düşün ki o bunu okumuyor

  • Bana faydası olmayan klisenin papazını o zaman
  • ''bu gece sesini duymaya ihtiyacım var bunu istediğin gece okuyabilirsin''
  • ne zaman hayatımla bir etkileşimin olsa derin bir hayal kırıklığı ve üzüntü bırakıyorsun ardında ve ben neyi neden yaptığına bile anlam veremiyorum.

    ama inan bu kez ölesiye kötülüğünü istiyorum.5 aydır seninle sıfır diyalogla yeri geldi yoluma bakmaya çalıştım, hayatıma birini almayı denedim ve inan bana onunla geçirdiğim kısa süreli günlerde bile "ben boşluktan onu özlüyormuşum, başkası ile vakit geçirince nasıl da aklıma gelmiyor"diye düşündüm, sonra yeri geldi kurtulmuşum ondan be dedim, yeri geldi hüngür hüngür ağladım, yeri geldi kimseyi istemiyorum hayatımda kafam ne rahat yalnız dedim, yeri geldi anılarda boğuldum, her yere sana satırlar yazdım ama sana tek bir mesaj atmadım, tek bir rahatsızlık vermedim.

    babamı arayıp, kendince bitmiş ilişki üzerinden beni şikayetler ederken sen çocuk gibi tamam dedim bundan sonra asla. yeminler ettim o gün ben ve yeminimi de tuttum.

    ıssız adamdaki tel toka sahnesini ayrıldıktan sonra benim ojelerimle yaşadığını, evde bulduğun kırmızı ojeye bile saatlerce ağladığını yazdığın ekşideki yazını dahi ağlayarak okudum ama sana bir şey yazmadım. aylar sonra gelip bir mesaj atıyorsun. hayatımın ortasına da ne duygusallık, ne anlam ifade eden dünyanın en gereksiz mesajını atıp sonra yeminimi bozarak cevap attığım mesaja cevap atmıyorsun.

    sana dair ne zaman bir adım atsam köpekler gibi pişman oluyorum.

    şimdi o kırmızı ojeyi götüne sok, ekşiye yazmamı da evet senden gerizekalı gibi beklediğim tek mesajı bekler gibi sen de bekle. bir cümlem vardı bağıra bağıra ağlarken anneme dediğim, sonrasında ise pişman olup ayağı taşa değmesin, uzun ömürleri olsun dediğim.

    beni her fırsatta beklentiye sokup siktir olup gitmenden o kadar yoruldum ki evet o cümlemin yeniden arkasındayım. bana uzak allaha yakın olamıyorsun, allah yanına alsın seni ve beni daha fazla beklentiye sokacağın, bir mesajı bile çaresizce beklediğim günleri bir daha bana yaşatama.
  • sıkıldım
  • İşime gelir. Çekiniyordum zaten " düşün ki o bunu okuyor" başlığına yazmaya. Bak şimdi okumayacak.

    Realist olalım biraz. 'Okumuyor' diye değiştirilmesi bir mana ifade etmiyor. İki türlü de okunmuyor zaten * o yüzden düşün ki diyoruz ya :))

    Okumuyorsan da ben yazayım:
    Seni tanımadığım halde sevmiyorum.
    (bkz: smiley was not here)
  • ne biçim başlıksa...
    buraya küfür sıralamaya gerek yok lakin yeterince küfürleştik telefondan da yüz yüzeyken de.
    ama seni umarım görmem asla. seni zihnimde nefret ve sevginin bir arada çorba olduğu bir köşeye kapattım ve üstüne kafayı türlü türlü o kadar çok defa çektimki artık ondan bile zevk almıyorum, büyüdüm, almam gereken kiloları aldım, çok güzel kalpli insanlarla beraber oldum ama yine de zihnim allak bullak. inişli çıkışlı ve çoğu zaman kaotik hayatıma daha önce hiç getirmediğim düzeni getirdim, sağlıklıyım, beni seven biri var, 4. bir dil öğreniyorum ve dünya seyahatine hazırlanıyorum. ama bunların hepsini seni unutmak için mi yapıyorum, sana kapak olsun diye mi yapıyorum yoksa bambaşka bombok bişey için mi bilmiyorum. kime neyi kanıtlıyorum ben a*k. sen kimsin.
  • Yazdığım her şeyi senden saklamak ama aynı zamanda içimdekileri söyleyebilmek için yazdım. Çünkü okusaydın içimi sana açmış, kendimi anlatmış olurdum. Oysa ki ben tek kelime söylemeden anlaşılmak istiyorum. Evet bencilce ama isteğim bu.
  • okursun da , anlamazsan sıkıntı.
  • Yolunda giden hiçbir şey yok şu an hayatımda. Bir dakika önce yaptığım şeylerden bile Bok gibi pişman oluyorum..toparlayacağım aşamasını da çoktan geçmiş bulunuyorum.. anlayacağın bir bok olamadı cidden benden, lisedeki sözde eğitimcileri haklı çıkardım yine iyi mi..ayrıca sen kimsin yahu gerçi okumuyormuşsun zaten....
  • bak baba. alacağım ya da almayacağım de de ona göre davranayım. bakarız ne ya? ne yani tamam mı diyorsun? anlamıyorum ki... düşün ki o bunu okuyor başlığına yazmıyorum bilerek, çünkü okuyacak olsan yazamazdım :) çok sertsin çok, konuşulmuyor seninle.
  • biliyorum burayı okuma ihtimalin var, o sebeple bu başlığa geldim. yoksa tam tersi olana giderdim.

