blog sözlük itiraf

#blog sözlük sırala
« / 77 »
  • reza zarrab, rıza serraf ya da rıza zorrab denen şahıs ile aynı lisede okuduk.. Sene 1996, liseden mezun oluyoruz ancak bu bebe biz lise sondayken lise 1 e gidiyormuş. vay emenike dedik yıllar sonra... o yıllarda bir grup İranlı okula gelmiş su gibi para harcıyordu, yılan derisi ayakkabılar partiler vs..
  • ilk kaydolduğumda burayı hiç sevmesem de gitgide alıştım, sevmeye başladım. ikea etkisinden olabilir.

    sorun şu ki entrylerim kötülenince üzülüyorum, kötülemeyin oğlum yapmayın şöyle şeyler. :/
  • Uyuyamıyorum, birazdan da buna sinirlenip ağlamaya başlayacağım az kaldı hissediyorum.
  • "Bloğunuzda yoğun trafik var." olarak gordugum bildirimin aslinda google haritalarin "bolgenizde yogun trafik var." olmasini farketmemle gulumsedigim durumdur. :)
  • Bir şey soracağım. Hz ömer'e neden "Farûk" lakabını vermişlerdi? Faruk kelimesinin anlamı ne ki?.. #swh #swh #swh
  • Bugün tramvayda ağladım. Evet tramvayda. Yalnız bu şey gibi olmadı mı uzaylılar tarafından kaçırıldım, evet tarafından gibi. Neyse, sebeplerine geliyorum ve ilk kez bu kadar açık açık yazacağım.
    Okulumdan çok hoşlanmıyorum. İki ayım zaten kimseyle iletişim kurmamakla geçti. Ama eski arkadaşlarımla da iletişimim azaldıkça etrafımda insanlara ihtiyaç duymaya başladım ve bunun için kendimden nefret ettim. Çünkü ben narsist bir pisliğim ve birilerine ihtiyaç duymak pek tarzım değil.
    Arkadaşlığın aile kadar hatta belki daha da önemli olduğunu savunan biriyim. Ama bu aralar buna uygun davranmıyorum pek, ikiyüzlüyüm. İnsanlara, bununla olan ilişkimden kazancım ne olabilir gözüyle bakmaya başladım. Yani bunu yaptığımı farkettiğim anda kendime içsel tokatlar atıyorum ama, düşünüyorum bunu anlatabiliyor muyum?
    Lisede arkasından konuşulan insanlarla arkadaş olmayı karaktersizlik saydığım için, bunu yapan insanları da etrafımdan uzaklaştırdığımdan, yalnız kalmışlığım da var. Ama şimdi aslında hoşlanmadığım insanlara iyi davranıyorum. Onlara canım falan diyorum hatta. İğrenç tamam mı, baya iğrenç.
    Neyse işte, akşam düştüm tek dizimin üstüne, kot pantolonun dizi falan parçalandı, kanlı ve acılı bir düşüştü. Kalktım sonra, hiçbir şey yokmuş gibi topuklu botlarımla tıkıdık tıkıdık yürüyüp tramvaya bindim. Kotun her yeri kan olmuştu, canım acıyordu. Ama ben buna ağlamadım işte. Nefret ettiğim birine dönüşmeme ağladım dizimin acısında. Sinirliyim çünkü kendimi sevmiyorum artık. Ağladım çünkü canım çok yandı. (bkz: end of the story) (bkz: hadi dağılalım şimdi)
  • Şöyle bir baktım da, cidden Cepteteb'den edindiğim nakit fayda ile Enpara'dan edindiğim fayda arasında epey bir fark var. Beni değerlendirmeye iten ise, enpara'nın bana kredi kartı vermeyişi. Ve ben geçen haftalarda yaşadığım bu durumu, o dönemde adeta polemik haline getirmiş ve büyük bir inat mı desem gurur mu desem bilemedim o modda içimde yaşamıştım. Oysaki kafayı mı yemişim ben? Vallahi kafayı yemişim. Cepteteb'in kredi kartının bana yaptığı geri dönüşümler enpara'dan edindiğimden bilmem kaç katı daha fazla. Enpara adeta şişirilmiş durumda şu anda. Neyse, geçen ay kitapyurdu alışverişimden 25₺ dönüş almıştım, bu ay da alışveriş yaptım. Bir 25₺ daha gelecek mesela. Bu ikisiyle ben tekrar kitap alacağım. Daha önceki dönemlerde ne yemeksepeti kampanyaları geçirdim ben, bilsen. Peki sen ne yapacaksın enpara? Otur, sıfır!

