anayurt oteli

  • Anayurt Oteli hem konusu hem de anlatılış biçimi olarak oldukça sıra dışı bir roman. Türk Edebiyatı’nda bugüne kadar okuduğum eserler içindeki en farklı tiplemelerden birine sahip. Ana kahramanın adı bile (Zebercet) bu farklılığın simgesi olarak yazar tarafından özellikle seçilmiş.
    Zebercet, inanılmaz derecede silik bir karakter. Hayattan ne beklediğini, neden yaşadığını bilmeyen, hareketlerinin çoğu anlamsız ve amaçsız olan otuz üç yaşında bir genç. Tüm günü Anayurt Oteli’nde geçer. Her gün hemen hemen aynı rutin işleri yapar. Az konuşur, az yer. Arkadaşı yoktur. Anası babası çoktan ölmüştür.
  • Ruh betimlemeleri, herhangi bir kitapta okuyamayacağınız kadar akıcı ve nokta.
  • Aydı adla çekilmiş birde filmi olan kitaptır. Kitap nasıl özelse filmide öyle. Her ikisinide öneririm
  • Yenilenmiş haliyle Ömer Kavur filmi olarak 3 Haziran'da tekrar gösterime girecek olan yapıttır.
  • yusuf atılgan'ın okuduğum ilk kitabı olmakla beraber reharganda kitap incelemesini yaptığım eserdir. Yusuf Atılgan/Anayurt Oteli-Kitap İncelemesi
  • Yusuf atılganın türk edebiyatına kazandırdığı 'köşetaşı' eseridir. Ama Sevemedim işte sözlük. Bu kitabı bir türlü sevemedim.
  • yusuf atılgan'ın romanı. filmi de aynı isimle ömer kavur tarafından çekilmiştir. (bkz: ömer kavur) ayrıca en sevdiğim yazarın en sevdiğim romanıdır.

    ---zararsız spoiler---

    ana karakterin adı zebercet (bkz: zebercet) anlamı; yeşil renkli değersiz bir taş. roman karakteri hakkında daha ilk satırda bir şeyler vermeye başlıyor yazar. bu, iyi bir okuyucu için süper bir başlangıç. çünkü bu bahsettiğim şey romanın gelişi güzel yazılmadığı, en ince detayına kadar kurgulandığının ilk belirtisidir.

    okuyacak olanlara hatırımda kalan bir iki şeyden bahsetmek istiyorum.

    1. kitapta bir kaç yerde yangından bahsetmektedir. bu 1922 yılında gerçekleşen büyük izmir yangınıdır. (bkz: büyük izmir yangını) romana başlamadan önce bu konu hakkında bir kaç satır bir şeyler okursanız hem romanı daha iyi kavrarsınız hemde genel kültür edinmiş olursunuz.

    2. kitapta şöyle bir söz ile karşılaşacaksınız ; "bir iki iki delik keçecizade malik". bu sözcük otelin duvarında yazılıydı yanlış hatırlamıyorsam. bu sözde sultan abdülmecitdönemine bir gönderme mevcut. abdülmecit tahta çıktığında hicri 1255 yılıdır. arapça'da 1255 tarihi ١٢٥٥ şeklinde yazılır. o dönemlerde bu tarihi belirtmek için edebi olarak şu dizeler söylenmiştir ve oldukça da meşhurdur: "bir iki iki delik, sultan mecit oldu melik" yani abdülmecit'in tahta çıkış tarihini belirtir. bu da 1839 yılına isabet eder. otel binasının yapım tarihidir bu. zihinlerde canlandırılacak otel binasının daha rahat algılanması ve yazarın net bir biçimde anlaşılabilmesi için bunların önemli olduğunu düşünüyorum.
    (hatırladıkça bu bölümü güncellemeye çalışacağım)

    son olarak bir de kitaptan alıntı paylaşacağım.

    "Dünyada hepimiz sallantılı, korkuluksuz bir köprüde yürür gibiyiz. Tutunacak bir şey olmadı mı insan yuvarlanır. Tramvaylardaki tutamaklar gibi. Uzanır tutunurlar. Kimi zenginliğine tutunur; kimi müdürlüğüne; kimi işine, sanatına. Çocuklarına tutunanlar vardır. Herkes kendi tutamağının en iyi, en yüksek olduğuna inanır. Gülünçlüğünü fark etmez."

    zebercet'in bıyığı var mıydı?
  • İki gün önce bitirdiğim eksantrik bir dille yazılmış roman. Memleketin pis taraflarını bu roman sayesinde iyi kavrayabiliyorsunuz.
  • Hayatımdan bir kaç saat çalmış kitaptır.
    Lise zamanında edebiyat ödev listesinde vardı. O sebeple okumuştum fakat bir türlü sevemedim. En azından o Yaşta birinin okumaması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.