blog sözlük itiraf

google facebook twitter #blog sözlük
« / 16 »
  • "Bana haketmedigim halde kötü davranan insanlara ben bunu haketmemistim diyerek o anın videosunu göstermek istiyorum. gözüne sokmak istiyorum hatta." bunu daha once yazilmis itiraflardan birinden aldim ve okuyunca bu itirafin bana da uydugunu farkettim
  • 999. Entryimi girdikten sonra sözlük hesabımı kapatmayı düşünüyorum.
  • Az once telefonumu kaybettim evin icinde. Evet sessizdeydi. Yaklasik on dakika aradim. Buzdolabina bile baktim. Hani aradiginiz seye o kadar takilirsiniz ki gozunuzun onundeyse bile goremezsiniz ya bazen. Ablama soyledim bir de sen bak etrafa diye ve dolabimdan cikti. Dolabimdan. Onun orada ne isi var?
    (bkz: dalgın olmak)
    (bkz: aklı beş karış havada olmak)
  • Bazen -neredeyse her Zaman- herkesin benden nefret ettiğini hatta nefret etmek bir duygu onu bile hissetmediklerini düşünüyorum. Hatta burada bile öyle hissediyorum. Ve böyle durumlarda kaçıp giderim genellikle. Öyle bir durum var ise biriniz turuncuyu yaksın giderim ben
    Not: her an silebilirim
  • Yorgunum. Bugün yoruldum. Beklentilerim var benim. Emeğimin karşılığını bekliyorum. İsimde görevimde sarfettim emeğimin, evimde evlilik de sarfettigimin,babalık yaparken, evlat olurken, toplumda herhangi biri olurken yaptıklarımın karşılığını istiyorum. Selam verdiğim insanlardan selamın karşılığını istiyorum, gulumsediklerimden de... konustuklarimdan ses bekliyorum, dinlediklerimden sükunet. Anlattıklarımın artik anlasilmasini istiyorum, yahut en azından dinlenilmesini. Yeniden kitap okumak istiyorum, yeniden avuç içlerim ter içinde kalana kadar bilgisayar oynamak, yeniden kulağımda kulaklıkla son ses müzik dinlerken uyuyakalmak, belki de o bir sefer gittiğim çöl vardı ya gece o sessizlikte sırt üstü yatıp karanlığı sigara ateşiyle delmiştim hani, orada olmak istiyorum. Yalnız. Sabrım kalmadı. Beklentilerim beni tiksindiriyor. Kendime kızıyorum ne zamandır takıyorsun böylesine diye. İçim sıkılıyor.
  • Bağzı yazılan başlıkların, bağzı entrylerine cevaben sadece he la he demek istiyorum.

