sözlük yazarlarının şiirleri

  • Beni tanıman için istanbula taşınmalı, istanbula
    Sokaklarla tanışmalı adımlarım
    Karşıdayım lafını kullanmalı
    Farklı yarım adalarda olmanın telaşını bir kenara bırakarak
    Farklı kıtalarda olduğumuza yanmalı
    Tepeler tırmanmakla bir ömür harcamalı
    Sahiden kalabalıklara karışmalı
    O trafiği, nihayetinde tatmalı
    Semtler arasında derecelendirmeler yapmalı
    Beykozdan daha güzeli yok
    Belki biraz da bostancı
    Azıcık boğaz havası
    Artık görülemeyen toprağı
    Gerisi istanbul işte, saçma sapan istanbula taşınmalı
  • Ilkokul 1. sınıfta annesine yazmış olduğu şiirin
    "Evimizin meleği
    Uçan kanatlı kelebeği" dizelerini henüz okumaya başlamışken babası tarafından hunharca makaraya alınan yazarın başkaca eseri bulunmamaktadır.
  • Kahrımdan öleceğim kahrımdan
    İçkim kumarın yoksa ne olmuş
    Kahrımdan öleceğim kahrımdan
    Saçımda tek beyaz yoksa ne olmuş
    Kahrımdan öleceğim kahrımdan
    Daha ellerim bile buruşmamış
    Göz kenarları sanırsın yeni doğmuş
    Dişlerim tam tırnaklarım bakımlıysa ne olmuş
    Kahrımdan öleceğim kahrımdan
    Ciğerim ak gözlerim parlak
    Bütün tatları alabiliyorsam ne olmuş
    Kahrımdan öleceğim kahrımdan
    Kalbim pas tutmamış
    Bir tek gün bile başım ağrımamış da ne olmuş
    Kahrımdan öleceğim ben kahrımdan

  • Gecelerden biri
    yalnızlığın manzarasında üşüyorum
    geceden de kara içim
    yıldızlar parlamıyor ayrıca
    gök taşı düştü yine hayallerime
    hayalsiz ve hayatsız ben
    yaşama tutunan bağlarımı düğümlerken

    yalnızlığın manzarasında üşüyorum
    insanlar açmıyor artık kapılarımı
    kilitlerim yıllandı
    ellere uzanmıyor ellerim, ellerdeyken
    çatıları olmasa bu şehrin
    yüzleşemezdim gök yüzümle
    karanlıklar içinde kaldığım aydınlığı,
    keşfedemezdim..
  • daha fazla yeşil verin bana
    daha fazla yeşil, lütfen
    anlama bürünmüş yeşillikler sarsın etrafı
    dalından koparılmış bir yeşil verin
    toprağa yeni ekilmiş bir yeşil
    yeşilden daha yeşil bir yeşil
    diğerlerini renk olmaktan utandıracak
    yeşilin ne olduğunu unutturacak
    dünyanın çekirdeğinden bir yeşil getirin bana
    uzaklardan ve yakınlardan
    unutulmuş her köşe başından
    gözyaşlarından damıtılmış bir yeşil
    savaş meydanlarından kaçan bir yeşil
    şehir kapılarından giren bir yeşil
    kemankeş yaylarından salınan bir yeşil
    yeşil de yeşil işte
    yeşilden başka şey istemez yeşil

  • inanılmaz bir yaşam isteği ve
    inanılmaz bir ölüm isteği ile
    aynı çatıda nasıl barınır ruh?

    şiddetli geçimsizlik hakim ruhuma
    tek celsede boşansam kendimden
    ardıma bakmadan kaçsam...

    içimde erimekte olan masumiyetten,
    kaybettiğim her saf parçadan
    özür dilesem, benden..

    adaleti arayan gözlerimi kapatsam
    içinde boğulmadan, kaçsam
    uzak bir kıyıda
    kendi kırıklarımı toplasam
    en dibinden denizin
    batık gemiler misali
    kaybolan...
  • henüz şiire rastlayamadığım başlık. şiirimsiler, fakat şiir değiller.
  • Dingin bir denizdir sisler ardında kalan,
    Ve maziye diş bileyen hoyrat zaman,
    Sen de git ardın sıra bakmadan
    Ey şehir sorma artık kaygıdan ve kederden
    Ve hicran dolu günden,
    Bir teselliydi arta kalan,
    Ve kaygısız yolculara gebe hüzün dolu gönlüm
    Tasalanma
    Ben çoktan unuttum…..
    Mehmet DEMİR-GÖLGELER
  • Bir çocuğun avuçlarında saklıdır hayat;

    Durmak nedir bilmeyen topaçlar misali,

    Kaygısız düşler eşliğinde

    Biraz hoyrat her dem rahat

    Bir çocuğun avuçlarında saklıdır hayat;

