insanlardan soğumak

  • Karşılıklı insan ilişkilerinde taraflardan birinin beklentilerinin karşılanmaması veya diğer tarafın farkında olarak veya olmayarak ortaya koyduğu davranışlar sonucu o kişiye karşı duyulan sevginin bitmesi, saygının kaybedilmesi durumu.
    Kimi insanlar sabreder ve bir anda karşısındaki kişiden soğur. Ama karşıdaki bunu anladığında iş işten geçmiş olur.
  • Yaşamın içinde edinilmiş tecrübeler sonucunda insanlara bakış açısının değişmesidir.
  • Yaşanan tecavüzleri, bebeğini öldüren anne babaları gördükçe yaşadığım durumdur. (bkz: insanlıktan utanılan anlar)
  • Kitaplara yaklaştırır.
  • (bkz: insanları tanımak)
  • hiç ısınamadım ki.
  • Zamanla insan ilişkilerine tanık oldukça, iki yüzlülüğü gördükçe, bencilliği gördükçe, iyilik yapıyormuş gibi görünüp kötülük yapan insanları gördükçe, seni seviyormuş gibi görünüp aslında seni sevmediklerini farkettiğinde, çıkarları için yanında tuttukları insanları gördükçe, sen iyi bir şeyler söylesen de onu kötü şekilde anlayıp seni yargılamaya çalışanları gördükçe insanlardan soğumamak mümkün değil. Ya ben fazla ayrıntılı bakıyorum ya da etrafımdaki gözlemlediğim insanların karakterleri vasat. Ya ben fazla iyi görüyorum kendimi ya da etrafımdakiler kötü. Ya ben fazla safım da inanmak istiyorum iyi niyetlerine. Ya da ben fazla düşünüyorum da bu yüzden insanlardan soğuyorum.
  • Bir süre önce yaşadığım durumdur.
    Ta ki dünyadaki bütün iyilikleri hak eden insanla tanışana kadar. Öyle biri ki arkadaşlar nasıl iyi nasıl iyi... Her yerde, herkese onu anlatmak istiyorum.
    Yani insanı insana küstüren de bir insan, insanı hayata tekrar bağlayan da bir insan. ikincisini bulmanızı umut ediyorum.
  • (bkz: hoşgeldin aramıza)
  • kendinizi daha yakından tanımaktır
  • iyi niyetli davranıp öküzlük gördüyünüzde oluşacak durumdur.
  • ve arkasından hiçbir şeyin eskisi gibi olmaması
  • üst üste yaşanılan acı tecrübeler
  • Bir an geliyor, dünya'da var olan tüm insanlardan soğuyorum. Mesela yolda yürürken kalabalık bir caddeye geliyorum, kulağımda da sevdiğim müzik var. Tabii fon müzik görevini gördüğünden filmdeymiş gibi hissedip düşüncelere dalıyorum. Hiçbir şeyin anlamı yokmuş gibi geliyor, yani tüm o koşuşturmaca. Aceleden yolları döven ayakkabı tabanları ya da gerilmiş mimikler. Ne anlamı var ki? Çok para kazanınca ne olacak? Ya da buluşmaya yetişince? Verdiğim cevap sonrasında yine soru, ardından yine, ve yine... anlamsız olduğuna ulaşana kadar devam eden sorular zincirinin ardından bir anda düşünürüm, peki benim bunları düşünmem anlamlı mı? Hayır. Bu noktada yaşamımın bir kıymeti olmadığını, hatta dünya'da uğruna savaşılmaya değer gördüğüm aşk ve sevgi gibi duyguların bile boş olduğunu birkaç saniye düşünüp yıkıma uğrarım.
    Bir süre sonra evdeyim. Çayımı yudumlayıp ya melankolik ruh halimin tadını çıkarırım, ya da ailemle sohbet edip bu ruh halinden sıyrılırım. Diğer gün de büyük ihtimal bir yerlere yetişmek için koşturuyor olurum. Sanırım bu kısır döngünün kurbanıyız hepimiz, ya da yaşam denen şey bundan ibaret.
  • Zaman zaman yaşadığım durum. Bu kadar insan canlısı olup da birçok defa kalbiniz paramparça olunca mecburen bir korunma mekanizması geliştirmek zorunda kalıyorsunuz.
  • en iyisi vallahi hiç birinin bana yararı olmayacaksa ne yapayım samimiyetsiz varlıkları
  • soğumamak elde mi? her biri ayrı dert. çoğu iki yüzlü.