boşluk

  • normalde yapmayacağınız şeyler yapmaya iten, bol hata ve saçmalamaya sebebiyet veren tehlikeli hal.
  • Evrende bir sürü boşul alanı mevcuttur. Bunu karanlık madde ile bağdaştıranlarda var.
    Ruh hali olarak boşluğa gelirsek; tehlikeli olması bir yana, insanu belli bir düzenden çıkararak kendisini daha fazla tanımasını ve hayatına dışardan bakabilmesini sağlar. Bu da iyi veya kötü köklü değişimlere sebep olabilir.
  • ingilizce'de, aynı zamanda uzay anlamına gelen space kelimesinin karşılığıdır.
    (bkz: uzay boşluğu)
  • şu sıralar içinde olduğumu hissettiğim soyut kavram
  • Boşluk, ayakta durmanın güç olduğu kaygan bir zemin gibidir.

    İnsanoğlunun içinde öylesine bir boşluk vardır ki çoğumuzun yaşam serüveni bu boşluğu doldurmaya çalışmakla geçer. Kimi zaman insanlarla yamarız kendimizi, kimi zaman çeşit çeşit duygular tıkıştırırız bu boşluğa. En çok da sevgi kapatır onu. Gerçekten sevilmeye değer ve sevebilen insanlarla doldurabilirsek kalbimizi, boşluk kendiliğinden kapanacaktır zaten.
  • bu aralar sık sık hissettiğim, anlamsız ve açıklamasız ruh hali gibi bir şey.
  • İçine hapsolduğum kavram. Kıvranıyorum. Bitmesini istiyorum. İşsizlik değil, sevgisizlik değil, yalnızlık değil, kötü hissetmek değil... Kötü bile hissedemiyorum. Boşluğun bu denli kalın zincirleri olduğunu bilmiyordum. Her hareketim için sebep aramaya başladım. Nedenlerin yokluğunda ortada kaldım. Yaşamak için sebep ararken ölmek için de sebebim olmadığını fark ettim. Hayatım boyunca inandıklarım sarsıldı. Yalanların farkına varırken bitirdim enerjimi, doğrular yerini bildiğim bir uzaktalar. Bu yüzden hayattayım dediğim sebepler inandırıcı gelmemeye başladı. Boşluğun içinde kayboldum. Neye inanıyor insanlar, nasıl güveniyor, ne size nefes aldırıyor ve ne bu nefesinizi kesen sebep. Olmak için ya da olmamak için mantıklı bir sebep verin bana.