düşün ki o bunu okuyor

  • Hadi her şeyi geçtim de bari en sevdiğim şarkıları paylaşmasaydım senle. Şimdi dinleyince aklıma geliyorsun mecburen duvara bakıyorum.
    Bana bir playlist borçlusun oğlum.
  • Garnitürlü pirinç pilavı yapmak, lahanalı/brokolili pirinç pilavı yemekten daha mı zordu.
  • Sanıyorsan ki başka bir şeyler var kafamda, yok. Bir tek sen varsın. Diğer her şey senin bana yansıman sonucu oluşan düşünceler. Bir nevi sen onlar da. Depresif halim sonunda huzura kavuştu. Artık bunalmıyorum. Ve hayat çok daha çekici. Artık korkmuyorum da. Her şeyi anlatabileceğim biri var. Ve imkansız gördüğüm bir şeyi başardım sayende. Güvendim. Teşekkür ederim. Sen ve getirdiklerin için.
  • anasını satıyım gene darmaduman olayazdım ama çok şükür iyiyim.
    yani ne bileyim öylesine bahsettim.
    ehem.
  • gelecekten bahsedelim mi. geçmişi sevmiyorsun işte. bir şekilde. neden. bilmek istemiyorum. çünkü istesem de ulaşamayacağımı biliyorum. istemediğin bir şeye ulaşamamak daha az acı verici gibi. bilemiyorum. sana geometriyi bulan insanlar hakkındaki düşüncelerimden bahsedecektim daha. ama nedense. bir türlü kısmet olmadı. herhangi şeyden bahsedebilmek bile kısmet olmadı. ne bileyim. susama zam gelmiş mesela. simidi sevip sevmediğin aklıma geliverdi. bundan bile bahsedemedik bir türlü. günün herhangi saatinde. simitli. sevinçli gelecek ihtimallerinden bahsedelim.

    susam kokan sokaklarda yürüdün mü. ya da sabahın dördünde kalkıp da fırınlara koştun mu. günün ilk. en taze simitlerini sevdiklerine sunabilmek için. alarmlar kurdun mu. gülerek uyandın mı. eve döndüğünde. sabah namazına kalkan annen kucakladı mı. ilk gençlik yıllarında. annen namaz kılarken. balkonda hayaller kurdun mu. günün doğmasına şehadet ederken. derin nefesler içerisinde boğulacak gibi oldun mu. ben bunların hepsini yaşadım. ve çok özlüyorum. ama senden çok mu dersen. kesinlikle değil.

    bilmem ki kuşlar neden uçar. ama uçabildiklerinden olsa gerek. sırf bunun için uçuyorlar demesem de. uçabildikleri için uçuyor olmalılar. insan işte. özleyebildiği için. ve özleyebildiği kadar özler. uçmak ne kadar özgürlükse. özlemek daha da özgürlük. uçmaya karşı duyulan istek ne ki. özlemeninkinin yanında. bana uçacak bir yer göster. uçamasam da yürürüm. uzun sürer belki. ya da imkansız olabilir uçmadan oraya gidebilmek. yolunda bulunurum. ama özlemek öyle mi. ne gösterilebilir neye karşı duyulacağı. ne geç de olsa varılabilir. ne de yolunda bulunulabilir. bunları yalnız sen anlarsın. seviyorum.