    Küçük göletlere salınan gemiler misali

    Öyle engin öyle rahat

    Ve yağan karlara inat

    Zemheri soğukta bile tatlıdır hayat

    Bir çocuğun avuçlarında saklıdır hayat;

    Özgürce uçan kuşlar misali

    Öyle dingin öyle rahat

    Ve bir çikolatayla şenlenir hayat

    Bir çocuğun avuçlarında saklıdır hayat;

    Kaybolan yılları bulmak misali

    Öyle güzel öyle sıcak

    Ve uçsuz buçaksız uçurumlara inat

    Bir bohça oyuncağa sığar hayat

    öyle güzel sarı sıcak….
    MEHMET DEMİR-GÖLGELER
  • Aslıyı sevmiş kerem
    Aslı vermemiş bi'kerem
    Kahrından verem olmuş kerem
    Ben böyle aşkı sikerem
  • her gidiş terk ediş mi
    her kalan terk edilmiş mi
    terk etmek işteş mi yoksa
    tersleşmek gibi terkleşmek de olmalı bir yerlerde
    sevişmek gibi karşılıklı
    adadan istanbula gelen martı gibi
    hafifçe grileşen aydınlık gibi
    bir türlü kapanmayan çukur gibi
    iç içe geçmiş sehpalardan ortada kalanı gibi
    hareket etmek için diğerlerinin hareketine muhtaç
    menfi heveslerim oldu zaman zaman
    müspet hayallerime katık ettiğim
    oval olamayan odalarda
    köşelere gizlenen anılar gibi
    giden gibi
    kalan gibi
    amansız terk edişlere hayran
    bir yerlere el sallar gibi
  • Hava serin
    Mevzu derin
    En sevdiğim yerin
    Kara gözlerin
  • Bir zaman olmuş "o"nu dilime pelesenk edeli
    "O"na hazırlıyormuş gibi çay demleyip
    "O" varmış gibi içiyorum.
    Beğenmediysem o gün kendimi
    "O" beni öpmüş gibi hayal edip güzelleşiyorum.
    Beceriksizce gitarı elime alıp
    "O"nu içeren şiirlere besteler yapıyorum
    Şarkılar söylüyorum.
    Saatlerim hep "o"nu vuruyor
    Ya buluşmaya çeyrek var
    Ya buluşalı çeyrek geçmiş
    Kaşım, gözüm, ağzım, burnum
    Sağım, solum "o"
    Nefes diye aldığım bile "o"
    Bence güneş bile "o"nun yanında
    Daha parlak
    Daha büyük
    Hatta güneş
    "O"nunla yarışmaya niyetli gibi gösterişli
    Günler "o"
    Esen rüzgar "o"
    Yaşamaya dair umutlarımın yükünü çeken "o"
    Ilgıt ılgıt esen yel de burnuma dolan koku "o"
    Sizin toprak rengi dediğiniz
    "O"nun gözleri benim için
    Tan yeri kızıllığı
    "O"nun aşkının ateşi
    Gelin iki hasbihal edelim
    "O"nlu cümleler kurayım size
    Başka birini duyurmayacaksanız kulaklarıma
    Sır tarifli "o"nun sevdiği şeyler ikram ederim size
    Kırk yıllık hatırlı kahveler içelim sizinle
    Ben size "o"nu anlatırım
    Hatta siz de sevebilirsiniz "o"nu
    Gelin baştan anlaşalım
    "O" benim kimseye vermem
    Alın en bi sevdiğim rujumu
    Toplamak uğruna ayağımda izleri olan kabuklarımı da
    Ve hatta paramı bile veririm size
    Daha isterseniz
    El örmesi hırkam da sizin olsun
    Kalbim, ruhum "o"nunla yanarken ben üşümem
    "O"nun adını ezber ederken dilim
    Karnım doyuverir
    Bunlar da bir şey mi?
    Ölmek bile kötü değil
    "O" varken
    Kötü olan "o"nsuzluk
    Bir kere "o"nsuz kaldım sanmışım
    Yanlış anlayıp
    Aklım, kalbim, beynim çıldırdı hep
    Kirpiklerim, saçlarım ve hatta
    Akciğerlerim bile isyan etti
    "O"nun sesini duydular da inandılar
    "O"nsuz kalmadıklarına
    Süt liman kesildi ortalık








  • Ben kanların bu kadar çirkin aktığını
    Tahtakurusu cinayetlerin bu kadar hunhar
    Küfürsüz geçen bu kadar

    Ben gölgelerden bu denli sesler çıktığını
    Gitmek kapılarının bu denli tozlu
    Habersiz hedeflerin bu denli

    güneşin yanlış yerlerden doğması
    Eksenin belinin büküklüğü
    Zatürre kemikler tarlası
    Birden üçüncüsü, seksen dördüncüsü

    Dikkatsiz kazılmış her derin çukurun
    Öncül süreler sonunda uçurum
    Yuvarlak olmayan her tekerin
    Koşulsuz savrulmuş fersah zerresi

    Hayatta kalışın en anlamsızı
    Ferdi kayıkların cılız sancısı
    Güz ortasında serkeş kırıntı
    Nüktedan kaldırımların aşırı feryadı
    Ve ben kanların bu kadar çirkin aktığını
    Tahtakurusu cinayetlerin bu kadar
    Küfürsüz geçen
    .