    O yüzden bazen birden parlamamayı öğrenmem lazım. Daha doğrusu hayatımı hep tutkulu ve yoğun bir şekilde yaşamamalıyım. Her olayda bana zarar veriyor bu durum.

    İtiraf: Gereksiz Tutkuluyum.
    Çözüm: 1 bardak soğuk ayran. Yanında bir porsiyon (4 adet oluyormuş) lahmacun. Salata ve limon.
  • uzun zamandır böylesine hisli bir şey yazmaya oturduğumu hatırlamıyorum hikaye olarak. anlayamadığım bir şekilde bu yöne kaymaya başladım. şüphe, ışık, derin, az-rail, koku, temiz derken şimdi de motus.
    motus diğerleri gibi aniden çıkan fakat bu sefer çıktığı yerden devam eden bir hikaye.
    eski ben olsaydım bir günde 10 hikaye yazardım dönüp arkama dahi bakmazdım fakat şimdi bir oturuşta en fazla 500 kelime yazabiliyorum.
    çalışmam gereken şeyler ve şekillendirmem gereken bir gelecek var.
    bu karmaşa arasında motus da 350 kelimeyle yer buldu beynimde başlangıçta.
    şu an 700 kelime kadar kendisi.
    bölüm bölüm yayınlarım diye düşünüyorum.
    seçtiğim isimlerin hiçbiri Google aramalarına düşecek tarzdan şeyler değil ki olsalar belki daha çok okunurlardı ama istediğim şeyi, içeriği yansıtamazlardı.
    ben zaten okunmak istesem blogger başlangıç ipuçları, beş adımda fazla hit alma rehberi, adsense için altın tavsiyeler falan yazardım.
    ben, ben olduğum için 300 kelimelik hikayeler de ben oluyor.
    ben, ben kaldıkça onlar da ben kalacak.
    kalsınlar.
    burada da motus'tan bir bölüm kalsın;


    insanım ben efendim. şu ahşap evde kalıyordum tek başıma. çay içmeyi sevmezdim ve taze ekmeği.
    bayat ekmek ve küflenmiş peynir yerdim.
    ''dalga mı geçiyorsun sen benimle? bak ben, diğerleri arasında en anlayışlısı sayılırım. benden sonra böyle muamele görmeyi bekleme.''
    efendim ben pek bir muamele göremeyeli çok oldu zaten.
    geçen ilkbaharda dediğiniz şeye şahit oldum onu diyebilirim.
    umutsuz bir anımda ağlayacak oldum ve şu an göremediğiniz fakat öncesinde sapasağlam orada duran toprak yığını bütünüyle aşağıya düştü sarsıntıyla.
    fakat heyelan dediler benim bir suçum yok.
  • göz temasında hiç başarılı değilim. hayır çekingen, utangaç biri değilim biraz zorlarsam gayet bakabilirim. ama neden göz teması insanlarla iletişimde bu kadar önemli oluyor, anlayamıyorum. ne var o gözlerin içinde ? konuşurken daha çok etraftaki şeylere ya da insanlara bakıyorum. çok mu şey kaçırıyorum bakmayarak insanların gözlerine ?
  • gözlerim telefonun ışığından ve ağlamaktan acısa bile biraz içimi dökmeden rahat edemeyeceğim sanırım. o yüzden biraz sıkmaya başlıyorum sizi. şimdiden bu karamsar halim için kusura bakmayın. başladığım hiçbir şeyin sonunu getiremiyorum, doğru dürüst diyelim. başlangıçlar harika. planlarla birlikte hayaller kurulur, sonra bir bakmışım ortadayım. yine yalnızım. insanın en yakın arkadaşı. kendisine en yakın hissettiği kişi neden başka şehre gider ki? düşünmez mi hiç kalan ne olacak diye. düşünemez. çünkü hayat bizi buna mecbur bırakır.
    iki gündür üst üste yasadıklarım, yakınım sandıklarımdan aldığım darbeler.. bugün cok deger verdigim bir insan sırf eglence olsun diye insanlarin önünde beni rencide etmeyi secti. komik miydi? hayır. ama ben gülümseyip geçtim. çünkü güçlü durmam gerekirdi. başımı eğmemem gerekirdi. gururumun kırılacağı bir şey yapmadım, utanç verici bir şey yapmadım. ki yapmış olsam bile bu hiç kimseyi ilgilendirmez. hayır ilgilendiriyormuş ki herkes güldü. herkes bana bakti. sucluymuşum gibi hissettim. sonra noldu? yalnız kaldıgı icin benden özür diledi. yalnız kaldıgı ve kıza ayıp ettin dedikleri icin. samimiyetine nasıl inanmalı simdi bu insanin? demiştim ya başka şehre nasıl gider en yakını insanın diye. gidince çok kötü oluyormuş. istediğin zaman görememek, bir yarının yok olması gibi bir şey. eskiden gözümden yaş aktığında gözyaşım kurumadan yanımda olan insanla aramızda dağlar, ovalar, bayırlar var. burnumun dibindekiler ise kan çanağına dönmüş gözlerimi görmüyorlar. üzülüyorum.

