elfida


  • haluk levent'in kendi ifadeleriyle anlattığına göre hasta bir kız çocuğuna yazdığı, yürek burkan bir hikayesi olan şarkının adı.

    Haluk levent'in ifadeleriyle elfida'nın hikayesi;

    "son dönemlerde elfida şarkısı üzerine çok konuşuldu polemiklere girildi. hatta twitterda elfida'nın genç bir kız olduğu vs türlü türlü şeyler söyleniyor. bu konuya açıklık getirmek istedim.

    birincisi elfida ismi sonradan verilmiş bir isim. adı beyzanur kızımızın. 4 yaşlarındayken tanıştım bu kızımızla. babası murat çelik bir emekçiydi. kızın amansız bir hastalığı vardı ve bu amansız hastalıkla mücadele için cerrahpaşa tıp fakültesine gidiyordum. doktorlarla görüşüyordum. detayları burada anlatmak istemiyorum çok uğraştık. birgün doktorların odasındaydım ve doktorlardan biri bana dedi ki "haluk bey bu kızı gözden çıkartın", yanımda da müzisyen arkadaşım emrah aydoğdu var. emrah, gözden çıkartılan kadın adı osmanlıcada elfida dedi. tabi birebir kavram olarak aynısı değildi ama çok uyuyordu. biz birbirimize sarılıp ağladık, çünkü gerçekten beyzanur'u çok seviyordum.

    ve oturdum şarkıyı yazdım. bu şekilde beyzanur'un son günlerinde ona şarkıyı söylüyordum ama kendisi olduğunu bilmiyordu, elfida olarak biliyordu. tabi küçük bir çocuktu, son zamanlarında 8 yaşındaydı. o dönemde şirketlerim batmış, "omzumda iz bırakma yukum dünyaya yakın" şunu ifade etmek içindi; "ya zaten dünya kadar batmışım sıkıntılıyım, beyzacığım ne olur sende gitme" demek içindi. o sözlerdeki 'yüzyıllardır sarılmamış kolların' cümlesi ise, anne babası gece gündüz nöbetteydiler beyzanur'un, kırılganlığından dolayı sarılamıyorlardı. gerçekten sarılabildiklerini görmedim. 'sisliydi kirpiklerin ve gözlerin yağmurlu' sözleri ise beyza'nın hep yağmurlu gözleri vardı, hayata tutunmaya çalışan. o dönemde hastane personeline bi konser verdim beyzanur'a iyi baksınlar diye. o gece beyzanur'u da kaybettik.

    ardından anne ve babasından bir çocuk daha yapın diye rica ettim. aradan bir yıl geçti beni aradılar; "haluk abi bir kız çocuğumuz oluyor". "adını elfida koyun" dedim. ve kızları oldu. adı elfida. şuanda o elfida 8-9 yaşlarında, ablasının ismini taşıyor. bu şarkıyı o dönemlerde söylerken birçok kişi söyledi. ben bu şarkıyı ticari amaçlı kullanmak ve vermek istemedim, vermedim. bu başka bir şeydi. ama ben yurtdışındayken benim bilgim dahilinde olmadan ankaradan bir müzisyene verilmiş şarkı. çok üzüldüm ve kızdım. ailesi beni aradı, çok özür diledim. gerçekten benim elimde değildi. onlar da anlayışla karşıladı. onların acılarını hep paylaşmaya çalıştım. kısacası elfida'nın öyküsü bu. başka hiçbir öyküsü yok. net, düz, sade."

    Not: alıntıdır