genç werther'in acıları

  • Goethe tarafından yazılan mektuplardan oluşan romandır.
    Arkadaşına yazdığı mektuplarda Lotte' ye olan aşkını, hislerini ve karşılık bulamamasının acısını okuyana hissettirir hatta yazıldığı dönemde yaşanan intiharlarda bir artış olmuştur ve kitabın buna etkisi olduğu düşünülür.
    Goethe' nin gerçek aşk hikayesi olduğu söylenir.
  • okurken beni çok sıkan bir kitap. belki mutlu dönemimde okuduğum için öyle gelmiştir. depresyona girdiğimde tekrar okuyup begenirim kesin
  • Goethe'nin en meşhur eserlerinden biridir. Aynı zamanda yayınlandığı dönemde bir akım yaratmış, kitabı okuyan bünyelerde çeşitli etkiler bırakmıştır. Kitap her anlamda çok tartışılan, kitabın etkisini kırmak için başka yazarlar tarafından yeni bir eser dahi yazılan bir kitaptır. Severek okumuş, bloğumda bahsetmiştim.
  • blog sözlük kitap okuma grubu'nun 21. kitabı olarak seçilmiş olan johann wolfgang von goethe kitabı.
    okuma grubuna katılan veya kitabı daha önce okuyan yazarlar, kitap hakkındaki düşüncelerini bu başlık altında paylaşabilirler.
    herkese keyifli okumalar.
  • bazi kitaplar sayfa sayfa hatirlanir. bir solukta okunur. hatta kitabin icinden damitilan bazi cumleler gunluk konusmalariniza eslik etmeye baslar. bu kitap oyle bir tane. cok mu onemli seyler anlatiyor. aslinda hayir. sadece atlalanilan seylerden bahsediyor siklikla. mesela diyor ki " butun kurallar doganin gercek duygusunu ve gercek ifadesini tahrip eder". bu cok buyuk bir cumle. yani ifadesini bulmasi icin cok daha genis bir dunya lazim bize. tahrip edilmemis dogaya ya da doganin sahip oldugu o gercek ifadeye ulasmak icin kuralsiz bir yasam formuna ihtiyac duyulur. buna da dusunerek ulasilamaz. cunku sinirsizligi hissetdebilmek sinirsizligin dogasina uygun dusmez. ve kuralsizliktan bahsederken bile kuralli cumleler kurmaya iter bizi. yine ozunu aradigimiz doga. insan sinirlandigini dusunmek istemez. belirli kaliplar icerisinde yasamak zorunda oldugunu kabullenmek de istemez. yani bu konularda dusunmekten kacinir kendini neden durduk yerde mutsuz eylesin. dusunmekten kacinarak mutlu olmak pek tabii mumkunken hem de. iste werther asiri cesur biri. su cumleyi bagnazlikla iliskilendiriyor. "sevmek insanidir ama insani sevmelisiniz". insani olmaya bicilmis butun kurallari reddediyor. ben istegim sekliyle insan olmaliyim. digerleri gibi degil. toplumun istedigi sekliyle de degil. hatta hayatini devam ettirme gudusunden uzakta da insani olabilmek mumkun demeye getiriyor. ki zaten istedigin gibi olabilirsen. ya da insani tanimini kendi adina yapabilirsen. ancak o vakit. sevebilirsin. kendin olarak. belki de. gunde uc saat seveyim degil de sevginin uzerine bir hayat insaa edeyim. edemezsem de insaatin altinda oleyim. gibi seylerden bahsediyor. pek de uzerinde durmaya deger gorulmeyen incelikte meseleler. hatta diyor ki. "bir doga gorunumunden pay cikarmak icin hep ince eleyip sik mi dokumali". ne kadar basitlestirebilirsen kendini. ne kadar siyrilabilirsen cevrenden iste o kadar cabuk farkina varabilirsin. dogada karsina cikan zerafetin. olayi tamamen benlik olgusuna indirgeyerek. "kendi kendimizin eksigiysek o zaman her sey eksik oluyor". diyebiliyor. insanin butunlenebilmesi icin kendinin dahi yetersiz oldugundan bahisle. aslinda butunluk ile tamlik arasindaki siniri gayet net aktariyor. gelelim intihar meselesine. ki her ne kadar werther ettigi intihar ile anilmaktan kacamasa da bana gore cok daha ote anlamlar tasir kendi bunyesinde. demisti ki. "gayret guclu olmaksa nicin o zaman asirilik bunun karsiti olsun". albert bunlari intihar etmek icin mantikli ya da yeter sebep olarak gormedi hicbir zaman. albert dedigimiz de toplumda akilli gecinen duygusuz zavallilari temsil eder. benim gozumde yine. zaten otesi de mumkun olamaz.

    Kitap kisaca sevmenin bunyede ortaya cikarabilecegi infiali anlatir. Kendi icerisinde barindirdigi ayrintilar ile. Ancak benim icin cok daha baska seyler ifade ediyor. Bu kitabi okudugum saatleri hic unutamiyorum. Cunku oncesinden schopenhauerin yazdigi okumak yazmak ve dusunmek uzerine diye bir kitabi okumustum. Bu kitap ister istemez kendinden sonra okunan butun kitaplara bakis acinizi etkileme gucune sahip bir tane.

