en iyi ders çalışma yöntemleri

  • Hayat şartları herşeyin sınavla belirlendiği bir zamanda bu yollardan çok kez geçmiş tecrübeli blogcuların yolun başındaki gençlere tavsiyelerini paylaşmaları için açılmış başlık
  • yanınıza telefonunuzu almadan kütüphaneye gitmek.herkes ders çalıştığı için sizin de çalışasınız gelecek tecrübeyle sabit
  • Herkesin öğrenme becerisine göre değişebilmektedir. Ben yazarak daha etkili öğrenebilirken, okuyarak bilgileri daha kolay hazmeden insanlar da olabilir. Etkili ve kalıcı bir öğrenme için ilk şart, insanın kendisini tanımasıdır.
  • özet çıkartarak çalışırdım.
  • (bkz: pomodoro tekniği)
  • Kpss b için çalışıyorsanız naçizane tavsiyem her dersten aynı anda konu konu gitmek yerine bir derse yoğunlaşıp konuları bitirmek örneğin coğrafya dersi için kendinize 15günlük bir süre belirleyip hunharca coğrafya konularını bitirip her konunun ardından 3 5 test çözerek aradan bu dersi çıkarmanızı daha sonra sırayla diğer derslere geçmenizi tavsiye ederim, bütün dersleri bitirdikten sonra dönüşümlü olarak hızlı bir şekilde çözümlü soru bankalarını bitirebilirsiniz. Çözümlü soru bankalarından yapamadığınız soruların sürekli çözümlerine bakarak konuları taze tutabilirsiniz. Sözel dersler için işe yaradığını gördüm sayısal dersler daha fazla pratiğe ihtiyaç duyacağından temeli zayıflar için bu yöntem pek işe yaramayacaktır. O yüzden sözel dersleri çalışırken her gün sayısal derslere de vakit ayrılmalıdır.
    bir de arkadaşlar sözel dersleri defalarca yazarak çalışmak yerine yalnızca bir kere özenle yazıp sürekli ordan okuyup tekrar ederek görsel hafızanızı kullanmanızı tavsiye ederim, soru çözerken gözünüzün önüne o sayfa gelecektir ve ezberlemekte daha az zorlanacaksınızdır.
  • üç temel öğrenme çeşidi vardır. Bunlar; dinleyerek(derste vb.), yazarak ve okuyaraktır. öğrenmeden önce kendinlzi tanımalı ve beyninizin hangi öğrenim şekline daha açık olduğunu anlamanız lazım.

    bunu şöyle detaylandırabiliriz:
    bazısı vardır sadece derste dinler yüksek not çeker[sevdiğim derslerde ben buyum (fizik, tarih ve bazı konularda kimya)]. Bazısı kopya hazırlarken yazdığı için bilgiler beyninde pekişir ve kopyaya bakmasına bile gerek kalmaz. Bazısı ise kitaptaki bir iki örmekle şakır şakır çözer soruları. çoğu kişi(ben dahil) okuyarak daha kolay öğrenir ve yazarak daha iyi pekiştirir.
  • En iyi ders çalışma yöntemi ders dinlemektir dersi dinlemediysen x saatte bitireceğin föyü 8x saatte bitirirsin.
  • Her bireyin çalışma yöntemi farklıdır, ben a4 ü 4 e katlayıp kısa notlar tutarın ve sonra onlara çalışırım
  • sözelse sessiz bir ortamda yazarak, sayısalsa müzikli bir ortamda soru çözerek.
  • öğrenmeyi istemektir.
    ama dersi geçeyim notum yükselsin diye değil,
    gerçekten bilgi sahibi olmak, merakınızı gidermek için istemektir.

    mesela ben solidworks yazılımını öğrenmek istediğimde freelancer çalışıyordum üniversite öğrenciside değildim. izmitte o dönemde solidworks kursu yoktu. haftada 2 gün, günde 2 saat ders almak için günde 5 saat yol çekip izmitten istanbula gidip geldim aylarca. otobüs firmasına verdiğim para kurs ücretini geçmişti.

    örnekteki gibi bir öğrenme isteğiniz yoksa ancak sınıfı geçersiniz bir işe girersiniz, ama insanlığa topluma bir faydanız olmadan salla başı al maaşı yaparken ölüp gidersiniz.
  • tekrarda gizli olan çalışma yöntemidir. önemli olan bilgiyi uzun süre bellekte tutabilmek ve daha da önemlisi gerekli olduğu zaman hatırlayabilmektir.

    hafızanın bilinen iki çeşidi vardır:
    a) uzun süreli bellek
    b) kısa süreli bellek
    kısa süreli bellek, anlık olarak öğrenilen bilginin hafızada tutulmasıdır. buna en iyi örnek olarak "aklınızda tutmanız için söylenen bir telefon numarasını tekrar söyleyebilmeniz" gösterilir. aynı telefon numarasını bir gün sonra ise net bir şekilde hatırlamazsınız. çünkü bu bilgi geçici bir süre size lazımdır ve gereğini yerine getirdikten sonra tekrar hatırlanmaz.

    uzun süreli bellek ise öğrenilmiş olan bir bilgiyi yıllar geçse de hala rahat bir şekilde hatirlamanizdir. buna en iyi örnek ise adınızı, nerede doğduğunuzu, anne-babanızın isminî şüphe duymadan anında soyleyebilmenizdir.

