blog sözlük itiraf

#blog sözlük sırala
« / 89
  • Hata yaptım.Kalp kirdim.Bencillik yaptim ve ilk defa kendimi dusundum.Kimsenin üzülmesini istemiyorum kimseyle kırgın kalmak istemiyorum.Simdiye kadar böyle bir şey yaşamadığım için nasıl düzelteceğimi bilmiyorum.
  • hayatımda hiç sinemaya gitmedim. ***

    Sinemaları tiyatroları kim bedava yaparım derse ona oy veririm. Tam bir satılığım.

    Ülke batsa umrumda olmaz. Sanılanın aksine kaybedecek hiçbir şeyim yok.

    İlgi odağı olmak hoşuma gidiyor. Bir ortamda sözümün dinlendiğini hissetmek garip bir şekilde haz almamı sağlıyor. İnsanlar bana iyi davranınca daha iyi biri oluyorum. Kötü davranınca da öyle işte.

    Fikirlerime saygı duyulmasını isterim ama benle aynı fikirde olmayanlara saygı duymam. Saygı duyuyormuş gibi yaparım ki onlar da saygı duyuyormuş gibi yapsınlar birbirimizi kırmayalım.

    İnancımda sorunlar var. İsyan etmekteyim. Kendime sorduğum soru neden isyan ettiğim değil neden daha önce etmediğim.

    Yalnız hissediyorum sürekli. Etrafımda insanlar olması bunu değiştirmiyor.

    Kendimi dış dünyadan soyutlama hareketim ne zaman gerçekleşecek bilmiyorum. Ama olacak. en büyük hayalim bu.

    Bazen insanlara özeniyorum. Hayallerime sahip oldukları için. Kıskanıyorumdur da belki. Ama onların benim hayallerime sımsıkı sarılmaları gerekirken neden daha fazlasını istiyorlar? Bu soru da böyle kurcalıyor.

    Şükür etmeliyiz. Ama neye?

    İradeli olmayı ben seçtiysem, iradeli olmayı seçtiğimde iradeli değilim demektir. Yani aslında iradeli değilim demektir. Bu hayatın sonucunu merak etmiyorum da sebebi çok kafamı ağrıtıyor, bu gidişle ağrıtmaya devam edecek gibi.

    Yalnız olmayı seviyorum.

    Bazen sevmiyorum.

    Arada insanların salak olduğumu düşünmesini istiyorum ki soru sormasınlar. Bıktım. Saçma sapan şeyler. Dünyalılardan tiskiniyorum.

    İki yüzlü değil 5-10 yüzlüyüm. Aren't we all?

    Bir şeyleri değiştirmek istiyorum ama gücüm yok.

    Değişimi sevmiyorum.

    İsmimle hitap edilmesinden nefret ediyorum.

    tüm arkadaşlıklarımı tuğla üstüne tuğla koyarak yarattım. Yoksa arkadaş olunacak biri değilim öyle. Sadece tanıdığım insanların yanında eğleniyorum. Diğerleri sadece rol.

    Yeni insanları sevmiyorum.

    Çok fena adapte olurum. Kimim kimlerdenim anlayamazlar.

    Problem çözmeyi seviyorum ama henüz en büyük problemim olan meslek seçimimi gerçekleştiremedim.

    Dudaklarımı koklamayı seviyorum.

    Ellerimi de.

    Müthiş bir his.

    Mükemmel kokuyorum.

    Of müthiş.

    Sırt üstü uyuyamıyorum.

    Para için her şeyi yapmam ama birtakım şeyleri yaparım. Çünkü para da birtakım şeyleri yaparken gerekiyor. Sezar'ın Hakkını Sezar'a verelim.

    Entelektüel insanları sevmiyorum.

    İnsanların baya Bi yüzdelik dilimini sevmiyorum.

    Sevdiğim insanlar sevmediğim davranışlar yapınca üzülüyorum.

    Popüler şeyleri yaptıkları için kendilerinden gurur diyerek bahsedenler adına utanıyorum.

    Şiddete karşı şiddetin çözüm olacağını düşünmüyorum. Şiddetin her türlüsü yasaklanmalı. Bugün biri şiddet uygulayarak kahraman olur, ertesi gün onu örnek alan biri şiddet uygular. Semptomları değil hastalığı tedavi etmek gerek.

    Sessiz yerleri seviyorum. Kendimi ait hissettiriyor. Ya da tam tersi bir şeylerin bana Ait olduğunu.

