blog sözlük itiraf

#blog sözlük sırala
« / 82 »
  • Sevdiğim insanları kırmamak için yaptım her şeyi ama sonunda en çok onları kırmış oldum ve onların onlar için neler yaptıklarımdan haberi bile yok
  • Aşkta kazananları sevmiyorum
  • kumarda kazananları sevmiyorum
  • "hayatımda; yol ilerledikçe geride kalan ağaçlara benzer bir hâle bürün, ben ilerlemeye karar verdikçe hafızamın içinde yok ol istedim..."
  • Uc kilo verdim. Hala yemek yedikten sonra kot pantolonumun dugmesini acarak dolasiyorken yuzuklerim parmaklarimdan dusuyor. Parmaklarimdan mi gitti bu uc kilo eey kurban oldugum guzel allahim.
  • çok tuhaf komşularımız var.
    kapıya birisi kağıt koymuş ve komşumuzun birisi de az önce kapıya vurdu, açtım kapıyı dedi ki "kapıya kağıt koymuşlar da heralde evde yoklar dedim ondan vurdum kapıya."*
    (bkz: komşuların tuhaflıkları)
  • Söz vermek bile sevdiğine olunca anlamlı oluyormuş. Benim gibi her şeye üşeniyan diyen birisi bile söz verdiğinde kendini üşengeçlikten çok uzak yerlerde bulabiliyormuşsun.
  • bir heves saatimi kurmuştum saat 22:00'a sırf falcon heavy'nin fırlatılışını canlı izleyeyim diye. Bir baktım 23:10'a; hatta şimdi de 23:45'e atmışlar. Error verdim. Ya da belli ki rokette sıkıntı var şu anda. O error veriyor.* Gidip kitap okuyayım ben en iyisi.
  • Şaka gibi resmen evde oturduğum yerden heyecanlandım izlerken. Müthiş bir şey, keşke orada olsaydım. Şu anda saatte 16 bin km hıza ulaştı ve geçiyor hala. Çok başka bir şey uzay teknolojisi!
  • Babam biraz önce makarna tabağıma bakıp "senin miden o kadar büyük mü" dedi... utandım yiyemiyorum
  • anam kardeşimgilin yanına gitti. birazda orda kalıyım, özledim dedi.
    Allah(c.c.) razı olsun benide düşünmüş, söylemesi ayıp biber dolması, sigara böreği bide ıspanaklı börek yapmış sağolsun.
    ama ben tüm gün başka şeye aşermiştim.
    naptım tabi.
    bi çılgınlık yapıp vereyledim çiğköfte dürümleri, efenime söyliyim ikramları probisleri..
    tabii telefonda ellerine sağlık anacım, hepsi pek bi güzel olmuş, tabii hepsini daha yemedim dedim.
    çılgın parti yapçam şimdide.
    şaka şaka, sabaha iş var, ne partilemesi.
    çiğköfteden şişsemde şimdi çayda yaptım, kuruldum ekran karşısına behzat ç falan izlerim.
    hayat bana güzel, heyt beee.
  • Hayattaki en anlamlı başarım, en gerçek mutluluğum ve en derin üzüntüm Proust* külliyatını bitirmiş olmam.
    Şimdi ne yapacağım.
  • Keyfim yok, moralim bozuk. Hayatım bok gibi. 1 saat kitap okudum, yatıyorum. İyi geceler. Belki yarına düzelir. *
  • Zamanında benim de yapmış olmam şu an aynı hataları yapan insanlara karşı hoşgörülü olmamı sağlamıyor. Daha ziyade bana görmek istemediğim yanımı hatırlattıkları için iki kere katlanamıyorum onlara.
    Kime aşırı kızıyorsam fark ediyorum ki kızgınlığım aslında sözkonusu kişiyle ilgili değil. Derdim kendimle.
  • bir ay süreyi iyisiyle olmasa da kötüsüyle doldurdum. hala ruhumda ve vücudumda açtığın derin yaraları sarmakla uğraşıyorum. düşünüyorum, ihanete uğrayan; ihanete uğradığı halde akla ve hayale sığmayacak kötü cümlelere maruz kalan benim ve üzülen de benim. üzülmemem gerek belki, yapmam gereken her şeyi yaptım ama. hayat işte. yapan bir süre sonra hayatına normal devam edebiliyorken yaralanan yükünün acısını ömür boyunca sırtında taşımaya devam ediyor. hala doğru düzgün bir özür bile dileyemedin. bana ne kadar zarar verdiğinin farkında bile olamaman, en fazla farkında olduğunu sanacak olman bile ne kadar acı.