  • Gökyüzünün her bir karesi
    uzaklığın, uzaktakilerin her biri
    yıldızlar güzel bu gece
    farz et ki yeryüzü gökyüzüne karışmış
    farz et ki sırılsıklam geçmişim karşıya
    ve birlikte çıkmışız Galata'ya
    Beyoğlu'nda sahipsiz ezgi
    'nedensiz' gramafona
    'nedensiz' bir plak koymuşlar şimdi
    göğe bak
    çünkü her karesi çok güzel bu gece
    aynı yıldızı mı izliyoruz?
    sahiplenilebilir mi gökyüzü?
    ben, sahiplenebilir miyim seni?
    sen, sevebilir misin nedensiz?

    nedensiz hiçbir şeyin olmayacağına inanan hatta ve hatta sevginin bile nedensiz olamayacağına inanan sevgili için yazılmıştır zamanında. şiir olduğu bile söylenemez
  • Gökyüzünü gardırop yaptım
    Seneye içerim diye, sigaralar astım yıldızlara
    Önceki bayramların yeni kıyafetlerine benziyor hepsi, hepsi;
    Ne demek ulan,
    Planlı mutlulukların bedeni mi olur?
    Küçülmüş.

    Karşıya geçmek üzereydim, yukarı baktım
    Hava kararmıyor, imkansız
    Yıldızların mı üstüne bastım, bu ne aydınlık
    Her yer kül olmuş, kim giydi sigaralarımı?

    Tamam, -lütfen bekliyorum, beni durduran ışık
    Sen saydın, altı beş dört
    Ben de kontrol ettim yolu
    Önce geriye sonra geriye sonra bir daha geriye baktım
    Bana güven, ölmek farketmez yaşamamışsan.
    Çarparsa otomobiller yandan çarpsın
    Burnum düzelir, fena mı?
  • Herkes Ahmet Hamdi Tanpınar olmuş mübarek
  • ilk defa paylaşayım. adını koymadım henüz.

    karman çorman bir şeysin nasılsan artık
    bir ıslık çalıversen misal
    çıkagelsek sahile
    biz çok gemiler gördük hepsine uzaktan baktık
    deyip geçer güler geçer gene de konuşmazdık

    solundan kalksan misal
    ayı tersinden alsan, elime tutuştursan
    güneşi çıra yapıp güz dönümünde yaksan
    fenere gözün takılsa, merdivenlerden düşsen
    çarpık
    bacaklarınla gülsen, bize bir uyanış daha
    getirsen, paçalarından ıslak ve yırtık
    sallantılar düşer
    sen
    geceyi yediye bölmek için fazla aceleci
    payımı ayırmak için isteksiz misin nesin

    neden böylesin, duramam ben
    sorsam

    o veya o değil, ne yapsak seni
    elime taşları alsam soyup ateşi çıkarsam
    kamaşan yerime baksan, elin avcun kavunun içi
    böldüğün gecenin içi, gibi koksam
    kokmak senin mahsulün

    gibi yaparım, yapsam
    nehirlerin adını koymadan çıkıp giden bir seyyah
    nehrin içinden
    nehri denizine bağlayan çağrıyı, sen
    duymuş kesin duymuşsundur
    kayalıklara koşmuş dalgalarda susmuşsundur
    misal
    misal

    karman çorman bir şeysin nasılsan artık
    ağzını açıp konuşmasan da olur
    gözünü açıp bakmasan, önündeki balçık
    tan ve deniz, sesimi duymasan ne olur
    kaçak ve kanun olmasan
    çıkmasan o kadar tırmanmasan da olur
    ardın sıra dağ, peşinden tası hamamı toplayıp
    yaktık
    diyecektik daha
    çıtırdarken kayıp geçen zaman
    parıldayan gök
    çepeçevre karanlık gecede yorulur
    kalırsın misal

    sen nesin ne olasın diye sana
    sormadan bilmeden açtık
    kol mu gövde mi iki kaşın arası kadar
    bile değil
    delip geçeni gerçeği yıldız kümelerini

    orada
« / 3