    Rahatladım. Uzun sürmez. I hate myself.
  • An itibariyle tek çevrimiçiyim. Yalnızım, yalnız
  • (bkz: #116533) burda uruguaylı elemanlara b.k attıkta...
    la ne güzel oynamışlar
    akşam olsada eve gidince açıp açıp oynıcam, iftarı ederim bugün bunlan. (bkz: swh)
  • Geldim yine ben sözlük aynen aynen standart içimi dökmeye... Sorun yok yani dağılın. :)) sorunum şu insanlara sürekli değer verdiğimizi söylüyoruz onları önemsediğimizden bizim için kıymetli olduklarından bahsediyoruz. Ne kadar samimiyiz? Eğer bunları söylerken samimiysek bunu karşı tarafa nasıl anlatacağız. Onu öyle olduğuna nasıl ikna edeceğiz. Bi kere samimi olup olmadığımızdan nasıl emin oluyoruz ki bu hissetmek mıdır? Yoksa sadece söylemek midir? Dilden çıkanın doğru olduğuna bırakın karşıyı kendimizi nasıl ikna edeceğiz. Değerlisin derken buna ne kadar inanıyoruz. Evet inanıyoruz kesinlikle dimi aynen çünkü değerli yaa o biliyoruz.... Bu kadar basit mi? Ya sadece öyle sanıyorsak?
    Varsayalım ki bizim dilimizden çıkan doğru bunu karşıya nasıl anlatacağız? O kadar somut ki somut hiçbir olgu ile ikna edemem ben bunu. Karşımdakine gözümü versem kalbimi verip canını bile kurtarsam bundaki sebebin sadece onun değerli oluşu olduğuna kendimi ikna edemem. Bundan bu kadar kolay emin olamam. Ben bile buna şüphe ile yaklaşırken karşıya bunu nasıl anlatacağız eğer gerçekse söylediğimiz değer..
    Ve bu söz gerçekse buna karşı tarafın inanmasıni beklemekten başka ne gelir ki elimizden? Ölsek bile onun için bu onu ispat eder mi? O kadar soyut bir kavram ki hiçbir somutluk anlam ifade etmiyor. Eğer söz gerçekse ve karşı tarafta buna inanmıyorsa yaşanılan yıkımı hayal edin. İşte bu yıkımın içinde olduğumu düşünüyorum. Tek umudum ise söylediğim sözün yalan olması. Sadece aklımı buna inandırmış olmam.
    Bölüm 2
    Artık hayatım masam ile yatağım arasında geçmiyor. Yaşadığım odadan ayrıldım kısa bi karmaşıklık içindeyim. Beni koydukları yeni yerimde bir düzen kurmaya çalışıyorum. Mutlu muyum? Hayır mutsuz muyum? Hayır konuştuğum kızla her şey berbat gidiyor. Alıştım. Birkaç yeni kötü arkadaş edindim fakat o kötü insanların içinde birkaç güzel iyilik keşfettim. Yeni odamda camları siyah istemiyorum sadece. Bahsettiğim örümcek yazıdan 2 gün sonra yok oldu nerede hiçbir fikrim yok. Tek bileğim arkadaşımın onu öldürmediği. Ondan sonra bir kaç hafta sonra sanıyorum sandalyemin altından çıktı bi tane a 4 ile kapıya kadar kovaladım korkunçtu.
    Sanıyorum bir seçimin arefesindeyim ve yanlış yola girmek üzereyim hem de bile bile. Geri dönebilirim. Çok acı sonuçlar doğurur ileri gidip minimum 1 yıl maksimum 3-4 yıl kötü yolculuk yapabilirim. Sonrasında bu kötülük halinden vazgeçebilir miyim kestiremiyorum. Kayda değer bir şeyler yapmak isteğim içimde hâlâ bir volkan. Hayatı seviyor hayatta olmayı sevmiyorum.
  • * Bir kedim olmasını gerçekten çok istiyorum. Ama şartlarım hiçbir şekilde uygun değil. Bir de ben ona bağlanınca bir gün kaybettiğimde çok üzülürüm korkusu var.
    * Google'a 10$'ımı da kaptırdım. Keşke dolar ucuzken ödeme yapsaydım erkenden.
    * 2 gündür hava aşırı tuhaf şekilde sıcak. O "ay ben sıcak havasız duramam, soğuk havadan nefret ediyorum, ben yaz insanıyım, güneşsiz yapamam" vb. tepkileri sürekli dile getirenler inşallah benim çektiklerimi siz kışın çekersiniz.
    * Kış aylarından beri diyete başlıyorum. Hala başlıyorum.
    * KPSS benim için bitti ne yazık ki. Böyle olacağı da belliydi zaten, bu psikolojideki, yardım almayan, birinden sağlıklı hareketler beklenemezdi.
    * Twitter profilimi boşalttığım gibi instagram profilimi de boşaltasım var.
    * Avlu dizisini izleyen biriyim, son iki bölümü yüzünden, ölürsem eğer ailemin ne halde olacağını düşündüğüm için bazı şeyleri uzak tutuyorum kafamdan artık.
    * 2 hafta sonra Gebze'ye oradan da en kısa zamanda psikiyatriste gitmek gibi bir düşüncem var.
    * Çok düşünen, detaycı bir insan olmamayı dilerdim sözlük. Şu andaki gibi otun b*kun rengi karışmamış olurdu kafamda.
    + İtiraflarım bu kadar. Öperim.
  • Uzun uzun düşünüp radikal kararlar alıyorum. Ama bir türlü uygulamaya geçiremiyorum. Biliyorum ki geçirirsem her şey çok farklı olacak. Belki de korkuyorum.
  • twitter'ın temizliğinden sonra, instagram'daki gönderilerin hepsini de sildim. Kullanmıyorum artık. Hayırlı olsun, bir sonraki çöküşte görüşmek üzere.
  • Üstümde olmaması gereken zamanda neden olduğu belli olmayan bir sinir var. Kafamda kuruyorum falan. kendimi de gaza getiriyorum. Kalp kırmadan kimseyi zor durumda bırakmadan gideydi şu sinir eyiydi.
  • Yüksek ihtimalle, bundan sonraki hayatımı şekillendirecek olan; ve henüz netliğe kavuşmamış, içerisinde pek çok bilinmeyeni barındıran bölüm değişimi mevzusu yüzünden çalışma aşkını kendimde bulamadığım dersler sebebiyle, okumayı sevmediğim bölümde sınıfta kalma ihtimalim olması beni bir hayli geriyor.
  • Hele şükür instagramdaki hesapları da sessize alma özelliği devreye girdi. Hayır zaten kullanmıyorum, ama arada böyle açınca takibi bırakamadığım insanların cincon hayatlarını gözüme gözüme giriyordu. Aylardır beklediğim şey adeta. Gerçi geç kaldı ama neyse.
  • Salıncakta sallanmayı bilmiyorum. Beni sallayın.
  • Geçenki anneler gününde olanları hatırlayan var mı? Hani her instagram kullanıcısı annesiyle fotoğrafını paylaşmıştı sadece o gün(!)? Heh, babalar günü kutlu olsun tüm babaların.