    hamlet'te bir diyalog geçer, kelimeler, kelimeler, kelimeler! oğuz atay da söyler bunu, ismini hatırlayamadığım bir kitabında. bir insana nazaran çok kitap okumayı başarabildim, çok kelime öğrendim, çok deyim, söz, deyiş gördüm. bana yaşattığın mutluluğu kelimeler ile anlatabilirim ama bana yaşattığın acıyı anlatacak kadar kelime yok heybemde. umrunda olsaydı zaten yaşatmazdın bunları bana ama elbet aklına gelirim.bana bu zararı vermiş ve özrünü bile dilemeyip her şeyi yarım bırakarak gitmiş olmanın acısını çeker misin bilmem ama belki ruhunda bir ihtimal bir merhamet çınarı vardır.
    ben de bana yaşattığın acı yüzünden ruhumda açtığın yaraları sarmaya çalışayım.
  • kendime planlar yapıyorum ama gerçekleştirebileceğimden ve bu planlara sadık kalabileceğimden içten içe emin değilim.
    hayatımda istediğim iki şey var ve bundan fazlası yok eminim. ikisi de plan yaparak ve sadık kalarak çözülebilecek şeyler ama kendime motivasyon arıyorum. belki bir insan belki birkaç cümle belki bir sen yaparsın tarzı motivasyon sözcükleri. bilemiyorum aslında bundan da emin değilim.
    aklımda birkaç şey daha var. mesela fark ettim ki evim ev gibi değil sanki. ne bileyim sıcaklık hissedemiyorum. bir şeyler eksik. bir evi sıcak yapan nedir ki? içindeki insanlar mı? sanmıyorum. uzun vadede soğukluğa bile neden olur. eşyalar? sıcak eşyalar? mutluluk veren eşyalar? anılarla doldurduğun gözünün önünde olan eşyalar?
    yoksa duvarların sarı olması mı evi sıcak yapan şey?!
    insanları hayatımdan uzaklaştırıp durdum. peki ya neden? insanlar hayatımda olsa nolurdu ki? fazla insan az huzur diye mi düşünmüştüm yoksa biraz zaman geçince yalnız hissedebileceğimi düşünmemiş miydim? etrafımda insan var evet. peki her istediğimi birlikte yapabileceğim veya her istediğini birlikte yapabileceğim biri var mı? yok. aslında var da her an ulaşamam. aynı şehirde olmayınca işler değişiyor. artık aradığım şeyin huzur, sakinlik olduğunu anlıyorum. sorunsuzluk, kafa rahatlığı beni çekiyor artık kendine doğru. az biraz kafam rahat olsun istiyorum. sorun yaratmak yerine kafa rahatlatan. nitekim öyle ama halletmem gereken bazı şeyler var. bazı insanlar huzur verir. o huzuru arıyorum bazen. hani olur ya her halinizden anladığını bildiğiniz birileri ya da biri vardır etrafınızda. siz acı çekerken de olsa ne yapması gerektiğini bilir, ihtiyacınızın ne olduğunu anlar, o an işi olsa bile siz onun için daha değerlisinizdir ve sizinle ilgilenir. halinizden anlar kısaca. gerçek arkadaşlık bu değil midir? ya da gerçek arkadaşlık senin halinden anlayacağını bilerek seni işine tercih ederek gitmesi midir? koşulsuz, şartsız yanında olmak birinin, çok mu zordur? illa bir nedeni mi olmalı insanın? ya da bütün ilişkiler çıkar ilişkisine mi bağlıdır temelde? her neyse. buraya kadar okuduysan şayet teşekkür ediyorum. bir çözüm önerisi için turuncuya beklerim. bunu da neden dedim bilmiyorum da neyse amman. hadi hepiniz mutluluğu bulun sonra da onu kaybetmeyin, hadi bakiim
  • Yok, düzelmedi dünkü ruh halim. Aynı bok, aynı hamam ve tas içinde. Kitap da okudum. Yani kitap okumayı öyle bir yere koydum ki sözlük, moralim bok gibi olsa da okuyorum. Sonra kaldığım yerden devam ediyorum moral bozukluğuma. Haydi bakalım.