    Gözünüzde behzat amirim canlansın.
  • Kış olduğu için her şey çabuk soğuyor. Çay, kahve... sinirlerim bozuluyor bu durum karşısında. Üzülüyorum. Sevdiğim şeyleri sırf koşullar değişti diye sevemiyorum. Anlatabildim mi? Sevdiğim şeyleri sırf koşullar değişti diye sevemiyorum.
  • aslında düşünüyorum, bazende ne düşündüğümü düşünüyorum. ne demiş "düşünce düşünce nasıl biter düşünce" (bkz: çubukkrakerağabey)
  • Nasıl tanım gireceğimi bilemedim bu başlığa.
    kendi kendime üstlendiğim "sözlüğün platoniği" sıfatını bırakıyorum buraya. İsteyen alabilir üstüne. Zaten boşu boşuna taşımışım o kadar zaman...
  • Çılgınlar gibi yıldız tilbe dinliyorum.
  • Aslında onu kış gününde tanımıştım. Sanal olarak tâbi, şimdiki aşklar hep sanal neredeyse. Her neyse instagramda paylaştığı bir kahve fincanı benim çok dikkatimi çekmişti. Edebi ve şairane ruhum hemen beni o resmin altına yorum yazmaya itti, aslında hatayı burdamı yaptım diye düşünmeye başladım şu son günlerde. Tam 1 sene bekledim arkadaşlar onu yine soğuk bir kış gününde yakaladım, aslında o beni yakaladı. Tekrar konuşmaya başladık ve biz olduk onunla. Tam dedim ki dünyanın en mutlu adamı benim işte bu, yabadabadu. Hataları oldu arkadaşlar hemde çok hataları oldu. Hepsini affettim ama benim bir hatamda o çekip gidebilecek kapasitedeydi. En sonunda insan birikiyor ya hani, en ufak bir sebepten dolayı patlıyor ve ani kararlar alabiliyor, tam olarak böyle oldu. Ondan vazgeçtim. Vazgeçtim dedikçe yıldız tilbe geliyor aklıma ve sonra tekrar diyorum ki vazgeçemiyorum. 2 sene geçilen sokaklar, yollar onu hatırlatıyor. Bazen pişmanlık bazen mutluluk duyuyorum. Anlatamıyorum derdimi vazgeçtim ama vazgeçemiyorum.
  • Korkuyorum sözlük. Tekrar aşık olmaktan, onunla büyüttüğüm sevgimi başkasına göstermeye korkuyorum. Helede olmayacak birisine. Engel olamıyorum kendime. Yaralarını sardığım ben burdayım dediğim insana aşık olmaktan korkuyorum. Şakası bile mutlu ederken ne yapmalıyım bilmiyorum. Anlayacağın burda işler pek iyi gitmiyor be sözlük.
  • Senden vazgeçmeden tam 4 ay önce şunları yazmışım:
    Yağmurun sesi kulaklarıma seni bırakıyor. Aksilik ya tam bitti sanarken, ayağa kalkacakken bir gece yarısı, önce gök gürültüsü sonra da yağmur tanelerinin yer ile kucaklaşması derken sen düşüyorsun aklıma. Gülüyorum sebepsizce, yenilgiye kadeh kaldırış şeklim budur belki de. Önceden adın umut doldururken avuçlarıma şimdi geceme karanlık, gözlerimin siyahına siyah katıyor. Özlemek bu mu diyor içimdeki elleri titreyen o yalnız çocuk. Buymuş ya özlemek, bir şarkının ikinci kez aynı duyguları yaşatmaması, bir fıkranın ikinci kez aynı şekilde güldürmemesi, sevgi dolu kalbin ikinci kez daha kötü kırılmasıymış. Yokluğun kök salmakta kalbime. Kalbimse eski sokaklarda hala seni arıyor. Yokluğunla inatlaşmak nereye kadar? Ne zaman adını bir zarfa koyup mührü basacağım tüm kabullenişimle? Ne zaman daha derine düşmeyi bırakacağım bilmiyorum ama düşe kalka büyüyoruz bu hayatta ve her gün yeni bir düşe kalkıyoruz aslında. Gözlerinin kıyısına uyandığım gün bir düşe kalmayacak mutluluğum.