    kalkıyorum sabah. hissediyorum bugün farklı olacak diyorum. sonra bir iki insan görüyorum, hevesim kaçıyor. gözlerimi kapatıp hayaller kuruyorum. sonra gözlerimi açtığımda soğuk gerçeklerle yüzleşiyorum. yok diyorum bu sefer her şey daha farklı olacak. kimse için kendini üzmek yok diyorum. ertesi gün bir bakmışım üzüntüden titriyorum. yok yok bu kez emin adımlar atacağım, yaş tahtaya basmayacağım diyorum. sonra yere düşüyorum ve her yerim yara bere içinde.
  • Gece gece uyanmaya sebep aramak ve bulunca tabii ki fırsatı kaçırmamak, deliler gibi bişeye veya birisine ihtiyaç duymak, içinizde büyüyen o şeyin dışarı çıkmaması için dua etmek, ağrı kesicilerden medet ummak... Bazı zamanlar zor.
  • çılgınlar gibi sevmek isteyip sevemediğim, karşıma biri çıkmadığı, bir dönemdeyim. epeydir.
  • benim de konuşmam gereken gün gelecek sevgili sözlük. o zaman bütün kinimle nefret kusacağım, kalp kıracağım.
  • Uyuyamadım çünkü onun fotoğrafını gördüm
  • Diyet yapıyorum ve sabah kahvaltısı niyetine cips yiyorum. (bkz: neden bilmem)
  • Verdigim kararlardan pismanlik duydugum neredeyse hic yoktur.
    Cunku agzimdan sinirle bir sey cikmaz, hicbir dusuncem dalginligima denk gelmez, zaten duygusal dusunenem de. *
    Ama su anda, yaklasik bir bucuk yil once verdigim bir kararin pismanligini o kadar derinden hissediyorum ki. O zaman da ileride daha buyuk bir pismanlik duymamak adina oyle bir karar vermistim.
    verdigim o karar cigerlerime hava dolmasini engelleyecek kadar sisti icimde. Ve ben, beni bu ikilemde birakan kisileri asla affedemeyecegim.
  • eski dostların sesini duymak günü güzelleştiriyo kesinlikle.
    kardeşimde geldi zaten, memlekette ailecenek toplaştık,akşamada mangal yapçaz söylemesi ayıp.(instagramdan paylaşmıcam ama kesinlikle)
    dostlar candır, ailede candır ya,hakkaten kıymetini bilin.
  • homofobi başlığına yazılanlara çok şaşırıyorum, tuhaf.
  • buraya anonim kayıt olmadığım için öyle pişmanım ki sözlük.
  • Yahu ben ayıydım, odundum, şimdi niye köpek gibi özlüyorum? Hayat tuhaf biri..
« / 77 »