    1 saattir yine geldiler bana, sildim siliştirdim. Yok valla benden kimseye ne sevgili ne arkadaş ne dost ne kardeş ne oğul olur. Bütün problem bende. Haydı şimdi buradan yakalım artık. Bloguma yazmaya yüzüm yok. Sözüm var, yazamam. Arkadaş, hayatımdan iyi yanlar çıkarmaya çalışıyorum yazmak için. Ne yazayım? Sen söyle sözlük ne yazayım? Hayır okuyanım yok, zaten kendime yazıyorum da, ne yazayım? "bugün de Allahıma binlerce şükürler olsun hala tat alma duyularımı kaybetmedim" mi yazayım? Buna zaten şükrediyorum hep. Çünkü bir şey olmuyor hayatımda. Ol-du-ra-mı-yor-um.

    Adam gelmiş bana dertlerimı anlatayım diyor. Yok içim şişiyor.

    Herkese kendi derdi büyük gelirmiş cidden. Dert diye saydıklarına neremle gülsem bilemiyorum. Adama diyorum ki

    En büyük illere 2-2.5 saat uzaklıkta bir ilçedeyim, hiç arkadaşım-dostum ne yanı başımda ne de uzağımda var. Haftanın 7(yedi) günü evdeyim. Pazartesileri belki pazara çıkıyorum, bir de cuma namazına evden çıkıyorum. Ve ben zamanında New York'daki salak bir sokakta, Paris'in fare dolu kulesinin dibinde oturmuş aşırı evcimen biriyim. Bana bile fazla geliyor bu durum. Dışarıdan alakasız biri çıkıp bana "sende ağır depresyon ve sosyal fobi oluşmuş" diyebilecek durumda. Çözüm için elim kolum bağlı.

    Ama yok. Neymiş birinin sınav stresi, öbürünün maaşındaki 200₺'lik fark, birinin evlenecek kız bulamaması ki benden 5 yaş küçük... Yani bazen küfretmelik yerler oluyor cidden. Hani böyle derdini ... şeklinde devam eden. Ama yok, onu da edemiyorum.

    Tek yapabildiğim gelip kimsenin okumadığı bir sözlük başlığında yazıyorum. Rahatlatıyor mu? Eh %0,2 kadar. Ona da şükür. Bunu mu gidip yazsam bloguma acaba?
  • Grace and Frankie'nin 4. sezonu da bitti. 5. olacak mı bilmiyorum, ben şimdiden özledim o iki deliyi.*
  • berberim kanser olmuş.
    çocukluk arkadaşım, babamın elimden tutup götürdüğü, daha o çıraklık zamanından beri tanıdığım çocuk/adam.
    ayna karşısına geçip kim daha uzun, kim daha yakışıklı diye birbirimizle eğlendimiz adam.
    şen kahkahaları taa mahallenin girişinden duyulan adam.
    kardeşim dedi yüzüme, ben kanser olmuşum, gelecek hafta ameliyat olcam dedi.
    tabii ağlayamadım orda, delikanlılık elvermedi.
    traş etti, aynaya baktık yanyana durup.
    sen daha yakışıklısın diyebildim sadece.
    eve zor attım kendimi, Allah(c.c.) şifasını verir umarım biran önce.
    sevdiklerimize hiçbişey olmıcak gibi geliyo ya hep, duyunca ondan üzülüyoz sanırım.
  • Az önce saçma bir hata yapacaktım, sonra dedim napıyorsun ya? Yüzünü görmediğin biri için değer mi? Arkadaş, iyice kafayı yedim. Allah rızası için yok mu aranızda bir tane psikolog? ya da Psikoloji okuyup da bana ücretsiz, şimdilik, yardımcı olacak bir Allah'ımın kulu?*
« / 82 »