    bu arada. senin için cümleler biriktiriyorum. sevdiğin kelimelerden oluşan. ne çok uzun. ne de çok kısa cümleler. paylaşamadığımız onca şey belki sığmaz cümlelere. ama mümkün olduğunca. elden geldiğince. ben. paylaşmak niyetiyle. ehemmiyetle. bir köşede saklıyorum. ve evet. çok seviyorum.
  • içimizi döktüğümüz başlık. oku ulan bunu: şerefsiz.
  • (bkz: o: dudağımın üstündeki sivilcemsi kızarıklık)
    Bak bir tane çıktın geçiyordun ne güzel. Ne bu şimdi yeniden gelmeler. Sevmiyorum seni, git burdan. Bak yanlışlıkla elim değdi gözümden yaş geldi, canımı yakıyorsun. Zaten az kalın olan dudağımı (!) daha da kalınlaştırmak hoşuna mı gidiyor?
  • Mutlu musun
  • “Bulamazsın, bulamazsın benim gibi seveni.
    Bulamazsın, bulamazsın seni mutlu edeni.”
    Ne kadar güzel söylemiş değil mi Zeki Müren ?
    Tamam, kabul bende seni mutlu edemezdim. Fakat en azından üzmemiş olabilirdim.
    İnsanlar karşı cinste neyi sevebilir diye saçma sapan sorularla gizli olan sokak aralarından kötü geçen gecelerin için iyi geceler dileği, mutsuz uyandığın sabahlara kucaklarca günaydın mesajları getirmek isterdim. İnsan karşı cinste gülümsemeyi, mutluluğu veya sonu mutlu sonla biten absürt Yeşilçam filmlerindeki bir çok şeyi buna örnek verebilir. Hangi aşk mutlu bir sonla bitmiş ki zaten ? Biten tek şey Eto'o..
    Benim gibi dünya haritasına ilk baktığında Türkiye'yi arayan, uluslararası ekonomideki tek bilgisi memleketteki zamlar ve asgari ücret fiyatı olan, hava durumlarını hiç bir zaman takip etmeyen bir adam için aşkı anlamak güç oluyor. Zaten benim gibi adamlar bir boku anlamıyor ve hava durumunu takip etse de yağmurlu havada şemsiye açmaz, güneşli havada şapka takmaz insanlar oluyor. Yani benim bu bildiklerim dışında konuşmam feminizm yürüyüşüne katılan genel ev sahibi adam kadar saçma ve gereksiz.
    Neyse.. Ben yürürken ses çıkaran topuklu ayakkabılarını, ufak bir tebessümde kısılan gözlerini, turkuaz rengine hayran oluşunu, dinlediğin Zeki Müren'i, Müzeyyen Senar'ı, üzerine sinen sigara kokusunu, renkli renkli ojelerin ve rujlarını sevdim. Kusura bakma, ben pek sevmeyi beceremem. Gerçi hiçbir şeyi beceremiyorum.
    “Bir insan sigara kokusunu, topuklu ayakkabı sesini nasıl sevebilir lan ?" diyen insanlardan uzak bir şekilde yazıyorum bunu. Üzerine sigara kokusu sinmiş insan, tek taraflı düşünmeyen insandır. Bu arada hatırlar mısın bir keresinde sana; "Nerede topuklu ayakkabı sesi duysam, hemen dönüp sen misin diye bakıyorum.” demiştim. Sende buna bayağı bir gülmüştün. İnanamayacaksın fakat hala bakıyorum. Çünkü dediğim gibi. Ben sevmeyi pek beceremiyorum. Gerçi ben hiçbir şeyi beceremiyorum.
    O yüzden insan seni rüyalarına, odasının bir köşesine, bir sigara dumanına saklamak istiyor. Yoksa hemen çekip gidiyorsun. Ve o kadar eminim ki bunu kuzey yarım kürede senden iyi yapacak insan yoktur ve senin böyle çekip gitmen rakip taraftarları “Gooool..” diye bağırmaktan alıkoyamıyor. Karşı takımı sevindirme, bütün kuzey yarım küreyi bana düşman etme. Yine de sen bilirsin. Eğer gitmek istersen, sen lütfen yorulma söyle ben giderim.
    Ve not..
    “Öpmek isterdim gülünce yanında gamze oluşan kırmızı dudaklarından..”
  • + aşkım bugün beni favlamamışsın?
    - favlandı ♥
    + :*
    - *:
  • Keşke hiç tanışmamış olsaydık.
  • beni çok bunalttılar premses ya.
    sahiden.
    milletin egosuyla uğraşmaktan günün sonunda güçsüz düştüm.
    ve herkesin nasıl da sımsıkı tutunduğu dalları olduğunu ve hafızaların nasıl da gelişkin, zihnin her an için hazırlıklı tutulduğunu, vs görünce, ancak anaakımın dışında kalmış, kalmak zorunda kalmış biriyle olabileceğini, olunca diğer türlüsü gibi koymayacağını düşündüm. dengi dengine dendiği gibi.

    premses umarım sen de öylesindir. yani böylesindir. yoksa neden premses denilesin ki, değil mi...
  • hayatımda hiç bir insanı bu kadar çok beğenmemiştim.
    bugün dolmuşta evet o mavi dolmuşta (biz çocukken davut güloğlu dolmuşu derdik-sürekli nurcanum çaldığı için) 10 dakika kadar seyahat ettiğim güzel insan. senin kadar güzel bir hanımefendiyi daha önce bizim sarp kayalıklarla dolu, apaçilerle, bonzaicilerle ve bilimum tehlikeli insanın yaşadığı bu topraklarda görmemiştim.
    bunu okuyorsan kafasında popağı olan, iki yandan omuzlara kadar sarkan örülmüş ucları püsküllü ipleriyle deliye benzeyen o sıfatsız benim.

    neyse yani 30 yaşımda böyle bir şey yaşayacığımı hiç düşünmemiştim. demek ki hala aşık filan olabilme umudum var :)

    trandistanbul diye şey gibi dikilen binalar var, gözetleme kulesi gibi. tam onların yakınlarında gördüm seni.
    şu arkadaşa benziyordu hatta aynısı aman ya rebbi
  • 1 aydır solunum mekaniği anlatan hoca, hic düşünmüyor musun o soluk borusundan akcigere geçen nefesin yaşamak için yeterli olmadığını. Bir derste de çıkıp ruhumuzun nasil nefes alacağını anlatmadin. Yine 1 aydır dolaşım fizyolojisi anlatan hoca, kalbin atım hızını etkileyen faktörleri, kalbin gücünü etkileyen olayları anlatırken neden hayatı işin içine katmadın. Sadece maddi bilgileri yüklediniz sırtımıza, bundan sorumlu tuttunuz. Sanırım sistemin bize görünen yüzleri sizsiniz ve bundan size sitemim. Ama bilin ki ruhu daralan, kalbinin yerinde koca bir boşluk hisseden adamlar yarın birgün mezun olacak. Siz bilirsiniz... Durum bu.
  • sana beni üzme demiştim. üzüleceğim için değil, seni umursamayacağım için.

    bilmiyorsun, zümrüdüanka gibiyim. çok acı çekiyorum. yanıyorum. daha sonra küllerimden yeniden doğuyorum. daha güçlü, daha yenilmez, daha olgun, daha kadınsı, daha asena.

    kendimi seviyorum. kendim seni çok seviyorum.
« / 12