    bu iki bellek tipine bakınca en iyi öğrenme de tercih olarak ikiye ayrılır.

    ertesi gün sınavı olan biri için en iyi öğrenme yöntemi o gün içinde olabildiğince notunu tekrar tekrar okumasıdır. böylelikle kısa süreli belleğinde atmış olduğu bilgileri tekrarlayarak orada -sınav anına kadar- kalıcı olmasını sağlayacaktır.

    aylar sonra olan bir sınava çalışan biri ise gerekli bilgiyi uzun süreli belleğinde tutması gerekir. çünkü hem önünde çalışılması gereken bir çok konu vardır hem de bir konuyu iyi öğrenmesi o konu hakkında çıkan soruları çözebilmesi için net olarak hatırlamalıdır. bunun için de yapılması gereken şey öğrenilen bilgiyi belirli aralıklarla tekrar etmektir. ilk başta yapması biraz saçma gelse de uzun vadede kazanç sağlayacak bir çalışma yöntemidir. tekrarların sıklığı bu hususta önem taşımaktadır. önerilen tekrarlama biçimi öğrenilen bilginin gün sonunda -mümkünse uyumadan hemen önce- bir gün sonra, bir hafta sonra, bir ay sonra ve üç ay sonra tekrar edilmesidir. bu sıklıkla tekrar edilen bilgi kısa süreli bellekten uzun süreli belleğe geçecek ve gerektiği zamanda hatırlanması kolaylaşacaktır. (biliyorum ki bunu deneyen olmayacaktır ama önerilen en faydalı çalışma yöntemlerinden biri de budur)
  • kesinlikle program yapmak buna ek olarak kolaydan başlayıp, git gide zorluk seviyesini artırmaktır. örn; ilk gün 5 sayfa çalışın, ikinci gün 7-8 git gide bunu artırın. bu yöntem kesinlikle işe yarıyor çünkü birden yüklenmek bünyeye yaramıyor ve sıkıntı oluşuyor.
  • Dersi derste öğrenmek diye düşündüğüm hede. Yıllarca envai çeşit sınava girmiş biri olarak eğer dersi dinlememişsem ne kadar çalışırsam çalışayım bir türlü istediğim sonucu alamazdım. Bir de konuyu başkasına anlatmak. arkadaşınıza ders anlatırken daha önce fark etmediğiniz şeyleri bile öğrendiğinizi göreceksiniz. Tabii arkadaş hem cinsiniz olduğu sürece*
  • sessiz bir ortamda sesli bir şekilde çalışmak
  • son dakika çalışmaktır net. o sınav yaklaşırkenki yusuf yusufluk hissi, sırtını duvara dayarken bile bir nefes hissediyorsun ensende. en büyük tembellik bile ona engel olamıyor. uykuların kaçıyor, gülme sırasında rol alan yanak kasların donuyor. öylesine donuyor ki ağzını açıp iki kelam edemiyorsun. durumun vahametini anlıyorsun birden. bir ampül yanıyor kafanda "aaa" diye. kendimi tembel, üşengeç, vurdumduymaz, açık unuttuğum ışığı elime ne varsa fırlatıp kapatmaya çalışan ben birden kendimi üç kitabı aynı anda okuyup bilgisayardaki slaytlarla pişirip, arkadaşlarımdan binbir zorlukla bulup fotokopisini çektiğim ses kayıt notlarıyla harmanlayıp, önceki senelerde çıkmış sorularla servis ediyorum pratik-teorik sınavlara.

    " sınavlara çalışmaya daima geç başlayın; bu size zaman yönetimini ve acil durumlarla başa çıkmayı öğretir."
    bill gates
  • Son güne bırakmak. Bu parodi anlamında bakıldığında son dakikada hatim edilen o kitapların, kağıtların komikliği var. Birde ciddi mana da bakarsak konsantrasyon anlamında büyük bir odaklanma yaşandığını görebiliyoruz.
  • zamanında ve öğrenmeye istekli olarak çalışmak.
  • gerçekten plan yapmak. önce seni en çok mutlu edebilecek şeyleri yap sonra geriye sadece ders çalışmak kalsın. ama içinde kalan herhangi bir sıkıntı vs. kalmasın. varsa önce onu hallet.
    edit: ve mümkünse derslerinizden daha değerli olmayan kişilerin sizi engellemesine vs. izin vermeyin!
  • Ders çalışma yönteminden çok daha önemlisi 'istemek' tir. Ne olursa olsun vazgeçmeyecek kararlılıkta olmaktır. Yok öyle ilk engelde hayıflanmak ,hayırlısı buymuş deyip yarım bırakmak.. 'Hayırlısı ' elinden geleni yaptıktan sonra en son kullanılabilir, defalarca deneyeceksin, en basitinden edison üç beş denemeden sonra hayırlısı deyip bıraksaydı hala mum ışığıyla aydınlanacaktık belki. Birde kulak asmayacaksın hayatında konuşmaktan başka bir eylemi olmayanların yıldırmak için gevelemelerine, öyle bakmayacaksın aday sayısına, soruların zorluğuna.. Sen kendinle yarışacaksın , işine bakacaksın, yapacağım diyeceksin yapacaksın . Bir kere adam gibi kararını verdin mi, her şey şey olur kendiliğinden..
/ 2 »