istanbul

  • tüm karmaşasına rağmen kendisini çok sevdiğim şehir. gitgide bu kadar sevmemde ahmet ümitin de epey etkisi olmuştur. sayesinde istanbul'un tarihini uyuklaya uyuklaya ansiklopedilerden öğrenecekken polisiyenin arasında yedirilmiş bir şekilde öğrendim. bu entryi telefondan girmeseydim eğer size kalkedonya, körler ülkesi, tarihi yarımadaya ilk yerleşenler hakkında ayrıntılı bir yazı dizmek isterdim. ya da beyoğlu'nun sokaklarını tanıtmak isterdim. ama sadece kitap tavsiyeleriyle yetineceğim.

    (bkz: beyoğlu rapsodisi)
    (bkz: istanbul hatırası)
    (bkz: dünyanın ilk günü)
  • okuduğum ama yaşanmaz dediğim şehir.
  • Bir an önce terk etmek istediğim şehir
  • uzun süre sonra yolumun düştüğü, her geldiğimde insanlar burada nasıl yaşıyor diye defalarca kendime sorduğum ama cevap bulamadığım şehir. ayrıca bugün beni çok yordun be istanbul....
  • yaşarken ölmek için (bkz: istanbul)
  • "you call it chaos we call it home"
  • İstanbul , Ankara , İzmir.Bu üç şehirde de okudum.vapurla Ortaköy'e geçerken ezan seslerinin denizin ortasında buluşması ve yarattığı duygu hiçbirinde yoktur . Güzel demenin yetmeyeceği şehir.
  • yaşarken zorlandığım, gittiğimde pişman olduğum şehir.. Dünyanın gözbebeği
  • sadece boğaz köprüsünden geçerken güzel olan şehir.
    başka bir güzelliğini göremedim, fakirliğimden sanırım.
  • İstanbul bir çeşit bağımlılıktır. Onsuz yapamazsınız çünkü göze güzel gelen her şeyinin yanında, bazen onu yaşanmaz hale getirse de, bu şehrin kendine ait bir ruhu vardır. An gelir nefesini hissedersiniz teninizde, an gelir gözünüz kapalı dinlemeye durursunuz bu şehri. Yüklemi sevdadır bu şehrin ve her sevginin iş, oluş, hareket halidir.

    Bütün bunlara rağmen tutunmak zordur bu şehre, kaygandır zemini. Ayakta kalmaya çalışan herkesi biraz lodosu çarpar biraz da üstünde kimseyi istemeyen bir boğa edasıyla bizzat İstanbul çarpar. Önce akın akın kalabalığıyla uzaklaştırır sizi kendinden. Ardından değerli olan her şeyin kaderine uğrar, kirlenir. İnsanlığın para deyip de aslında kağıt parçasına verdiği değeri İstanbullu İstanbul'a vermemeye başlar bir zaman sonra. Bütün yorgunluğunun faturası şehrin kendisine kesilmiştir çünkü.

    Halbuki İstanbul bir başına suçlu ilan edilemeyecek kadar güzeldir ve görüp de hissedebilenler için zarafeti yedi tepesinin arasındaki kumaşın nakışında gizlidir.

  • SIRLARIYLA BESLENDİĞİM ŞEHİR

    Doğduğum şehre vefalar biriktirmiştim,
    Götürdüm, dağıttım, bıraktım…
    Bilirim ki, insan doğduğu kentin
    Ruhundan beslenir,
    Beni de İstanbul besledi, büyüttü.
    Hep verdi bana, hep kattı,
    Beni bitimsiz sevdaların hikayeleriyle donattı,
    Sonsuzluğun yolunu gösterdi,
    Bunun için vefalar biriktirdim İstanbul’a…

    Kalabalığında kaybolduğum,
    Kendimi unuttuğum,
    Kendimi o kalabalık sandığım,
    Sürüklendiğim, diklendiğim,
    Evliyaların ok işaretlerinde,
    Sahafların aydınlığında,
    Bir bilgenin bir cümlesinde,
    Kendimi yeniden bulduğum,
    Kendimi yeniden kurduğum,
    Olduğum şehre vefalar biriktirdim…

    En güzel günlerimin ortağıdır İstanbul,
    Çocukluğumu şen şakrak yaşadığım,
    Çocuklarımı kıskandıracak oyunlar oynadığım
    O şanslı sokaklar,
    O köşkvari iki katlı ahşap evimiz,
    O sarmaşık gül-ün sarıp sarmaladığı çardak,
    O çitlembik, o muşmula ağacı,
    Bahçe duvarının süsü hanımeli,
    O buz gibi sularını içtiğimiz,
    İçinde yiyeceklerimizi sakladığımız kuyu,
    Elinde kahvesiyle İstanbul hanımefendisi babaannem,
    Annem, babam ve kardeşlerim,
    Sevdiklerimi kucaklayan şehre vefalar biriktirdim….

    Sokağımızdaki o tarihi çeşme,
    Sadece Osmanlı’nın sanatını anlatmazdı,
    Sanatın her bir harfindeki naifliği,
    Aşkı ve inancı da anlatırdı,
    Bu sebepten çeşmeye gelenler,
    Kovalarına sadece su doldurmazdı,
    Akan suyla birlikte neler akardı,
    İşte bu sırdı…
    Sırlarıyla beslendiğim şehre vefalar biriktirdim…
    kibritçi kız
  • 36 kişi içinden bir tek benim kurada çekip askerlik yaptığım yer gerçi büyükçekmece istanbuldan sayılmıyormuş.
  • şiirlere konu olmuş şehir.
    sevdiğim bir tanesi;
    yıkıl istanbul yıkıl
    enkazını göreyim
    sana memleket diyenin
    aklını seveyim.
    gördüğünüz gibi hiç sevmem kendisini.
  • bir manuş baba şarkısıdır.
  • kaosun hakim olduğu bir şehir. 1453 yılında fethedilip halen daha yerleşimin gerçekleşemediği, dört bir yanı inşaat kaynayan şehir. en dip seviyenin de, en lüksün de bulunduğu bir şehir. insanların sürekli acelesinin olduğu bir şehir. trafikte geçen zamanın bir ömür tükettiği şehir. en güzel yerleri anadolu yakasında bulunan, herkesin bilmediği bakir yerlerin bulunduğu şehir. arz - talep dengesine bakacak olursak talebin her daim önde olduğu bir yer.
  • önümüzdeki bir kaç yıl için yaşamayı planladığım güzel şehir
  • 1453 fethi sırasında nüfusu 60.000'dir.
  • sevdiğim ancak nalet ettiğim şehirdir kendileri. şimdi ise canım belediyemizin yaşadığım mahalleyi köstebek yuvasına çevirmesiyle daha bi güzelleşti. çalıştığım iş yerinde büyük ve pahalı makineler var. pat diye elektrikleri kesiyorlar. makinelerden birisi patlayacak ama bakalım gün sayıyoruz.

    21. yy'a ayak uydurmaya çalışıp daha da batan bir kent.

    (bkz: bir şeyi düzeltmek isterken mahvetmek)
  • Ruhu olan şehirlerden. Biraz nişantaşı, biraz aksaray... yaşarken lanet ediyorum trafiğine, insanlarına, küçücük evime. Ama memlekete dönünce özlüyorum. İstanbul'un suyunu 7 kere içen vazgeçemezmiş...
  • ona kavuşmak için saatleri saydığım şehir. heyecanlandırıyorsun beni istanbul ama seni uzaktan sevmek aşkların en güzeli.
« / 3 »