturup çay içiyoruz.

    o sırada bir arkadaştan ödünç aldığım ses kayıt cihazını çalışır şekilde bir yere gizleyip, tuvalete diye kız arkadaşımı da alıp iniyorum arabadan. bilerek de oyalanıyorum yaklaşık on beş dakika sonra dönüyoruz yanlarına.

    evli olduğunu bildiğimi söylemeden arabadan iniyorum. arabadan inmeden beni öpüyor ama kalbimde öyle bir acı var ki. karısının akşam yemeğinde yaptığı yoğurtlu mantının tadı resmen benim dudaklarımda diye ağlayarak yurda giriyorum.

    ses kayıt cihazını açıyoruz oda arkadaşımla.

    diğer çocuk diyor ki benimkine "oğlum ben yine benim orospu ile yatıp kalkıyorum, sen napıyorsun bu kızla. bakire saf bir kız" diyor buna.

    bizimki de "abi elimi bile tutma desin elini tutmam ama o kadar seviyorum" diyor.

    gözümden yaşlar akıyor zaten benim.

    oda arkadaşım ise orospu dediği için sevgilisi ona delirmiş durumda. sonra ağlayarak "orospusun tabi lan, yatıp kalkman beni hiç ilgilendirmiyor ama evli olduğunu bile bile, hiç sevgilim olmadığını bugüne kadar bile bile aramızı yaptın" diye deliriyorum kıza.

    sonra her şeyi bildiğimin yazılı olduğu bir mesajla bitiyorum ilişkiyi. yüz yüze bitirmeyi bile çok görüyorum sana diyerek. o zamanlar da yaa bi mesajla bitirdi ilişkiyi triplerinin moda olduğu zamanlar.

    bir kaç kez yurdun önüne gelince konuşmak zorunda kalıyorum. ben ağlıyorum o ağlıyor. dinliyorum her şeyi. iki çocuğu varmış, askerden gelince apar topar evlendirmişler akrabadan biz kız ile. resmen pavyonda çalışan bir kadına aşıkmış o dönem diye babası kızmış evlendirmiş falan filan.

    belki yalan belki değil. o zaman anlattıklarına inandım ama devam etmek benim için imkansız dedim.

    bazı geceler aradım saydım sövdüm ağlayarak uyudum. tek başıma barda içtim, bunun arkadaşları geldi toparladı beni. kötü bir döneme girdim. her gece deli deli dualar ettim, karısı ölse keşke diye, ne kadar çocukça cahilce ve kötü bir istekmiş. çocuklarına bile ben bakarım oldum. bir de karısını aslında sevmediğine o kadar emindim ki kendimce. anneme anlatınca "ilk çocuk sevmeden oldu da ikinci çocuk da mı sevmeden olur aa saf kızım" dedi. (geçen baktım sosyal medyadan, bir çocuğu daha olmuş.)


    sonra banane lan ben üzüleceğime başkaları üzülsün dedim. devam edeceğim ilişkiye. yaşım 19 ve aşk acısındansa başka bir kadınla paylaşmayı, başka bir evi olmasını kaldırabilirim sanıyorum.

    çağırdım, hemen geldi. yurdun orada bir parkta arabada oturduk. yaklaşık bir ay bu gizli saklı buluşmalar devam etti. misal yemek yiyelim mi dediğimde "ben evde yedim hayatım" ya diyor.

    bir cümlede her şeye ağlamaya başlıyorum ben o an. evde dedi. evi var. karısının çocuklarının olduğu bir ev. ve o evde yemek pişiyor. zaten evlerde hep yemek pişer. karısı doldurdu tabağını, hem de yiyeceği kadar. kocasını iyi tanır sonuçta ne kadar yer ne kadar yemez bilir. hayatım dedi bana da. ama hayatı başkaları. ben değilim ki.

    gömlek giyiyor. ütüsü kötü olmuş ya diyorum. hadi ya elli kere de dedim diyor dikkat et diye. karısından bahsediyor aslında. bense yine hayatı sorguluyorum. karısının ütüsünü konuşuyoruz diyorum. ne saçma ve ahlaksızca.

    çocukları arıyor yanımda gelirken çikolata al baba diye onlara alırken bana da alıyor. ağlıyorum yine.

    bir gece erken uyuyacağım yorgunum desin ben yatağımın içinde sabaha kadar ağlıyorum.
    kesin sevişiyorlar bu gece diye. ve ben bakireyim öpüşmek dışında bir şey de yapmıyorum neticede tabi ki sevişiyorlar diyorum.

    ben yurt köşesinde ranzamda uyurken evlenirken büyük bir hevesle aldıkları yatak odalarında uyuyor onlar. hem de birlikte. ben hiç onunla uyumadım misal diyordum kendime. uyurken nasıl yatar. deli mi yoksa yattığı gibi kalkanlardan mı ben bilmiyorum karısı biliyor diyorum.

    kesin kararla bitiriyorum evli olduğunu öğrendikten sonra olan 1 aylık ilişkiyi.

    hemen başkasını buluyorum ki ona dönmiyim diye.

    sonra üniversite bitiyor. mezuniyet günü annemlere siz gidin ben yarın geleceğim diyorum.
    ankarada sevgilim var o dönem. hem de bizim bölümden. alt dönem. o gece neden bilmem de onunla değiliz, hani son gecemiz diye bir şeyler de yapmamışız.

    senelerdir ezbere bildiğim numarasına mesaj atıyorum. "serkan ben yarın gidiyorum. bundan sonra asla birbirimizi göremeyeceğiz. son kez görüşelim" diye.

    hemen kabul ediyor. buluşuyoruz. o kadar neşeli, o kadar mutlu ki. benimle görüştüğü için mi, yoksa karısıyla hayatında mı mutlu bilmiyorum.

    sinir oluyorum hatta "seni mutsuz üzgün göndermek istemiyorum. mutlu git istiyorum ankaradan" diyor.

    mogan gölünün kıyısında duygusal konuşmalar geçiyor aramızda. en son "vay be diyetisyen hanım, okul bitti, gidiyorsun. büyüdün kız" diye takılıyor.

    geceler boyu yatağımdaki ağlamalarım ve onun karısının koynunda olduğu aklıma geliyor.