    dostluk kavramını epeyce sorguladım bu sıralar. gerçekten de zor kazanılır ve zor kaybedilirmiş sanırım. şuna kalpten inanıyorum ki gerçekten bir dostun olduğunda eskiden tanıştığın ve dost sandığın kişilerin yalnızca birer arkadaş olduğunu fark ediyorsun.

    işte ben de bu farkındalığı yaklaşık 1-1.5 sene önce senin sayende yaşadım. tabii ki ilk zamanlarda da yakın olduğumuzu sanıyordum, zaman geçtikte ne kadar ilerlediğimizi fark ettim. hangi güçlükleri aştığımızı, hangi maceralara kapıldığımızı, içtiğimiz biraları, bana yaptığın yemekleri (aşırı lezzetliydi ama tarhana acı oluyor genelde), belki gönülsüz de olsa her gün yaptığın pansumanları, sırf yalnız kalmamak için saat fark etmeksizin her doktor kontrolüme gelişini, gece boyu başımda beklediğin günleri düşünüyorum. iğrenç anlarıma tanık olduğun için hâlâ utanırım biraz... ama olsun, mecburdum sonuçta. hep benim için yaptığın şeyleri sıralıyorum, bundan öncesinde de tabii ki seni yine aynı derecede çok sevip saydım. ama dostluk kavramını kuvvetli yaşamamış biri olarak her zaman bunların çok önemli olduğunu düşünüyorum.

    sana duyduğum sevgi o kadar kuvvetli ki kalbimin bu zamana dek hiç bu kadar kasıp kavrulduğunu hatırlamıyorum. sana olan umudum o kadar fazla ki kendimi hiç bu kadar güçlü hissetmiyordum. seninle olan, seninle geçirdiğim her anın ne kadar kıymetli olduğunu şimdi fark edebiliyorum. birbirimizden uzak kaldığımızda, aslında birlikte yürüdüğümüz o yolların hepsinin adeta cennete çıktığını şimdi fark edebiliyorum. hayat belirsizdir, önümüze neler çıkacağını bilemeyiz. ancak bu evrenin koca belirsizliğinde hayatımda belirlediğim şeylerden birisin. fazla şımarma ama bak yani yazıyorum falan ama ağlıyorsan da (ki muhtemel) ağlama.

    birlikte yeşil lokumlarla poker oynadığımız günlere geri dönelim veya yenilerine kavuşalım. bahsettiğin gibi 390'da bi' sağa bi' sola savrularak ve sohbet etmeye çalışarak yolculuk yapalım. ders çıkışında erkenden hazırlandığım için seni bekleyeyim, sonra sen acele etme diye geri vicdan yapayım falan. ve en önemlisi seni zorla levant'a götüreyim ve falafel falan yiyelim. neyse bu iş gece atıştırmalığına dönmesin.

    buraya kadar okuduysan tebrik ederim cidden, ben yazarken yoruldum. lütfen sana yaptığım haksız ve farkında olmadan kötü davranışlarım olduysa beni affet. sana dostluğumuzun simgesi olması için 2-3 şarkı bırakıyorum. umarım beğenirsin, beğenmezsen de sen bana öner. 200 tane şarkı bile atabilirsin çünkü sana hep müsaitim şeker miniğim. (ha bir de sözlerine bak yani boşuna atmıyoruz bu şarkıları)

    james taylor - you've got a friend
    sözler

    dionne warwick- that's what friends are for
    sözler
  • eşek ya
  • yazık oldu o şarkılara
  • İnşallah ikiz olur. *
  • demek benimle konuşup, ağzımı aradıktan sonra annene raporunu verdin.. cidden çok fenasın, ağzım açık izliyorum..
  • kendi kendime konuşmaktan büyük keyif alıyorum. işin garip tarafı önceden seninle konuşmaktan keyif aldığımı sanardım. seni dinlemek dünyanın en mühim işiydi benim için nicedir kendimi dinliyorum.
    Hayatımda ilk defa yalnızlığımdan keyif alıyorum kimse için herhangi biri olmak gelmiyor içimden sadece kendim için ben olmak fikri müthiş bir fikir.
/ 2