    Schopenhauer der ki similis simili gaudet. Yani benzer benzeri sever. Hatta sunu da ekler. Ne kadar okursaniz okuyun. Ancak sevebileceginiz kisimlar kalici olur. Buna aklima yatti diyen de var. ve kitaplar icin dusuncenin ozu der. Herhangi konusma sirasinda aktarilamayacak ozun ancak kitap yordamiyla sunulabilecegini de ekler. Zihin yuksek kulture insanlarla degil, neredeyse munhasiran kitaplarla eglenerek ancak yavas yavas ulasacaktir. Size sunulan ozden de ancak ve ancak sevebildiginiz olculerde faydalanabilirsiniz. Iste werther aracaligi ile ortaya konulan ozden bize yakin olan kisimlari almaktan oteye gidememe sebebimiz budur. Hayatimiza albert olarak devam ediyorsak. Hicbir zaman wertheri anlayamayiz. Cunku anlamak gibi bir gayretimiz ya da refleksimiz olamaz. Sadece uzuluruz arkasindan. Bu kadar guzel severken neden hayatina son Verdi diye. Sebeplerini algilayamayiz. Ki werther bunu anlatmaya gayret eder alberte. Sebeplerimi algilayamadigin halde beni neden yargiliyorsun. Intihar etme dusuncesini ahmakca ya da korkakca bulman kadar sacma bir sey dusunemiyorum der.


    Alman edebiyatini hic sevemedim. Bana gore ikna etmek yerine zorla benimsetmeye dayali kendine haslik olcusunu tam ve sarih olmak yerine bas dondurucu ve abartili, bilhassa anlasilmaz olmaya calismakla heba eden bir cesit. Bu alman edebiyati. Cumleler uzun. Duygular asiri olma cabasinda. Diger yandan makulun sinirlarini zorlayan olcusuz ovgu ve takdir. Mutemadi yuceltme cabasi.

    Sunu da unutmayalim. Bir kitabi satin almak icerisindekileri satin almak degildir. Hatta bir kitabi okumak bile icerisindekileri anlayabildik manasina gelmez. Daha da seyaparsak. Bir kitaba sahip olabiliriz. Ancak icerisindekilere asla. Onun ruhuna ulasmak sadece yazmak ile mumkun olabilir. Ki bu mumkuniyet de cok uzak.


    Gelelim sevmek meselesine. Insani olume tesvik edebilecek kadar ne vardir bunda bu denli. Olmadan yasayamaz hale getiren. Ya da yasiyor olmayi anlamsiz kilacak. Veyahut hic gelmeyelim. Kitap okundugunda bir nebze de olsa fikir verecektir. Bana vermisti. Bir iki kez edebi intiharlara kalkistim. Modern sizlanmalarin esigini test ettim. Yine de ben werther kadar cesur olamadim.

    not: kitabi okuyali bir alti sene oldugundan eksiklikler, kusurlar, yarim yamalakliklar tamamen bana ve hafizama aittir. yoksa kitap sahanedir. neden olmasin.
  • İngilizce çevirisini okurken çok zorlanmış olduğum nadide eserdir efenim. Ha, güzel midir? Kesinlikle.
  • lise de okumuştum, sonuç olarak; bir kız için ölünür mü lan?
  • Çok uzun yıllar önce okumuştum. Sözlükte rast gelmese ismini bile hatırlamayacaktım. Kitaplıkta bulabilirsem yeniden okurum.
  • can yayınları'ndan minikitap hali de yayınlanmış olan, ilk yayınladığı zamanlar avrupa'da bir intihar rüzgarı estirdiği söylenen, yerinde tespitlere ve yoğun duygusal gerilime sahip bir başyapıt. okuyacaklar için sürprizkaçıran(spoiler) olmayacak ölçekte bilgi vermek gerekirse kitap çoğunlukla werther adındaki bir gencin bir wilhelm adındaki bir dostuna mektuplarından oluşmaktadır. bu yönüyle kahramanın bakış açısını ve psikolojisini, olaylar karşısındaki ancak bir mektupta olabilecek nitelikteki saptamalarını (bundan kastım bir kahraman bakış açısıyla aktarılan öyküler/romanlarda kahramanın derinlemesine ve kitabi nitelikteki yorumlarının anlatının samimiyetini zayıflattığı yönündeki kişisel görüşüm) içermektedir. burada goethe'nin alman edebiyatındaki şekilci ekolün eleştirisini hikayenin en can alıcı kısımlarından birinde hikayeyi mektuplardan aktarmayı bırakıp -mektupların burada kesilmesi hikayeye uygun bir biçimde yer almaktadır- bir anda wilhelm'in olaylar hakkında öğrenebildiklerini aktarmaya başlamasıyla yaptığını düşünüyorum. beni böyle bir düşünceye yönelten can yayınları'ndan çıkan minikitap halinde bulunan, çevirmenin önsözü olmuştur. ancak kitabı okuyan herhangi biri bu pencereden baktığında kastımı anlayacaktır. daha detaylı bir inceleme için her kitap için olduğu gibi lütfen kendiniz okuyunuz.