    "evet büyüdüm. kadın oldum hatta" diyorum altını çize çize.

    kadın derken deyince bu "evet kadın, sevgilimle birlikte oldum. ilişkim var çok mutluyum" diyorum.

    şaşırıyor. senden beklemezdim diyor. gözümde hep masum bir kızdın sen, öpüşürken utanan çekinen, şaşırdım inanasım gelmiyor diyor.

    "kanıtlamak için seninle yatmam mı lazım" diyorum. yemin ederim erkekler her durumda aynı. resmen otele gidebiliriz diyor bana.

    "sen karını aldatırsın ama ben sevgilimi asla aldatmam." diyorum.

    o sıra harbi sevgilim aklıma geliyor. beni evime bırakırken suçlu hissediyorum sevgilime karşı kendimi. dibine kadar suçlu.

    eve girer girmez sevgilimi arıyorum. uykudan uyanıyor "seni çok özledim, çok seviyorum. sana ihtiyacım var" diye ağlamaya başlıyorum.

    taa demetevlerden çıkıp geliyor dikimevine.

    arkadaşımın evinde olduğumdan çağıramıyorum da eve, arabada sabaha kadar oturuyoruz. ağlıyorum ankaradan gidiyorum diye.


  • çocuklarıyla ünlü olan bir meslek vardır ya odur. Bi insan karısını sevmiyor olabilir ama çocukları onları biri için bırakmak...
  • hikayede unuttuğum kısım. araya soksam olmaz gibi geldi.

    son görüşmeden 3 sene sonra doğuda çalışırken ben odamın telefonu çalıyor. sekreter dış hattan birisi diyor. kesin annem ya diye sinirleniyorum. ne zaman telefonunu açmasam hastaneyi arıyor çünkü diyorum kendime.

    "efendiiim" diye yüksek sesle açıyorum telefonu.

    "serkan ben" diyor.

    şaşkınlıktan konuşamıyorum bile. internette buraya atandığımı görmüş. ne yapıyorum hayatım nasıl diye merak etmiş.

    biraz bahsettim, atandım geldim şu bu derken "o çocukla ne oldu" dedi.

    "ayrıldık biz sonra onla" diye geveledim.

    "sevindim, seninle ilk defa birlikte olan birini kıskanmıştım çünkü" dedi.

    kan meraklısı ahmak dedim içimden.

    eğer düşünürsem beni alırmış bu durumumda bile, boşanıp benimle evlenmeye okeymiş, ortada kalmıyımmış.

    "siktir git lan ben de seni dinliyorum andaval" deyip kapatmıştım o telefonu.
  • her konuda nötr olduğum gibi bu konuda da nötrüm. insanın kınadığı başına gelir, ahlakçılık kastığını yaşar.
  • Durumum olmadığı için okuyamadığım ama yapanın yanında olduğum durum.

    Kimse kimseyi sevdiği için dışlanamaz, açıklama yapmak zorunda bırakılamaz, yargılanamaz.
  • Sonu bir kadının hüsranı ile biten bir gönül aktivitesidir.

    Olmayın evli erkeklere aşık. Bir insanla bir ilişkiye başlamadan önce iyice tanıyın onu. Hatta ailenizle tanıştırın. Ailesi ile tanışın. Gizlice bir ilişki yaşamayın derim. Hoş bunları söylemek bana kalmadı ama yine de söyleyeyim dedim.

    Bu gönül aktivitesini evli olduğum bilindiği halde yaşamış biri olarak hayatımın en büyük yanlışıdır.

    Gönül neler ister lakin kader ona bakıp Güler.

  • uzak durmalıdır. yakmamalıdır, kendini de onu da.
    Bakma bana öyle bakma
    Bir bakışta tanıyamazsın beni
    Göremezsin ruhumun gizli
    Derin derin köşelerini
    Göremezsin göremezsin
    Hırçın hırçın akan nehirleri
    Serin serin süzülen berrak suları
    Göremezsin
    Nar ateşlerde demlenmiş duygularımı
    Sezemezsin sezemezsin
    Hasret yollarında geçerken ömrüm
    Bir de senden hasret gelmesin bana
    Hasret yollarında geçerken ömrüm
    Bir de senden hasret gelmesin bana
    Olmasın bu aşk
    Başlamasın bu sevda
    Bir de senden hasret gelmesin bana
    Olmasın bu aşk
    Başlamasın bu sevda
    Bir de senden hasret gelmesin bana
    Kader zorlasa da almam alamam seni hayatıma
    Bir de senden hasret gelmesin bana
    Bakma bana öyle bakma
    Bir bakışta tanıyamazsın beni
    Göremezsin ruhumun gizli
    Derin derin köşelerini
    Göremezsin göremezsin
    Hırçın hırçın akan nehirleri
    Serin serin…
    müslüm baba hazretleri
  • Kınamamak lazım, lâkin evli olduğunu bilerek aşık olmuşsa biri zaten yorum yapılmaz. Bilmeden olduysa hatadır dönülmesi gerekir. Düşmanımın başına gelsin istemem.
  • Bacım seni üniversiteye kayıt eden memurun; gidişte Meram ekspresi, dönüşte kurtalan ekspresi patinaj çeksin üzerinde.