    Oy veremeyeceğim ne yazık ki. Veremiyorum, üstelik en vermek istediğim zamanda veremiyorum. Böyle tuhaf ikametgah ikileminde kalmamın bir sonucu ne yazık ki.

    Ben tuvalet ya da banyo temizlemeyeyim Allah aşkına. Cillop gibi temizliyorum ama domestos* kokusu 1 gün benimle geziyor.
  • Arkadaşlarım evlenmiş üstüne çoluk çocuk sahibi olmuşlar ve instagramda babalar gününü kutluyorlar. Ben peki ? Bütlere çalışıp dönemim uzamasın diye kendimi yırtmakla meşgulüm. Yıldım
  • sahnede şampanya verdiler, aşağıda da belki 100 kişi bana bakıyor. Salladım salladım patlamadım yanımdakine verdim. Sene 1996.

    Askerde makineli tüfek bende belki 12 km yürüyeceğiz. Tuzladayız. İlk km'ler güzel şarjörleri Rambo gibi boynuma dolayım yürüyorum ama her adımda taş gibi ağırlaşıyor alet, artık öyle bir noktaya geldik ki elimden yere bırakıverdim santim kımıldayamıyorum. bir bölük adam da benim yüzümden durdu tabi. Yüzbaşı dahil. Sınıf okulunda olduğumuz için benim üzerinden güzel bir örnek verdi komutan ve "gelip arkadaşınızın mühimmatını taşıyın", "böyle durumlar uzun intikallerde hep yaşanır" dedi. Sene 2003.


  • Kapasitem bu okulu kazanmaya yetmiş de okumaya yetmemiş gibi. Bu kendime itiraf.
« / 89