yapılmış en aptalca dalgınlık

  • 22 aralık 2016 ışid'in iki türk askerini yakması başlığını farketmeyip böyle bir olayın üstüne bu başlığa girdi yazmak olabilir bazıları için. Yani böyle ummak istiyorum. Aksi takdirde bu umarsızlığın tanımı bende aptalcadan daha ağır olur.
  • Dalıp sesli düşündüğüm zamanlardır.
  • Şu soğuk havada kuaföre gitmeye üşendim ve dudak üstünü kendim almaya karar verdim -Allah beni kahretsin- çok hızlı asılmamdan sebebiyet derimi yüzdüm. Şu anki acısını tarif bile edemem. Hatta acısından gülemiyorum....


    (bkz: kırmızı Hilal bıyığım var)
    (bkz: Bozkurt yapabiliyorum)
    (bkz: Taliplerimi bekliyorum)
  • gemide staj yaparken birçok kez başıma gelen dalgınlıklardır.

    süvari ve zabitlerden emir almaktan kafa duman olmuş bir şekilde köprü üstü vardiyası tutuyorum. köprü üstü dediğimiz geminin şoför kabini gibi bir yer. koca gemiyi benim gibi bir muptezele vermişler. düşünün. neyse , dedim ki sabahtandır kopek gibi çalışıyorum, o halde kendimi ödüllendirmeliyim. evet, niye çayımı alıp sigara eşliğinde bi beş dakikalığına dışarda manzara keyfi yapmıyorum?

    bir yandan çay bir yandan rüzgar da savrulan sigara dumanı ahengine dalıp gitmişken içeriden bir ses geldi "nerdesin lan cadett!" bağıran geminin birinci kaptanıydı. günlerdir dışarı çıkmayan adamın bu gün köprü üstüne teşrif edesi gelmişti. tabi sesi duyunca bi irkildim ne oluyor içeride diye. bizim makine stajyeridir diyip içeri gidecekken kaptan benden önce davranıp bir anda karşımda belirdi. işte o an, hala liseli bir çomar olduğumu anladım. elimdeki sigarayı müdürle karşılaşmış gibi denize atacakken, bardağı işaret parmağımı kullanarak denize doğru savurdum. tabi o da deniz yerine güverteye düşüp kırılınca o an kendimi de atmayı düşünmedim değil.
  • küçüktüm. şu hani köpükten baloncuk yapmamıza fırsat tanıyan zımbırtılar var ya onunla oynuyorum. karıştırıp karıştırıp o yuvarlak nesneye üflüyorum ve baloncuk(lar) çıkıyor. başlangıçta çok zevkliydi ama bir süre sonra içindeki sıvı bitti ve kendi imkanlarımızı devreye sokmak durumunda kaldık. bulaşık deterjanı...
    ama bir türlü eski etkiyi yakalayamıyorum. daha az baloncuk çıkıyor bir sorun olmalı diye düşünüyorum. daha önce görmüş olduğum bir şey geliyor aklıma. hortum parçası kullanmak. yarım karış kadar bir hortum parçası kullanarak daha çok baloncuk çıkartabileceğime ikna oluyorum.
    daha geniş bir kabın içine dolduruyorum deterjanlı suyumu. hortumu suyun içine batırıp batırıp baloncuk çıkartmaya başlıyorum. sonra işi biraz daha ilerletip hortumu hiç ağzımdan çıkartmadan suya sokuyor kafamı kaldırıp üflüyorum.

    işte tam bu arada sanırım çok fazla nefes alıp verdiğim için işlemci ısındı. bir karışıklık oldu. ağzımda hortum parçasıyla kafamı eğmiş hortumu deterjanlı suya batırırken aptalca bir dalgınlıkla suyu içime çektim. bak suya üflesem yine anlarım. suyu içime çektim ben.

    o gazoz reklamında on yüz bin baloncuk yutmuş olan çocuklar halt etmiş.
  • Ygs'de kimlik numarami yanlis kodlamisim. Sınavın ortasinda birden gozume takildi. Sildim duzelttim. Sonra tekrar tekrar kontrol ettim. Cunku en basta da tekrar tekrAr kontrol edip dogru kodladigimi saniyordum. Sinav sonuclarinin aciklandigi gune kadar acaba sinav sonuclarinin aciklanacagi gun benim sinavim da aciklanir mi diye dusundum durdum.
  • bir keresinde yakın arkadaşlarımdan birine doğum günü hediyesi plaket almıştım. (o araların trendi) neyse "yılın en iyi arkadaşına" yerine "yılın en iyi annesine" yazanı almışım artık benim dalgınlığım mı satıcının mı bilemiyorum ama hayatımın gafıydı.
  • sigaranın külünü bir hevesle yapılmış orta şekerli türk kahvesinin içine dökmek.
« / 2