    Şimdiyse vazgeçtim gözlerinden.
    Yani benim seni unutmam nerden baksan en az 4 ay aldı. Benden baksan 1 yıl oldu. Ama bitti. Vazgeçtim senden. Daha doğrusu unuttum her şeyini. Alışkanlıklarımın yerini başka şeyler aldı. Mesela artık bilekliğini sıkıca tutmak yerine sigara içiyorum. Sürekli yeni fotoğraf attın mı diye bakmak yerine sigara içiyorum. Son görülmene bakmak yerine sigara içiyorum. Seni düşünmek yerine yine sigara içiyorum. Vazgeçtim işte senden. Bu yazımı da sana olan bir borç gibi düşüneceğim. Onca güzel şey yazmama vesile oldun. Kime okusan yakışır. Meğer sana özel değillermiş. Bana özellermiş. Ama bak tekrar ediyorum vazgeçtim senden. Bir hiç uğruna, hiç de afilli olmayan bir vazgeçişti. Ben böyle düşünmemiştim ama bir akşam vakti bilekliğinin boncuklarını serbest bırakarak seni de aklımdan çıkardım. Artık hem bedenen hem de fikren yalnızım. Cümle bile kuramıyorum. Şu sıralar en sık yaptığım şey de bu oldu. Cümle bile kuramamak. Neyse işte ne diyordum? Vazgeçtim. Evet. Hatta vazgeçmenin bitişik yazılması gerektiği konusundaki gerçekliği kabul etmekten de vazgeçtim. Vazgeçmek ayrı yazılmalı. Ama yazamam. Kusura bakma. Bir de unuttum. En güzeli de bu. Bana acı verdiğin anları da mutlu ettiğin anları da sildim gitti. Ben çabuk unuturum zaten ama sen bilmezsin. Sen benim hangi rengi sevdiğimi bile bilmezsin. Ben de bilmem. Çünkü unuttum. İyi geceler sana. Ben seni çok güzel unuttum.
  • masaüstümde bir sürü dosya var vakti zamanında en çok kullandığım programdan, öylesine alınmış ve anlık kullanılmış veya kullanılması planlanan ekran görüntüleri, cv örnekleri vs. yaklaşık iki saat önce yatmaya karar verip bilgisayarı kapatacakken yanlışlıkla bir dosyayı açtım. adınıda hs koymuşum. headshot yani. dosya dediğim yine bir ekran görüntüsü almışım. ekşi sözlükten. başlık başkanlık sistemi. sözlük yazarı gxl. adam (adam diyorum çünkü yaklaşık olarak 100-150 entry sini okudum bence adam) 2004 yılında bu başlığın altına tam olarak şunları yazmış. "cumhurbaşkanlığıyla yetinmeyeceği anlaşılan x'in uygulamaya koyacağı yönetim biçimi. ön kamuoyu yaratma çalışmaları başlamıştır. hayırlı olsun.". sonradan hatırladım ilk gördüğümde de şaşırmış ve takdir etmiştim. az önce bir kez daha şaşırdım ve takdir ettim. he itiraf edecektik pardon. gerçi az önce biraz itiraf ettim sanki.
  • bi' düşündüm de itiraf edecek o kadar çok şey var ki, hangisini buraya yazayım bilemedim doğrusu..
  • bazen gizli gizli serdar ortaç dinliyorum.
  • her şeyin ısrarla kötü, yanlış yahut eksik gittiği günlerdeyim. bi' arayış içindeyim ama ne aradığım konusunda en ufak bir fikir sahibi değilim. sürekli bir boşluk hissini bilmem sizler nasıl tarif edersiniz, ama karnı acıkır ya insanın, aynen o gibi kalbim acıkmışa yakın bir duygu.

    allah kimseyi kalp açlığıyla imtihan etmesin. zira karın açlığına rahmet okutıyor zaman zaman...

  • Egoları olan insanlardan nefret ediyorum. Sırf egoları için gerçeği çarpıtan her şeyi çıkarı doğrultusunda yönetmeye çalışan kişiler mahalledeki tek topun sahibi olan çocuk gibi bence. Her şey istediği gibi olsun ister. İstediğini alır istemediğini oyundan atar. Kendini çok başarılı zanneder. Lakin sadece ve sadece koca burnuyla orantılı egolarıyla bencilliğinde kaybolmuştur. Bu çocuk kendini çok iyi futbolcu zanneder lakin boş kaleye bile gol atamaz ya öyle işte.
  • Yapabildigim cok fazla sey var. Ama hicbirini yeteri kadar iyi yapamiyorum. Hicbir alanda en iyisi değilim. Bu da benim kendime itirafim olsun
  • İs ile sis'i karıştırıyorum. Açıkladıklarında "heaa tamam" deyip sonra yine unutuyorum. İstikrarlı bir gerizekalılık, maşallah.
« / 16 »